tahtı ile cümle

tahtı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.אפריון עשה לו המלך שלמה מעצי הלבנון׃
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.الملك سليمان عمل لنفسه تختا من خشب لبنان.
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.所 羅 門 王 用 利 巴 嫩 木 、 為 自 己 製 造 一 乘 華 轎
Kral Süleyman tahtırevanı Lübnan ağaçlarından yaptı.所羅門 王用利 巴嫩木 、 為自己 製造 一 乘 華轎
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.A ukázal mi čistú rieku vody života, nádhernú jako kryštál, ktorá vychádza z trónu Boha a Baránka.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.De engel liet mij een rivier met het levenswater zien. Helder als kristal was het.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.E mostrou-me o rio da água da vida, claro como cristal, que procedia do trono de Deus e do Cordeiro.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.In pokazal mi je reko vode življenja, svetlo kakor kristal, izhajajočo iz prestola Božjega in Jagnjetovega.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.I ukázal mi potok čistý vody živé, světlý jako křišťál, tekoucí z trůnu Božího a Beránkova.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.I ukazał mi rzekę czystą wody żywota, jasną jako kryształ, wychodzącą z stolicy Bożej i Barankowej.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.또 저가 수정같이 맑은 생명수의 강을 내게 보이니 하나님과 및 어린 양의 보좌로부터 나서
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Mi mostrò poi un fiume d'acqua viva limpida come cristallo, che scaturiva dal trono di Dio e dell'Agnello
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Och han visade mig en ström med vatten, klar som kristall. Den gick ut från Guds och Lammets tron
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Og han viste mig en elv med livsens vann, som rant, klar som krystall, ut fra Guds og Lammets trone.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Og han viste mig Livets Vands Flod, skinnende som Krystal, udvæld de fra Guds og Lammets Trone.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Thiên sứ chỉ cho tôi xem sông nước sự sống, trong như lưu ly, từ ngôi Ðức Chúa Trời và Chiên Con chảy ra.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.Thiên_sứ chỉ cho tôi xem sông_nước sự sống , trong như lưu_ly , từ ngôi Ðức_Chúa_Trời và Chiên_Con chảy ra .
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.И показал мне чистую реку воды жизни, светлую, как кристалл, исходящую от престола Бога и Агнца.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.І показав менї чисту ріку води життя, ясну як хришталь, що виходила з престола Божого і Агнцевого.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.ויראני נחל של מים חיים זך מבהיק כעין הקרח יצא מכסא האלהים והשה׃
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.واراني نهرا صافيا من ماء حياة لامعا كبلّور خارجا من عرش الله والخروف.
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.天 使 又 指 示 我 在 城 內 街 道 當 中 一 道 生 命 水 的 河 、 明 亮 如 水 晶 、 從 神 和 羔 羊 的 寶 座 流 出 來
Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.天使 又 指示 我 在 城內 街道 當 中 一 道 生命 水 的 河 、 明亮 如 水晶 、 從神 和 羔羊 的 寶座 流出來
Meryem'in tahtinda oturduğunu söylemek zor kahkahalar Dr. Harris:Je těžké říci, že Marie sedí na trůnu.
Meryem'in tahtinda oturduğunu söylemek zor kahkahalarMan kann nicht behaupten, dass Maria "in" ihrem Thron sitzt. (Gelächter)
Napolyon İspanya tahtına diğer kardeşi oturtmak isteyecek.Napoleon vzápětí dosadí svého bratra na španělský trůn.
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.그가 마음이 높아지며 뜻이 강퍅하여 교만을 행하므로 그 왕위가 폐한 바 되며 그 영광을 빼앗기고
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.Maar toen hij trots en overmoedig werd, is hij van de troon gestoten en van zijn eer beroofd.
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.וכדי רם לבבה ורוחה תקפת להזדה הנחת מן כרסא מלכותה ויקרה העדיו מנה׃
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.فلما ارتفع قلبه وقست روحه تجبّرا انحط عن كرسي ملكه ونزعوا عنه جلاله
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.但 他 心 高 氣 傲 、 靈 也 剛 愎 、 甚 至 行 事 狂 傲 、 就 被 革 去 王 位 、 奪 去 榮 耀
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı.但 他 心高氣傲 、 靈也 剛愎 、 甚至 行事 狂傲 、 就 被 革去 王位 、 奪去榮耀
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.그 소문이 니느웨 왕에게 들리매 왕이 보좌에서 일어나 조복을 벗고 굵은 베를 입고 재에 앉으니라
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.Tin ấy đồn đến vua Ni-ni-ve , vua đứng_dậy khỏi ngai , lột áo_bào mình ra , quấn bao gai và ngồi trong tro .
