takın ile cümle
takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Eu tenho um hábito compulsivo de checar meu passaporte a cada cinco minutos quando estou viajando.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Ho un'abitudine ossessivo-compulsiva di controllare il mio passaporto ogni cinque minuti quando viaggio.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.J'ai cette obsession de vérifier mon passeport toutes les cinq minutes quand je voyage.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Op reis heb ik de dwangmatige gewoonte elke vijf minuten te controleren of ik mijn paspoort nog heb.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Tengo el TOC de controlar mi pasaporte cada cinco minutos cuando viajo.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Έχω μια συνήθεια ιδεοψυχαναγκαστικής διαταραχής να ελέγχω το διαβατήριό μου κάθε πέντε λεπτά όταν ταξιδεύω.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.У меня обсессивно-компульсивная привычка проверять паспорт каждые пять минут во время путешествий.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Also bei TED sind wir fast schon besessen von der Idee der Offenheit.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.A tak nás v TEDovi taktrochu posadla táto myšlienka otvorenosti.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Bij TED zijn we een beetje geobsedeerd door dit idee van openheid.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.En TED, nos volvimos un poco obsesivos con esta idea de apertura.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Et donc, à TED, nous sommes devenus un peu obsédés par cette idée d'ouverture.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Jadi, di TED, kami telah menjadi agak terobsesi dengan ide keterbukaan ini.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.La TED suntem cam obsedaţi de ideea de deschidere.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Nos, mi a TED-nél, kicsit megszállottak lettünk ezzel a nyíltság gondolattal.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.På TED har vi blivit lite besatta av den här idén om öppenhet.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Por isso, no TED, ficamos um pouco obcecados com essa ideia de abertura.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Quindi, a TED, siamo un pò ossessionati da quest'idea di apertura.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Tại TED chúng tôi hơi bị mê hoặc bởi ý tưởng về sự cởi mở.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.TED에서 우리는 개방성이라는 발상에 좀 집착하고 있습니다.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Tedy, na TEDu jsme se stali trochu posedlými touhle myšlenkou otevřenosti.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.W TED dostaliśmy małej obsesji na punkcie otwartości.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Στο TED λοιπόν, έχουμε αποκτήσει μια μικρή εμμονή με την ιδέα της ανοικτότητας.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Така че, в TED. ние сме станали малко обсебени от тази идея за отвореност.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Так, в проекте TED мы стали несколько одержимыми идеей открытости.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.אצלנו ב-TED, הפכנו לקצת כפייתיים עם רעיון זה של פתיחות.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.ونحن في مؤتمر تيد مهووسون قليلا في موضوع الانفتاح ذاك على العالم
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.オープンであることを追求しています 仲間うちでは「徹底的なオープン性」と呼んでいますが
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Am fi mai bine un-takin" din bagajele sale de inch "
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Bolje bi bilo, odpeljal" njegove prtljage noter! "
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Chúng tôi muốn được tốt hơn một Takin 'hành lý của mình."
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""È meglio essere un-Takin 'del suo bagaglio in"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""É melhor ser um-takin 'de sua bagagem dentro"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Jobb lenne, ha egy-Takin 'az ő poggyásza be"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""우리는 더 나은 자신의 수하물의 '인치 - 보낸이되고 싶다"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Lepiej być-Takin 'z jego bagaż w"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Mali by sme byť, takina 'jeho batožinu dovnútra"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Meidän on parasta olla A-Takin 'hänen matkatavarat sisään"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Měli bychom být, Takin 'jeho zavazadla dovnitř"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Nous ferions mieux être un-Takin 'de ses bagages po"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Sebaiknya kita bawa menjadi-'dari koper-kopernya masuk"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Será mejor que se a-takin 'in de su equipaje"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Vi är bäst att en-Takin" i bagaget i. "
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""We zouden beter een-takin 'van zijn bagage binnen"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Wir sollten besser a-Takin 'seines Gepäcks auf sein"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Θα ήταν καλύτερο να α-takin" των αποσκευών του μέσα "
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Бяхме по-добре да бъде една Takin 'на багажа му."
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Краще бути, візьму його багажу дюйма"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""Лучше быть, возьму его багажа дюйма"
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""سنكون أفضل ، تاكين' من أمتعته فيها ".
"Biz onun bagaj 'in bir takin daha iyi olurdu""彼はそれを一度にcauterisedしているはずの、"ミスターHuxterは言った、"それはすべてのATの場合は特に
Bu an'da bir vasana'yı (takıntıyı) ifade etmek için buraya çıktım.Azért jöttem ide ebben a pillanatban, hogy egy vászanáról (látens belső hajlamról) beszéljek.
Bu an'da bir vasana'yı (takıntıyı) ifade etmek için buraya çıktım.Ich bin in diesem Moment gekommen, um ein Vasana auszudrücken.
Bu an'da bir vasana'yı (takıntıyı) ifade etmek için buraya çıktım.Ik ben op dit moment opgestaan om een vasana uit te spreken.
Bu an'da bir vasana'yı (takıntıyı) ifade etmek için buraya çıktım.[Ε:] Ήρθα να μιλήσω αυτή τη στιγμή για να εκφράσω μια τάση.
Bu arada, Apple bilgisayarları seviyorum. Takıntım var.Appleコンピュータは あのPowerBookは
Bu arada, Apple bilgisayarları seviyorum. Takıntım var.Così... io amo i computer della Apple, ne sono ossessionato.
Bu arada, Apple bilgisayarları seviyorum. Takıntım var.에-- 저는 애플 컴퓨터를 좋아합니다. 정말 좋아합니다.
Bu arada, Apple bilgisayarları seviyorum. Takıntım var.Şi asta - Ştiţi, iubesc computerele Apple, sunt obsedat.
Bu arada, Apple bilgisayarları seviyorum. Takıntım var.Te tiedätte että rakastan Applen tietokoneita.
İlgili Sayfalar