takın ile cümle

takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bertarido onu karanlıkta tanıyamamıştır ve takındiğı kılıcı çekip ona hücum edip onu kılıcı ile yaralar.A sötétben Bertarido nem ismeri fel barátját, így tévedésből megsebzi őt a karddal.
Zihinsel takıntılara bağlanıp kalmaktan kaçınmanın yöntemlerini öğretir.Módszert kell adnia az elmezavarok megelőzésére.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.Ennek jellemzője a feltétel nélküli nagylelkűség, az adakozás és az elengedés.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi.A következtetés ezért azonos az összeadással és kivonással" - mondja Hobbes.
Yaşı ve görünümü en büyük takıntılarından.Nagyvárad múltja és jelenéből.
Mısır Hükümeti, 1939 yılı Eylül ayında aynı tutumu Almanya'ya karşı takınmıştır.Syyskuussa 1939 Egyptin hallitus oli toiminut samoin Saksan kanssa.
Atlara takıntılıdır.Erittäin kiinnostunut hevosista.
Basitçe bölmeleri yeniden takın.Reuna ommellaan vielä erikseen.
Ayrıca Ang Lee'nin Taking Woodstock isimli komedi-drama filminde Michael Lang'i canlandırdı.Hän esitti myös Michael Langin roolin Ang Leen elokuvassa Taking Woodstock.
Temizlik takıntısı olduğu ve uçmaktan korktuğu bilinmektedir.Pettyfer pelkää nimittäin lentämistä.
O değişken bir tutum takındı.Hän on omaksunut joustavan asenteen.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.Μεγαλύτερος "αριθμός ISO" σημαίνει μεγαλύτερη ευαισθησία.
İki komedyen hem temayı hem de takıntılı hayranları The Chaser's War on Everything programı üzerinden taşladı.Både temaet og besatte fans blev satiriseret på The Chaser's War on Everything.
Nash 23 sayısıyla takıntılıydı.Basim optrådte som nummer 23.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.En ”snenæse” med lysere strejf er acceptabel.
Ancak bu takıntısı onun hayatını ve kariyerini mahveder.Men på hans alder kan det ødelegge karrieren hans.
Bu hareket Paris ve Londra'yı, Moskava'ya karşı takınılacak tavır konusunda düşünmeye sevk etti.Partiet rettet skytset mot London og Paris, og manet til støtte for Moskva.
Atlara takıntılıdır.Forfangenhet hos hest.
We're taking the place!") diye ilân ettiler.Kami mengambil alih tempat ini!"
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Bagaimana kisah kelanjutan mereka?
Filmde kocasına takıntılı bir kadının varlığını öğrenen bir anne ve eş olan Sharon Charles'ı canlandırdı.Ia membintangi Sharon Charles, seorang ibu dan istri yang mempelajari sifat obsesif wanita terhadap suaminya.
"Scuderia Ferrari" Formula 1 otomobil yarışma takının merkezi buradadır.Mobil olahraga Ferrari Formula 1
Bu ortaya çıkınca Rachel'dan uzaklaşır, ancak Rachel onu takıntı yapmıştır.Ia datang untuk memberikan kutukan kepada Aurora walaupun Stefan sudah memohon padanya.
Erişim tarihi: 9 Haziran 2015. ^ "Taking Lives (2004)".Truy cập ngày 9 tháng 6 năm 2015. ^ “Taking Lives (2004)”.
Ancak bu takıntısı onun hayatını ve kariyerini mahveder.Chính điều này đã hủy hoại sự nghiệp và cuộc đời của ông.
Erişim tarihi: 7 Ağustos 2015. ^ "Insurgent Movie News: Filming Taking Place In Atlanta!Truy cập ngày 6 tháng 9 năm 2014. ^ “Insurgent Movie News: Filming Taking Place In Atlanta!
Scarlett'in Ashley'e olan takıntısı devam etmektedir.Cái chết của nàng đã sực tỉnh Ashley và Scarlett.
We're taking the place!") diye ilân ettiler.Chúng tôi có kinh phí, chúng tôi có địa điểm rồi."
Kurtuluş Savaşı'na karşı takındığı olumsuz tavır ile bilinir.Ông thực sự hiểu được nỗi khổ mà chiến tranh mang lại.
