takılma ile cümle
takılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.når du går, skal din Gang ej hæmmes, og løber du, snubler du ikke;
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Når du går, skal intet hindre dine skritt, og når du løper, skal du ikke snuble.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.När du går, skall sedan intet vara till hinder för dina steg, och när du löper, skall du icke falla;
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Quando andares, não se embaraçarão os teus passos; e se correres, não tropeçarás.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Quando cammini non saranno intralciati i tuoi passi, e se corri, non inciamperai
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Si tu marches, ton pas ne sera point gêné; Et si tu cours, tu ne chancelleras point.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Οταν περιπατης, τα βηματα σου δεν θελουσιν εισθαι εστενοχωρημενα και οταν τρεχης, δεν θελεις προσκοψει.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Когато ходиш стъпките ти не ще бъдат стеснени; И когато тичаш, няма да се спънеш.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.Когда пойдешь, не будет стеснен ход твой, и когдапобежишь, не споткнешься.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.בלכתך לא יצר צעדך ואם תרוץ לא תכשל׃
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.اذا سرت فلا تضيق خطواتك واذا سعيت فلا تعثر.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.你 行 走 、 腳 步 必 不 致 狹 窄 . 你 奔 跑 、 也 不 致 跌 倒
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.你 行走 、 腳步 必 不致狹窄 . 你 奔跑 、 也 不致 跌倒
Bana bak, Gil Ra Im. Kafaya takılmaması gereken biri değilim ben.Кил Ла Им, казах ти, че съм човек, с който трябва да се внимава.
Bana bak, Gil Ra Im. Kafaya takılmaması gereken biri değilim ben.. انظري هنا .غيل را إم . أنا لستُ شخصاً ليس عليكِ أن تقلقي لأمره
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.A školné, musím plávať, aby som dostala štipendium. Naozaj nemám čas na vaše šľachtické romániky.
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.Ich habe keine Zeit mich in das Liebesleben von euch Prinzen verwickeln zu lassen.
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.J'dois nager pour rester. J'ai pas le temps d'me prendre la tête avec vous et vos vies princières.
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.Nimam časa, da bi se vmešavala v ljubezensko življenje princev!
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.Och för kostnaden av skolan måste jag simma så att jag kan få stipendium. Jag har inte tid att hamna i pr
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.Uimiseenkin on löydettävä aikaa. Ei minulla ole aikaa sekaatua prinssi-poikien rakkauselämää
Benim aşk oyunları oynayan zengin çocukları ile takılmak için vaktim yok.Và học phí... Tôi phải bơi để có thể nhận được học bổng.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Brandet som jeg er jeg ville kalde det casual.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Die Marke, die ich bin, ist, würde ich sagen, lässige Fliege.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Het merk dat ik ben zou ik eenvoudige vlieg noemen.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Il mio "brand" direi che è "casual fly".
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.캐쥬얼한 쿨함, 이라고 부르는 것입니다.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.la llamaría 'vuelo casual'.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.La marque que je suis est, je l'appellerais, vol décontracté.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Moja marka to, powiedziałbym, odlotowy luz.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Muž 2: Moja značka je, nazval by som ju ľahostajná mucha.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Phong cách của tôi Tôi cho là mình thuộc tuýp sống tự do.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Η μάρκα που είμαι, είναι, όπως εγώ θα την έλεγα, χαλαρή σικ.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Бренд, которым я являюсь, я бы назвал его, сотрудник в штатском.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Марката, която съм, бих нарекъл, небрежно облечен.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.הוא, הייתי קורא לו, מתעופף לא רשמי.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.هو، وأود أن نسميها، تعبير حر
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.女性2:ヒッピーとヨガが混じった
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Có lần, một anh bạn của tôi, anh ấy muốn chọc tôi, bèn mang tới một bức hình, rồi bảo,
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Egy napon egy barátom, hogy bosszantson engem, hozott egy képet, és azt mondta,
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Într-o zi, un prieten de-al meu, pentru a mă ațâța, a adus o fotografie și mi-a zis:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Jedného dňa, jeden priateľ, aby ma podpichol, priniesol obrázok a pýta sa,
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Jednoho dne mi můj přítel, aby mne vykolejil, přinesl obrázek a řekl:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;하루는 친구가 저를 괴롭히기 위해 사진 한 장을 들고 와서 말했습니다.
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Op een dag bracht een vriend van mij die mij wilde plagen, mij een beeld en zei:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Pewnego dnia mój przyjaciel chciał mnie wkurzyć. Przyniósł obrazek i spytał
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Um dia, um amigo meu, para me provocar trouxe-me uma figura, e disse:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Un giorno, un mio amico, per scocciarmi, mi mostrò un quadro, e disse:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Un jour, un de mes amis, pour m'embêter, m'as montré une photo en disant,
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Един ден мой приятел, за да ме дразни, донесе една картина и попита:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;Однажды, один мой друг принёс фотографию и, полушутя, спросил:
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;יום אחד, חבר שלי, כדי להציק לי, הביא תמונה, ואמר,
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;ذات يوم، قام أحد أصدقائي، بُغْية إزعاجي، قام بجلب صورة ، وقال :
Bir gün, bir arkadaşım, bana takılmak için, bir resim getirdi ve dedi ki;私を困らせるために ある絵を持ってきて このように言いました 『この曲線の荒さはいくつだい』
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduJemand sagt mir: Hänge nicht rum
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduNågon säger till mig: "Häng inte här" det har dröjt länge
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduΚάποιος μου λέει: μη περιφέρεσαι άσκοπα...
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyorduКто-то будет мне говорить - не ходи кругом
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyordu:תרגום משמיעה וסנכרון lirazrotem :סיוע GK
# Birisi bana etrafta takılma deyip duruyordu#とても長く