takıntı ile cümle

takıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu sorun, idollerin ve takıntılı hayran egolarının çatışmasıdır.This problem is the clash of the idol's and obsessive fan's egos.
Benim hakkımda bilmen gereken tek şey dakikliğe takıntılı olmamdır.One thing you should know about me is that I'm obsessed with punctuality.
Seni suçlamayı takıntı haline getirmiyorum.I'm not obsessed with blaming you.
Mary Tom'un takıntılı bir hayranıdır.Mary is an obsessive fan of Tom.
O, Harry Potter'ın kitapları ile takıntılı.She's obsessed with the Harry Potter books.
Karım temizlik konusunda takıntılı.My wife is obsessed with cleaning.
Onun temizlik takıntısı var.He's obsessed with cleanliness.
Karımda temizlik takıntısı var.My wife is obsessed with cleanliness.
Tom Fransıca öğrenmeye takıntılı.Tom is obsessed with learning French.
Onun futbola takıntısını anlamıyorum.I can't understand his obsession with football.
Onun futbol takıntısını anlayamıyorum.I can't understand his obsession with soccer.
Onun hokey takıntısını anlayamıyorum.I can't understand his obsession with hockey.
Benim eski erkek arkadaşım benimle takıntılı.My ex-boyfriend is obsessed with me.
Tom model trenlere takıntılı.Tom is obsessed with model trains.
Tom trenlere takıntılı.Tom is obsessed with trains.
Tom temizlikle takıntılı.Tom is obsessed with cleanliness.
Vay, gerçekten de Tom'la takıntılısın.Wow, you're really obsessed with Tom.
Senin bu takıntını anlamıyorum.I don't understand this obsession of yours.
Tom takıntılı bir toplayıcı.Tom is an obsessive collector.
Mary modaya takıntılı.Mary is obsessed with fashion.
Onun benim mükemmel olmam hakkında bir takıntısı var.She's got a hang-up about me being perfect.
Neden arabalarla bu kadar takıntılısın?Why are you so obsessed with cars?
Siz takıntılısınız.You're obsessed.
Biz takıntılıyız.We're obsessed.
Onlar takıntılı.They're obsessed.
Ben takıntılıyım.I'm obsessed.
O takıntılı.She's obsessed.
Ben gerçekten takıntılıyım.I get really obsessive.
Leyla'nın Fadıl'a olan sevgisi bir takıntı haline gelmeye başlıyordu.Layla's love for Fadil was starting to become an obsession.
Sami, Leyla'ya karşı takıntılı hale geldi.Sami became obsessed with Layla.
Leyla gizlilikle takıntılıydı.Layla was obsessed with privacy.
Leyla ateşle takıntılıydı.Layla was obsessed with fire.
Tom gizlilik konusunda takıntılıdır.Tom is obsessed with privacy.
Sami kesinlikle Leyla'ya takıntılıydı.Sami was absolutely obsessed with Layla.
Sami'nin nekrofili takıntısı vardı.Sami was obsessed with necrophilia.
Neden güce sahip olmakla bu kadar takıntılılar?Why are they so obsessed with having power?
Sami'nin Leyla'yla ilgili bir takıntısı vardı.Sami had an obsession with Layla.
Sami takıntılıydı.Sami was obsessed.
Sami'nin anime takıntısı vardı.Sami was obsessed with anime.
Sami, Leyla'ya çok takıntılıydı.Sami was so obsessed with Layla.
Tom, Eski Mısır konusunda takıntılıdır.Tom is obsessed with Ancient Egypt.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi."I find the media's obsession with promotion and demographics upsetting," Beatty said.
O zamanlardan beri bir takıntım var: en iyi sanatçı ismini bulmak.Since then, I was haunted by an obsession: to find the ideal artistic name.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.This can be characterized by unattached and unconditional generosity, giving and letting go.
Jass ailesinin hayaletlere takıntısını psikolojik yardım için bir işaret olduğunu düşünmektedir.Jazz views her parents' obsession with ghosts as a sign of needing psychological help.
Bu onda takıntı haline gelmiştir.This made him frustrated.
Ancak bu takıntısı onun hayatını ve kariyerini mahveder.One of these, however, almost destroyed his career and his life.
Şedim takıntı de sebep olabilir, ancak mutlaka kötülük değildir.The spine may cause a painful wound, but is not venomous.
Kim onları takıntı yapmaz ki?Who would not weep at this?
Temizlik takıntısı olduğu ve uçmaktan korktuğu bilinmektedir.He was reported to be afraid of flying.
İnsanların beni nasıl gördüğü yönündeki takıntılarımı konu almaktaydı.My feelings were taken from the people who described to me how they saw it.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?When Do Children Acquire Verbs?
Kontrolcü, takıntılı bir kadın.She is a harsh and controlling woman.
Takıntı derecesinde çalışan kişilere işkolik denmektedir.He appreciates people who work hard for others.
Uzakdoğu insanında böyle bir takıntı olduğu yadsınamaz.They couldn't hit an elephant at this distance.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.I've known heights of obsessive behavior I never thought about. (Laughter)
Kriket onların ulusal takıntısı olmuş. Her türlü zeminde oynarlar.Cricket is a national obsession, played at any moment on any patch of ground.
Konu hakkında bir kez sen almak o, sizinle oldukça takıntılı hale şey.The thing about the issue is that once you get it, it becomes quite obsessive with you.
Bu takıntımı yok edersenBreaking this fixation
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Well, for one thing, we're a youth-obsessed culture.

İlgili Sayfalar