tahtın ile cümle
tahtın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!Oj, aby som vedel, kde by som ho našiel! Išiel by som až pred jeho prestol.
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!Om jag blott visste huru jag skulle finna honom, huru jag kunde komma dit där han bor!
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!Ειθε να ηξευρον που να ευρω αυτον ηθελον υπαγει εως του θρονου αυτου
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!Ах, да бих знаел где да Го намеря! Отишъл бих до престола Му,
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!О, если бы я знал, где найти Его, и мог подойти к престолу Его!
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!מי יתן ידעתי ואמצאהו אבוא עד תכונתו׃
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!من يعطيني ان اجده فآتي الى كرسيه.
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!惟 願 我 能 知 道 在 那 裡 可 以 尋 見 神 、 能 到 他 的 臺 前
Keşke Onu nerede bulacağımı bilseydim, Tahtına varabilseydim!惟願 我 能 知道 在 那 裡 可以 尋見 神 、 能到 他 的 臺前
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Abominação é para os reis o praticarem a impiedade; porque com justiça se estabelece o trono.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Bagi penguasa, berbuat jahat adalah kekejian, sebab pemerintahannya kukuh karena keadilan
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Den Königen ist Unrecht tun ein Greuel; denn durch Gerechtigkeit wird der Thron befestigt.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.E' in abominio ai re commettere un'azione iniqua, poiché il trono si consolida con la giustizia
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.En styggelse för konungar äro ogudaktiga gärningar, ty genom rättfärdighet bliver tronen befäst.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Es abominación a los reyes hacer impiedad, porque con justicia se afirma el trono
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Gnusoba je kraljem storiti krivico, ker s pravičnostjo se utrjuje prestol.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Gudløs Færd er Konger en Gru, thi ved Retfærd grundfæstes Tronen.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Împăraţilor le este scîrbă să facă rău, căci prin neprihănire se întăreşte un scaun de domnie. -
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Jumalattomuuden teko on kuninkaille kauhistus, sillä vanhurskaudesta valtaistuin vahvistuu.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.악을 행하는 것은 왕의 미워할 바니 이는 그 보좌가 공의로 말미암아 굳게 섬이니라
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Koningen moeten een afkeer hebben van goddeloosheid, want alleen oprechtheid is een goede basis voor de troon.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Làm gian ác, ấy là điều gớm ghiếc cho vua chúa; Vì nhờ công bình ngôi nước được lập vững bền.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Làm gian_ác , ấy_là điều gớm_ghiếc cho vua_chúa ; Vì nhờ công_bình ngôi nước được lập vững_bền .
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Les rois ont horreur de faire le mal, Car c`est par la justice que le trône s`affermit.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Obrzydliwością jest królom czynić niezbożność; bo sprawiedliwością stolica umocniona bywa.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Ohavností jest králům činiti bezbožně; nebo spravedlností upevňován bývá trůn.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Ohavnosťou je kráľom činiť bezbožnosť, lebo spravedlivosťou stojí pevne trón.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Ugudelige gjerninger er en vederstyggelighet for konger; for ved rettferdighet blir tronen trygget.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Útálatos legyen a királyoknál istentelenséget cselekedni; mert igazsággal erõsíttetik meg a királyiszék.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Βδελυγμα ειναι εις τους βασιλεις να πραττωσιν ανομιαν διοτι ο θρονος στερεονεται μετα της δικαιοσυνης.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Да се върши беззаконие е мерзост на царете, Защото престолът се утвърждава с правда.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.Мерзость для царей – дело беззаконное, потому что правдою утверждается престол.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.תועבת מלכים עשות רשע כי בצדקה יכון כסא׃
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.مكرهة الملوك فعل الشر لان الكرسي يثبت بالبر.
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.作 惡 為 王 所 憎 惡 . 因 國 位 是 靠 公 義 堅 立
Krallar kötülükten iğrenir, Çünkü tahtın güvencesi adalettir.作 惡為 王 所 憎惡 . 因 國位 是 靠 公義 堅立
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.A ukázal mi čistú rieku vody života, nádhernú jako kryštál, ktorá vychádza z trónu Boha a Baránka.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.De engel liet mij een rivier met het levenswater zien. Helder als kristal was het.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.E mostrou-me o rio da água da vida, claro como cristal, que procedia do trono de Deus e do Cordeiro.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.In pokazal mi je reko vode življenja, svetlo kakor kristal, izhajajočo iz prestola Božjega in Jagnjetovega.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.I ukázal mi potok čistý vody živé, světlý jako křišťál, tekoucí z trůnu Božího a Beránkova.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.I ukazał mi rzekę czystą wody żywota, jasną jako kryształ, wychodzącą z stolicy Bożej i Barankowej.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.또 저가 수정같이 맑은 생명수의 강을 내게 보이니 하나님과 및 어린 양의 보좌로부터 나서
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Mi mostrò poi un fiume d'acqua viva limpida come cristallo, che scaturiva dal trono di Dio e dell'Agnello
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Och han visade mig en ström med vatten, klar som kristall. Den gick ut från Guds och Lammets tron
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Og han viste mig en elv med livsens vann, som rant, klar som krystall, ut fra Guds og Lammets trone.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Og han viste mig Livets Vands Flod, skinnende som Krystal, udvæld de fra Guds og Lammets Trone.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Thiên sứ chỉ cho tôi xem sông nước sự sống, trong như lưu ly, từ ngôi Ðức Chúa Trời và Chiên Con chảy ra.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Thiên_sứ chỉ cho tôi xem sông_nước sự sống , trong như lưu_ly , từ ngôi Ðức_Chúa_Trời và Chiên_Con chảy ra .
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.И показал мне чистую реку воды жизни, светлую, как кристалл, исходящую от престола Бога и Агнца.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.І показав менї чисту ріку води життя, ясну як хришталь, що виходила з престола Божого і Агнцевого.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.ויראני נחל של מים חיים זך מבהיק כעין הקרח יצא מכסא האלהים והשה׃
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.واراني نهرا صافيا من ماء حياة لامعا كبلّور خارجا من عرش الله والخروف.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.天 使 又 指 示 我 在 城 內 街 道 當 中 一 道 生 命 水 的 河 、 明 亮 如 水 晶 、 從 神 和 羔 羊 的 寶 座 流 出 來
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.天使 又 指示 我 在 城內 街道 當 中 一 道 生命 水 的 河 、 明亮 如 水晶 、 從神 和 羔羊 的 寶座 流出來
Meryem'in tahtinda oturduğunu söylemek zor kahkahalar Dr. Harris:Je těžké říci, že Marie sedí na trůnu.
Meryem'in tahtinda oturduğunu söylemek zor kahkahalarMan kann nicht behaupten, dass Maria "in" ihrem Thron sitzt. (Gelächter)
Napolyon İspanya tahtına diğer kardeşi oturtmak isteyecek.Napoleon vzápětí dosadí svého bratra na španělský trůn.
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.그가 마음이 높아지며 뜻이 강퍅하여 교만을 행하므로 그 왕위가 폐한 바 되며 그 영광을 빼앗기고
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.Maar toen hij trots en overmoedig werd, is hij van de troon gestoten en van zijn eer beroofd.