Şedim takıntı de sebep olabilir, ancak mutlaka kötülük değildir.また神事ではない祝辞の場合にはいやさかでも間違いではない。
Bu onda takıntı haline gelmiştir.そのことにより、難易度が易しくなった。
Hani sureti takındığını görmelerini istiyorum.サリン噴霧に使おうとしたとされる。
Basitçe bölmeleri yeniden takın.鎌やさすまたを用いる。
Atlara takıntılıdır.馬が苦手。
H Ev cinlerine takıntısı vardır.しかし彼はホームシックにかかる。
İnsanların beni nasıl gördüğü yönündeki takıntılarımı konu almaktaydı.軍が私をどう見ているのか心配だ。
Mısır Hükümeti, 1939 yılı Eylül ayında aynı tutumu Almanya'ya karşı takınmıştır.1939年9月の段階で、エジプト政府はドイツに対して国交を断絶していた。
Kurtuluş Savaşı'na karşı olumsuz bir tavır takındı.戦争への無抵抗主義を堅持する。
Yeme takıntılıdır ve sürekli « Ne zaman yiyeceğiz ? » diye sorarak Joe’yu kızdırır.ジョーに心服しつつも、いつかジョーを「食う」べく、常に機会を狙っている。
Temizlik takıntısı olduğu ve uçmaktan korktuğu bilinmektedir.高所恐怖症で、空に上がることを恐れる。
Giderken balkabağını kafanıza takın.登板時にゴーグルを着用する。
Takıntı derecesinde çalışan kişilere işkolik denmektedir.悩んで物思いにふける人に襲い掛かる。
Mısır Hükümeti, 1939 yılı Eylül ayında aynı tutumu Almanya'ya karşı takınmıştır.1939年9月,埃及政府对德国作出过相同举动。
Giderken balkabağını kafanıza takın.使用时把蓬头套在头上即可。
Kontrolcü, takıntılı bir kadın.夫人女工婦德,聿脩無倦。
Şedim takıntı de sebep olabilir, ancak mutlaka kötülük değildir.惟一欲令定國上疏認罪,不果。
Yaş takıntısı vardır ve hiçbir yerde yaşını söylememektedir.他永远长不大,也没有人知道他的年龄。
Goal! 3: Taking on the World (Dünya'yı Sallamak) ,Gol film üçlemesinin 3. filmidir.골 3(Goal 3: Taking on the World)은 영화이다.
Hani sureti takındığını görmelerini istiyorum.만약 만들어 배치시킨다고 가정하자.
Kim onları takıntı yapmaz ki?이를 참는다면 무엇인들 용서 못하랴?
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?그리고 (3) 사람들은 어떻게 새로운 문장들을 이해할 수 있을까?
Scarlett'in Ashley'e olan takıntısı devam etmektedir.하지만 이미 애슐리에 대한 스칼렛의 집착에 마음이 멀어져간 레트는 스칼렛을 떠나고 만다.
İmparatorluk, Yahudi tebaasına karşı sıklıkla vurdumduymaz ve gaddar bir tutum takınmıştır.הקיסרות הייתה לעיתים קשוחה ואכזרית ביחסה לנתינייה היהודים.
Kontrolcü, takıntılı bir kadın.אישה עצבנית ושתלטנית.
"Taking the measure of a mountain" ((İngilizce)).או: "להוריד את הירח בשבילך" (כשהכוונה לפעולה).
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi."זה פוגע ולא ראוי לתקשורת דמוקרטית", אמר גראס.
Ancak o kendisini aktör ve yazar olarak tanıtır, ozan olarak adlandırılmasına alaycı bir tutum takınırdı.אשר אליו, הוא התייחס אל עצמו כאל סופר וחסיד של מה שכינה כ"דתיות נימית".
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Чуйш ли как плачат сиромаси?
Erişim tarihi: 8 Ocak 2013. ^ "Alexander McQueen committed suicide after taking drugs".Посетен на 28 април 2010. ((en)) Alexander McQueen committed suicide after taking drugs. // BBC News.
Spielberg'in, II. Dünya Savaşı ve babasının anlattığı hikâyelerdeki hava araçlarına takıntısı vardı.Спилбърг направил и няколко филма за Втората световна война, вдъхновени от разказите на баща му за войната.
İlgili Sayfalar