tahtın ile cümle
tahtın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.וכדי רם לבבה ורוחה תקפת להזדה הנחת מן כרסא מלכותה ויקרה העדיו מנה׃
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.فلما ارتفع قلبه وقست روحه تجبّرا انحط عن كرسي ملكه ونزعوا عنه جلاله
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.但 他 心 高 氣 傲 、 靈 也 剛 愎 、 甚 至 行 事 狂 傲 、 就 被 革 去 王 位 、 奪 去 榮 耀
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.但 他 心高氣傲 、 靈也 剛愎 、 甚至 行事 狂傲 、 就 被 革去 王位 、 奪去榮耀
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.그 소문이 니느웨 왕에게 들리매 왕이 보좌에서 일어나 조복을 벗고 굵은 베를 입고 재에 앉으니라
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.Tin ấy đồn đến vua Ni-ni-ve , vua đứng_dậy khỏi ngai , lột áo_bào mình ra , quấn bao gai và ngồi trong tro .
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.Tin ấy đồn đến vua Ni-ni-ve, vua đứng dậy khỏi ngai, lột áo bào mình ra, quấn bao gai và ngồi trong tro.
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.ויגע הדבר אל מלך נינוה ויקם מכסאו ויעבר אדרתו מעליו ויכס שק וישב על האפר׃
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.وبلغ الأمر ملك نينوى فقام عن كرسيه وخلع رداءه عنه وتغطى بمسح وجلس على الرماد
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.這 信 息 傳 到 尼 尼 微 王 的 耳 中 、 他 就 下 了 寶 座 、 脫 下 朝 服 、 披 上 麻 布 、 坐 在 灰 中
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.這 信息 傳 到 尼尼微 王 的 耳 中 、 他 就 下了 寶座 、 脫 下 朝服 、 披上 麻布 、 坐在 灰中
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Este será grande e será chamado filho do Altíssimo; o Senhor Deus lhe dará o trono de Davi seu pai;
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Éste será grande, y será llamado Hijo del Altísimo; y el Señor Dios le dará el trono de su padre David
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Han skall bliva stor och kallas den Högstes Son, och Herren Gud skall giva honom hans fader Davids tron.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Han skal være stor og kaldes den Højestes Søn; og Gud Herren skal give ham Davids, hans Faders Trone.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Han skal være stor og kalles den Høiestes Sønn, og Gud Herren skal gi ham hans far Davids trone,
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Il sera grand et sera appelé Fils du Très Haut, et le Seigneur Dieu lui donnera le trône de David, son père.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.저가 큰 자가 되고 지극히 높은신 이의 아들이라 일컬을 것이요 주 하나님께서 그 조상 다윗의 위를 저에게 주시리니
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Sarà grande e chiamato Figlio dell'Altissimo; il Signore Dio gli darà il trono di Davide suo padr
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Ta bode velik in Sin Najvišjega se bo imenoval; in Gospod Bog mu bo dal prestol Davida, očeta njegovega,
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Ten będzie wielki, a Synem Najwyższego będzie nazwany, i da mu Pan Bóg stolicę Dawida, ojca jego;
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Ten bude veľký a bude sa volať Synom Najvyššieho. A Pán Bôh mu dá trón Dávida, jeho otca,
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Tenť bude veliký, a Syn Nejvyššího slouti bude, a dáť jemu Pán Bůh stolici Davida otce jeho.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Он будет велик и наречется Сыном Всевышнего, и даст Ему Господь Бог престол Давида, отца Его;
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Сей буде великий, і Сином Вишнього звати меть ся, і дасть Йому Господь Бог престол Давида, отця Його:
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Той ще бъде велик, и ще се нарече Син на Всевишния; и Господ Бог ще Му даде престола на баща Му Давида.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.והוא גדול יהיה ובן עליון יקרא ויהוה אלהים יתן לו את כסא דוד אביו׃
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.هذا يكون عظيما وابن العلي يدعى ويعطيه الرب الاله كرسي داود ابيه.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.他 要 為 大 、 稱 為 至 高 者 的 兒 子 . 主 神 要 把 他 祖 大 衛 的 位 給 他
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.他 要 為大 、 稱為 至 高者 的 兒子 . 主神 要 把 他 祖 大衛 的 位給他
