takın ile cümle

takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
And you're taking her as your wife, Mustafa?Και παίρνετε της ως γυναίκα σου, Μουσταφά;
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Chúng cũng dễ bị ám ảnh bởi những hoàn cảnh.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.De er også meget besatte af status.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Ils sont aussi obsedés par le status.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.침팬지는 또한 상대적 지위에 강하게 집착합니다.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Mają obsesję na punkcie statusu.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Prav tako so obsedeni s statusom.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Şi foarte preocupaţi de statutul social.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Sono anche molto ossessionati dallo status sociale.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Status ist ihnen sehr wichtig.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.También son muy obsesionados con el estatus.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Ze zijn ook zeer geobsedeerd door status.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Είναι επίσης πολύ παθιασμένοι με τη θέση.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Вони також одержимі статусом.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Они тоже одержимы статусом.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.Също, те имат йерархия.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.וגם חשוב להם מאד המעמד החברתי.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.كما أنهم مهووس جداً بالأوضاع.
Ayrıca statüleriyle çok takıntılılar.松沢氏が考えたのは チンパンジーは脳の活動を温存し
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.A ismeretterjesztő tudománnyal kapcsolatban van valami megszállottság a komolyság iránt.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Anda tahu, dalam komunikasi ilmu sains (IPA) terdapat obsesi dengan keseriusan.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Când vorbim despre știință, seriozitatea e deja obsesie.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.In dieser ganzen wissenschaftlichen Kommunikation sind alle so vom Ernst besessen.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.아시다시피, 과학의 세계에서는 진지함에 집착하는 경향이 있습니다.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Ni vet, när det kommer till förmedling av vetenskap så finns det en besatthet av allvar.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Sabe, na comunicação da ciência há esta obsessão com a seriedade.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Sapete, nelle comunicazioni scientifiche c'è questa ossessione per la serietà.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Veste, v znanstveni komunikaciji vlada obsedenost z resnostjo.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Viete, vo vedeckej komunikácii existuje istá posadnutosť vážnosťou.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Víte, v komunikaci na poli vědy existuje posedlost vážností.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Vous savez, dans la transmission du savoir scientifique il y a cette obsession du sérieux.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Wetenschapscommunicatie is geobsedeerd door ernst.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.W naukach przyrodniczych panuje obsesja pisania w sposób poważny.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Ya saben, en la comunicación de la ciencia hay cierta obsesión con la seriedad.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Ξέρετε, στην επικοινωνία της επιστήμης υπάρχει αυτή η εμμονή με τη σοβαρότητα.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Всеизвестно е, че научната комуникация е обсебена от сериозността си.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Научные сообщения, знаете ли, одержимы серьёзностью.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Розумієте, наукові тексти тяжіють до серйозності.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.בלימודי המדע יש הרי רצינות כפייתית.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.تعلمون ، في محاولة توصيل العلوم هناك هوس بالجدية.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.常に真面目に という固定観念が定着しています 最悪です 冗談ではありません
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.A nagyapám egyéb dolgok iránt is megszállottá tett, mint például a bűvészkedés.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Byly i další věci, které jsem díky dědovi začal zbožňovat. Třeba kouzla.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Dziadek wspierał i inne moje obsesje, np. magię.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Él, de alguna manera, alentaba mi obsesión hacia otras cosas también, como la magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Ele também acedia à minha obsessão por outras coisas, como a magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.El mi-a alimentat de asemenea obsesia către alte lucruri, cum ar fi magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Er lenkte meine Faszination auch auf andere Bereiche, wie Zauberei.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Han accepterede også mine andre besættelser, som trylleri.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Hij maakte ook grappen over mijn andere obsessies, zoals magie.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Il tolérait également mes autres obsessions, comme la magie.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.In un certo senso, inoltre, assecondò la mia ossessione anche per altre cose, come la magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Isoisäni herätti kiinnostukseni myös muunlaisiin asioihin, kuten taikuuteen.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.그분은 제게 마술같은 다른 취미도 만들어주셨습니다
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Ông cũng hay đùa vui về nỗi ám ảnh của tôi đối với những thứ khác, như ảo thuật chẳng hạn.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Μου εκπληρούσε και άλλες επιθυμίες όμως, όπως τα μαγικά.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.А еще он подтрунивал над другими моими увлечениями, типа магии.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Той донякаде угаждаше на страста ми и за други неща, като магиите.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.הוא גם הזין את האובססיה שלי לדברים אחרים, כמו קסמים.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.و قد جارى جدى نوعا ما شغفى بأشياء أخري أيضا ..كالسحر مثلا.
İlgili Sayfalar