takın ile cümle

takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
We're taking the place!") diye ilân ettiler.On a posé le trottoir !".
Bu ortaya çıkınca Rachel'dan uzaklaşır, ancak Rachel onu takıntı yapmıştır.Il s'enfuit avec la jeune fille, mais il semble que Rachel l'ait reconnu.
Scarlett'in Ashley'e olan takıntısı devam etmektedir.Il perçoit que l'amour de Scarlett pour Ashley ne faiblira pas.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Comment ces jeunes filles perçoivent-elles précisément les garçons ?
Carl rahatsız ve umursamaz bir tavır takınmaya başlamıştır.Un soir, Harry reçoit un appel téléphonique troublant et anonyme.
Atlara takıntılıdır.Passionné par les chevaux.
Giderken balkabağını kafanıza takın.Et porte la faluche sur la tête.
Takıntı derecesinde çalışan kişilere işkolik denmektedir.Elle cible les personnes sujettes à l'épuisement.
Taraflar ayrıca birbirlerinin müttefiklerine karşı da aynı tutumu takınacaklardır.Ils semblent qu'ils partagent les mêmes sentiments l'un envers l'autre.
Bu sebeple Nero popülerlik takıntısı olmakla eleştirilmiştir.Rose est alors jugée pour infanticide.
Çünkü hastalıkta bir takıntı söz konusu ama bunun OKB olup olmayacağı tam olarak tespit edilmemiştir.On pense que c'est une maladie de type allergique, même si cela n'est pas encore réellement prouvé et certain.
O zamanlardan beri bir takıntım var: en iyi sanatçı ismini bulmak.Desde entonces me perseguía una obsesión: encontrar el nombre artístico ideal.
Dylan Minnette: Clay Jensen, Hannah'nın yakın arkadaşı ve ona ne olduğunu anlamayı takıntılı hale getirmiştir.Dylan Minnette como Clay Jensen, es un amigo cercano de Hannah que se obsesiona con descubrir qué le sucedió.
Goal! 3: Taking on the World (Dünya'yı Sallamak) ,Gol film üçlemesinin 3. filmidir.Goal! 3: Taking on the World, tercera parte de la trilogía Goal!.
"Taking the measure of a mountain" ((İngilizce)).«Coming Down the Mountain» (en inglés).
İnsan cinselliği G-noktası Orgazm Kadınlarda boşalma ^ "Mastürbasyon Takıntısı".Zona erógena Punto G Orgasmo Eyaculación femenina Sexualidad humana Cada vez que te masturbas...
Şu anda Ipswıch Town takınında oynamaktadır.Actualmente juega en el Ipswich Town.
Uzakdoğu insanında böyle bir takıntı olduğu yadsınamaz.No veis en el Oriente Desencanto.
Kontrolcü, takıntılı bir kadın.Es una mujer controladora y compulsiva.
Bu onda takıntı haline gelmiştir.Y se postró ante Él.
Bu şarkıda LeToya vokalleri ve sözleriyle "vahşi bir kişilik" takınır.Como aquella vieja broma de escribir la palabra "venta" con un dedo en un coche sucio.
Candace, kardeşlerinin yaptıklarını Linda'ya söylemek konusunda takıntılıdır.Candace acepta que su hermano es necesario para la diversión.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.Se enamoran incondicional e irrevocablemente.
Hani sureti takındığını görmelerini istiyorum.Déjales ver tu sudor.
Partilere karşı ilk başlarda mesafeli bir tavır takındı ve dolayısıyla "tarafsız" kabul edildi.Al principio, la familia parece completamente fuera de su elemento y sorprendidos por esta "fiesta".
Ruh bilimi açısından, kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı davranış.Cómo alguien aparece también depende de las cosas y la gente alrededor de él o ella.
Teknoloji ve ete takıntılıdır.¿Qué es la tecnología dura y blanda?
Ancak bu takıntısı onun hayatını ve kariyerini mahveder.De este modo, su tío pretende arruinar su carrera.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.La abreviatura estándar «SN» es un prefijo opcional.
Ancak o kendisini aktör ve yazar olarak tanıtır, ozan olarak adlandırılmasına alaycı bir tutum takınırdı.También es conocido como escritor de cómics y como actor, aunque él mismo ha criticado su manera de actuar.
Kim onları takıntı yapmaz ki?¿Quién no lo quiere?
Bir sanatçı olarak konumuna takıntılı biri olan Nero, partileri bir sanat çalışması olarak addediyordu.Nerone, ossessionato dal suo status d'artista, certamente guardava alle sue feste come opere d'arte.