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Azokban a napokban, a mikor Ahasvérus király üle királyi székében, a mely Susán várában volt,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.En aquellos días, cuando el rey Asuero se había sentado en su trono real que estaba en Susa, la capital
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.et le roi Assuérus était alors assis sur son trône royal à Suse, dans la capitale.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.i de dager da kong Ahasverus satt på sin kongetrone i borgen Susan,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.i hine Dage, da Kong Ahasverus sad på sin Kongetrone i Borgen Susan, tildrog der sig følgende.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Împăratul Ahaşveroş şedea atunci pe scaunul lui împărătesc la Susa, în capitală.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.in quel tempo, dunque, il re Assuero che sedeva sul trono del suo regno nella cittadella di Susa
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.khi vua ngự ngôi vương quốc tại Su-sơ, kinh đô người,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.khi vua ngự ngôi vương_quốc tại Su-sơ , kinh_đô người ,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.당시에 아하수에로왕이 수산 궁에서 즉위하고
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.kun kuningas Ahasveros istui kuninkaallisella valtaistuimellansa, joka oli Suusanin linnassa, tapahtui tämä.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.que, estando o rei Assuero assentado no seu trono do seu reino em Susã, a capital,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.und da er auf seinem königlichen Stuhl saß zu Schloß Susan,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.under den tiden, medan konung Ahasveros satt på konungatronen i Susans borg, tilldrog sig följande.
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.v tistih dneh, ko je sedel kralj Ahasver na kraljestva svojega prestolu, ki je bil v gradu Susanskem,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Že toho času, když seděl král Asverus na stolici království svého, jenž byla v Susan, městě královském,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.že v tých dňoch, keď sedel kráľ Ahasver na tróne svojho kráľovstva, ktorý bol na hrade Súsane,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.Że za onych dni, gdy siedział król Aswerus na stolicy królestwa swego, która była w Susan, mieście stołecznem,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.в ония дни, когато цар Асуир бе седнал на престола на царството си в столицата Суса,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.в то время, как царь Артаксеркс сел на царский престол свой, что в Сузах, городе престольном,
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.בימים ההם כשבת המלך אחשורוש על כסא מלכותו אשר בשושן הבירה׃
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.انه في تلك الايام حين جلس الملك احشويروش على كرسي ملكه الذي في شوشن القصر
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.亞 哈 隨 魯 王 在 書 珊 城 的 宮 登 基
O sırada ülkeyi Sus Kalesindeki tahtından yönetiyordu.亞哈隨魯 王 在 書珊城 的 宮登基
Oysa RAB sonsuza dek egemenlik sürer, Yargı için kurmuştur tahtını;(9:8) L`Éternel règne à jamais, Il a dressé son trône pour le jugement;
Oysa RAB sonsuza dek egemenlik sürer, Yargı için kurmuştur tahtını;(9:8) Но Господь пребывает вовек; Он приготовил для суда престол Свой,
Oysa RAB sonsuza dek egemenlik sürer, Yargı için kurmuştur tahtını;A GOSPOD stoluje na veke, pripravil je za sodbo prestol svoj.
Oysa RAB sonsuza dek egemenlik sürer, Yargı için kurmuştur tahtını;Az ellenség megszünt, elpusztult örökre; és a városoknak, a miket feldúltál még az emlékezetök is elveszett.
Oysa RAB sonsuza dek egemenlik sürer, Yargı için kurmuştur tahtını;Der HERR aber bleibt ewiglich; er hat seinen Stuhl bereitet zum Gericht,
Oysa RAB sonsuza dek egemenlik sürer, Yargı için kurmuştur tahtını;Ei s'au dus, dar Domnul împărăteşte în veac, şi Şi -a pregătit scaunul de domnie pentru judecată.