takın ile cümle

takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduCu cât încercam să vorbesc mai mult cu el, cu atât devenea mai ostil.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduE più tentavo di parlargli, meno disponibile lui diventava.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduHoe meer ik met hem praatte, hoe norser hij werd.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduIm więcej z nim rozmawiałem, tym bardziej stawał się nieprzyjemny.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyordu제가 그에게 말할 수록 그는 점점 더 불친절하게 되었습니다.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduTôi càng cố gắng nói chuyện, hắn ta càng tỏ ra hung hãn
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduUmso mehr ich mit ihm reden wollte, desto unfreundlicher wurde er.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduY mientras más le hablaba, menos amistoso se ponía.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduΌσο προσπαθούσα να του μιλήσω, τόσο πιο εχθρικός γινόταν.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduИ чем настойчивее я пытался с ним поговорить, тем менее дружелюбным он становился.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduКолкото повече се опитвах да говоря с чичото, той толкова по-неприятелски се настройваше.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduוככל שניסיתי לדבר איתו, כך הוא נעשה פחות ידידותי.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyorduو كلما تحدثت معه أكثر، كلما أصبح أقل توددا.
Ben sohbeti ilerlettikçe adam daha mesafeli bir tavır takınıyordu私は韓国語が話せませんので
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Bind ze aan uw hand, draag ze op uw voorhoofd
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.du skal binde dem som et Tegn om din Hånd, de skal være som et Erindringsmærke på din Pande,
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.És kössed azokat a te kezedre jegyül, és legyenek homlokkötõül a te szemeid között.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Ikatkanlah pada lenganmu dan pasanglah pada dahimu untuk diingat-ingat
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.In priveži si jih za znamenje na roko in naj ti bodo kakor čelno vezilo med očmi.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.I przywiążesz je za znak na rękach twoich, i będą jako naczelniki między oczyma twemi.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Ja sido ne merkiksi käteesi, ja ne olkoot muistolauseena sinun otsallasi.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Khá buộc nó trên tay mình như một dấu , và nó sẽ ở giữa hai con mắt ngươi như ấn chí ;
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Khá buộc nó trên tay mình như một dấu, và nó sẽ ở giữa hai con mắt ngươi như ấn chí;
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.너는 또 그것을 네 손목에 매어 기호를 삼으며 네 미간에 붙여 표를 삼고
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Las atarás a tu mano como señal, y estarán como frontales entre tus ojos
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Och du skall binda dem såsom ett tecken på din hand, och de skola vara såsom ett märke på din panna.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Og du skal binde dem som et tegn på din hånd, og de skal være som en minneseddel på din panne.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Priviažeš si ich na znamenie na svoju ruku, a budú uzlíkom na upomienku medzi tvojimi očima,
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Să le legi ca un semn de aducere aminte la mîni, şi să-ţi fie ca nişte fruntarii între ochi.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Também as atarás por sinal na tua mão e te serão por frontais entre os teus olhos;
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Te li legherai alla mano come un segno, ti saranno come un pendaglio tra gli occh
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Tu les lieras comme un signe sur tes mains, et ils seront comme des fronteaux entre tes yeux.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.und sollst sie binden zum Zeichen auf deine Hand, und sollen dir ein Denkmal vor deinen Augen sein,
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Uvážeš je za znamení na ruce své, a jako náčelník mezi očima svýma.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.Да ги връзваш за знак на ръката си, и да бъдат като надчелия между очите ти.
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.и навяжи их в знак на руку твою, и да будут они повязкою над глазами твоими,
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.וקשרתם לאות על ידך והיו לטטפת בין עיניך׃
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.واربطها علامة على يدك ولتكن عصائب بين عينيك
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.也 要 繫 在 手 上 為 記 號 、 戴 在 額 上 為 經 文
Bir belirti olarak onları ellerinize bağlayın, alın sargısı olarak takın.也 要 繫 在 手上 為記號 、 戴在 額上 為經文
Bir coşku içinde hapsoldum Bu takıntımı yok edersen Canımı çıkarmış olursunNo dejaré que lo entierres
Bir müellif yoktur. Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.한 사람이 작가인 작업이 아닙니다. 건축가들은 작가주의에 집착하죠.
Bir müellif yoktur. Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.אין מקור, אדריכלים אובססיביים למקורות.
Bir müellif yoktur. Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.لا يوجد ابتكار .. هندسة العمارة مهووسة بالابتكار
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Bene, per una ragione, siamo una cultura ossessionata dalla gioventù.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Bueno, por una parte, somos una cultura obsesionada con la juventud.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Ei bine, pe de o parte, suntem o cultură obsedată de tinereţe.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.글쎄요, 한 가지 이유는 현재는 젊은이들의 문화가 널리 퍼져 있어
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Nun, zum Einen leben wir in einer Kultur des Jugendwahns.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Po pierwsze, naszą kulturę opanowała obsesja młodości.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Pour une raison, nous avons une obsession pour la jeunesse.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Ten eerste zijn we een cultuur die geobsedeerd is door de jeugd.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Vì 1 điều, chúng ta có nền văn hóa bị ám ảnh bởi tuổi thanh xuân.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Zaprvé, jsme kultura posedlá mládím.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Πρώτα απ'όλα είμαστε μια κουλτούρα που έχει εμμονή με τα νιάτα.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Е, първо, ние сме обсебена от младостта култура.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Одна из причин в том, что мы -- культура, помешанная на молодости.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.ובכן, הסיבה הראשונה היא שאנחנו חברה שהיא אובססיבית בנוגע לנעורים.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.حسناً، أولاً لأننا ثقافة مهووسة بالشباب.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.そこで 高齢の素晴らしい人々の周りに座して
İlgili Sayfalar