Jack hayaletleri yok etmekte takıntılı biridir ve onlardan açıkça nefret eder.Jack è ossessionato dall'eliminare tutti i fantasmi, ma è piuttosto tonto.
Ancak bu takıntısı onun hayatını ve kariyerini mahveder.Questo scandalo compromise la sua reputazione ed il prosieguo della sua carriera.
Kim onları takıntı yapmaz ki?Chi fu che non disertò?
Basitçe bölmeleri yeniden takın.Riutilizzati anche i paraurti.
En büyük takıntısı kilosu, en sevdiği şey inci kolyesi.Soprannominato El Chaio, il suo piede preferito è il sinistro.
Cezalandırmadan sonra yönetici, çalışana karşı normal tavrını takınmaya devam etmelidir.Quando il governante rimuove l'interesse, egli rimuove anche l'obbligazione naturale di obbedienza.
İmparatorluk, Yahudi tebaasına karşı sıklıkla vurdumduymaz ve gaddar bir tutum takınmıştır.Questo la porta a scene di gelosia spesso infondate.
Bu ortaya çıkınca Rachel'dan uzaklaşır, ancak Rachel onu takıntı yapmıştır.Quando la invita a dirle qualcosa, Rachel comincia a piangere.
Genellikle aşırı milliyetçi bir tutum takındı.Esisteva un forte movimento nazionalista.
Gelin ve damat yüzüklerini takınca herkes onları alkışladı.Когда жених и невеста надели кольца, все им захлопали.
Alfabe devrimi yaptık, şapka devrimi yaptık ama harflere şapka takın demedik.Мы сделали реформу языка, мы приняли закон о шляпах, но буквам шляпы одеть не сказали.
Bunun yanında sevdiklerine zarar gelmemesi için korumacı bir yapı takınmıştır.Для защиты от их набегов была построена Великая стена.
Kim onları takıntı yapmaz ki?Глупцы: кто это отрицает?
Ancak bu takıntısı onun hayatını ve kariyerini mahveder.Пьянство практически разрушило его жизнь и карьеру.
Scarlett'in Ashley'e olan takıntısı devam etmektedir.Индия застаёт Скарлетт обнимающейся с Эшли.
Atlara takıntılıdır.Ядовито для лошадей.
Genellikle aşırı milliyetçi bir tutum takındı.У нас очень патерналистское государство всегда было.
İnsanların beni nasıl gördüğü yönündeki takıntılarımı konu almaktaydı.Ещё я хотел посмотреть, как люди будут реагировать на то, что я делаю.
Ama haydutun mutlaka onun takınmış olduğu mücevherat takılarında gözü olduğu açıktır.Спьяну он хвастается, что там у него хранятся драгоценности.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Как это объяснить нашим детям?
Kurtuluş Savaşı'na karşı olumsuz bir tavır takındı.Упущены благоприятные условия для контрнаступления.
Fransa ise bir süre Rus talebine karşı tutum takınmıştır.Французский полёт был перенесён на год вперёд по просьбе российской стороны.
Ama 1320'lerde, Edward'ın yeni gözdesi Despenser ailesine karşı uzlaşmaz bir tutum takındı.Однако в 1303 году Эдуард I начал искать другую невесту для сына.
Nizâmeddîn Evliya gibi mübarek bir Allah dostuna hürmetsizlik edip, uygun olmayan tavırlar takındı.ولكن لما أرشده الله تبارك وتعالى إلى ملك اليمين بعد عجزه عن الزواج فدل على أنه لا متعة.
Avrupa ülkeleri arasında sadece Türkiye'de sigara tüketimi Arnavutluk'takinden fazladır.في أوروبا، تعد تركيا الدولة الوحيدة التي ينتشر فيها التدخين بين مواطنيها بمعدل أعلى مما هو عليه في ألبانيا.
Bunlardan en önemlisi filmin terörizm karşıtı değil aksine terörizm savunucusu bir tavır takınması iddiasıydı.لم تكن أهمية الفيلم بالنسبه لهم لمكافحه الارهاب لكن هو ادعاء لاضراب مدافعىى الارهاب .
Genellikle aşırı milliyetçi bir tutum takındı.كان هذا يحدث غالبا تحت هيكل حكومي متحد.
Kendisine takınılan bu kötü tutum üzerine ülkeyi terk etme kararını verdi.من المحرج للغاية إزالة هذه الأرض الصلبة من تحت أقدامنا.
İlgili Sayfalar