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.Tin ấy đồn đến vua Ni-ni-ve, vua đứng dậy khỏi ngai, lột áo bào mình ra, quấn bao gai và ngồi trong tro.
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.ויגע הדבר אל מלך נינוה ויקם מכסאו ויעבר אדרתו מעליו ויכס שק וישב על האפר׃
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.وبلغ الأمر ملك نينوى فقام عن كرسيه وخلع رداءه عنه وتغطى بمسح وجلس على الرماد
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.這 信 息 傳 到 尼 尼 微 王 的 耳 中 、 他 就 下 了 寶 座 、 脫 下 朝 服 、 披 上 麻 布 、 坐 在 灰 中
Ninova Kralı olanları duyunca, tahtından kalkıp kaftanını çıkardı; çula sarınarak küle oturdu.這 信息 傳 到 尼尼微 王 的 耳 中 、 他 就 下了 寶座 、 脫 下 朝服 、 披上 麻布 、 坐在 灰中
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Este será grande e será chamado filho do Altíssimo; o Senhor Deus lhe dará o trono de Davi seu pai;
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Éste será grande, y será llamado Hijo del Altísimo; y el Señor Dios le dará el trono de su padre David
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Han skall bliva stor och kallas den Högstes Son, och Herren Gud skall giva honom hans fader Davids tron.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Han skal være stor og kaldes den Højestes Søn; og Gud Herren skal give ham Davids, hans Faders Trone.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Han skal være stor og kalles den Høiestes Sønn, og Gud Herren skal gi ham hans far Davids trone,
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Il sera grand et sera appelé Fils du Très Haut, et le Seigneur Dieu lui donnera le trône de David, son père.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.저가 큰 자가 되고 지극히 높은신 이의 아들이라 일컬을 것이요 주 하나님께서 그 조상 다윗의 위를 저에게 주시리니
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Sarà grande e chiamato Figlio dell'Altissimo; il Signore Dio gli darà il trono di Davide suo padr
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Ta bode velik in Sin Najvišjega se bo imenoval; in Gospod Bog mu bo dal prestol Davida, očeta njegovega,
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Ten będzie wielki, a Synem Najwyższego będzie nazwany, i da mu Pan Bóg stolicę Dawida, ojca jego;
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Ten bude veľký a bude sa volať Synom Najvyššieho. A Pán Bôh mu dá trón Dávida, jeho otca,
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Tenť bude veliký, a Syn Nejvyššího slouti bude, a dáť jemu Pán Bůh stolici Davida otce jeho.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Он будет велик и наречется Сыном Всевышнего, и даст Ему Господь Бог престол Давида, отца Его;
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Сей буде великий, і Сином Вишнього звати меть ся, і дасть Йому Господь Бог престол Давида, отця Його:
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.Той ще бъде велик, и ще се нарече Син на Всевишния; и Господ Бог ще Му даде престола на баща Му Давида.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.והוא גדול יהיה ובן עליון יקרא ויהוה אלהים יתן לו את כסא דוד אביו׃
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.هذا يكون عظيما وابن العلي يدعى ويعطيه الرب الاله كرسي داود ابيه.
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.他 要 為 大 、 稱 為 至 高 者 的 兒 子 . 主 神 要 把 他 祖 大 衛 的 位 給 他
O büyük olacak, kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona, atası Davutun tahtını verecek.他 要 為大 、 稱為 至 高者 的 兒子 . 主神 要 把 他 祖 大衛 的 位給他
Onun soyu sonsuza dek sürecek, Tahtı karşımda güneş gibi duracak,(88:37) Семя его пребудет вечно, и престол его, как солнце, предо Мною,
Onun soyu sonsuza dek sürecek, Tahtı karşımda güneş gibi duracak,(89:37) Sa postérité subsistera toujours; Son trône sera devant moi comme le soleil,

İlgili Sayfalar