Romanya’da da Rusya’nın tahrikiyle bir isyan çıktı.Azzal is egyetértett, hogy Romániában a magyarországihoz hasonló fegyveres lázadást robbantsanak ki.
Tahrik ünitesi: Güç üniteleri dizel, benzinli, elektrik motorludur.Käyttövoimana kaasu, Diesel tai sähkö.
M3 tahrikli model tamamen fansızdır.Mk II – Kokonaan panssaroitu malli.
1903 yılından bu yana Avrupa'da benzin tahrikli vagon ilk başarılı dizi yerleşik.Το 1903 κατασκεύασε την πρώτη επιτυχημένη σειρά βενζινοκίνητων σιδηροδρομικών οχημάτων στην Ευρώπη.
Kitap, Steven Meisel tarafından çekilen tahrik edici cinsel ve açık fotoğraflardan oluştu.Αποτελούταν από σεξουαλικά προκλητικές και ακατάλληλες εικόνες και φωτογραφήθηκε από τον Steven Meisel.
Başlarda Tom, Redman'ın tahriklerine cevap vermez.Στην ποστ-σίζον θα καλούνταν να αντιμετοπίσουν τους Νικς στον πρώτο γύρο.
Gazetecilere, "Yunan hükümetini, olayların tahrikçisi ve sorumlusu sayıyoruz" dedi.Κουτσόγωργας: «Καταλαβαίνει το δικαστήριο και ο ελληνικός λαός που μας παρακολουθεί».
Bu onları tahrik eder ve heyecan uyandırır.Det hæver forbandelsen og vækker hende.
Dizel lokomotifler çoğunlukla,dizel elektrik tahrikli lokomotiflerdir.Lokomotiver med elektrisk transmission kaldes dieselelektriske lokomotiver.
Hiryu 'nun tahrik gücü etkilenmemiş olmasına rağmen yangın kontrol altına alınamadı.Meskipun mesin-mesin Hiryū tidak terpengaruh, namun kebakaran tidak dapat dikendalikan.
Harekete resmen herhangi bir ad verilmemesine rağmen İlyas ona Tahrik-i Îmân derdi.Ilyas berulang kali memperingatkan kaumnya, namun mereka tetap durhaka.
Çünkü onlar erkekleri tahrik etmezler.Bukan karena dipaksa para orang tua.
Hiryu 'nun tahrik gücü etkilenmemiş olmasına rağmen yangın kontrol altına alınamadı.Cho dù động cơ của chiếc Hiryū không bị ảnh hưởng, các đám cháy đã không thể kiểm soát được.
İlk iki vagonun ve yakıt taşıyan vagonun tekerlekleri tahrikliydi.Toa đầu máy và ba toa xe đầu tiên đã bị bẹp dúm.
Yalnızca tahrik edildiklerinde ya da yanlışlıkla üzerlerine basıldığında ısırırlar.Nó chỉ cắn khi chúng ta làm đau nó hoặc chúng ta bắt nó mạnh tay.
Tahrik ünitesi: Güç üniteleri dizel, benzinli, elektrik motorludur.動力発生装置(パワーユニット) - ガソリンエンジン、ディーゼルエンジン、電動機など。
Özgün bir TGV, gaz türbini-elektrikli lokomotifler tarafından tahrikli olacağı planlandı.在最初的計畫中,TGV將由燃氣渦輪-電力機車牽引。
Kitap, Steven Meisel tarafından çekilen tahrik edici cinsel ve açık fotoğraflardan oluştu.該寫真集包括性挑釁和露骨的照片,由史蒂芬·梅塞爾(英语:Steven Meisel)(Steven Meisel)拍攝。
Ardından suç vasfı değişerek "suç işlemeye tahrik"ten tutukluluğa sevk edildiler.后来被甄邯劾奏“失礼不敬”,下狱自杀。
İtiş vektörlemesi kontrolü (TVC) sadece itiş gücü tahrik sisteminden kaynaklandığında kullanılabilir.推力矢量控制(TVC)在推进系统创建推力时被使用,
Kitap, Steven Meisel tarafından çekilen tahrik edici cinsel ve açık fotoğraflardan oluştu.이 도서에는 스티븐 마이젤이 촬영한 마돈나의 노골적이고 도발적인 성적 세미 누드집으로 이루어져있다.
"Erkek Sesinden Tahrik Olamaz mıyım?".저 마왕이 내게 속삭이는 소리가 들리지 않아요?"
Oyun Bozan ve hayvan orduları insanlara kötü davranır ve onları evlerinden tahrik ederler.도둑들은 집을 포기하고 동물들은 그곳에서 여생을 행복하게 보냈다.
O halk orada tahrik olsaydı, yürürdü.אם הייתה עונדת את הענק, הייתה מתה.
Motor gibi bir dış etkenle tahrik ediliyorsa genellikle chain gun olarak adlandırılır.Ručná reťazová píla poháňaná motorom sa zvyčajne nazýva motorová píla.
K serisi – 1,157 - 1,649 cc kayış tahrikli sıralı dört silindir motorlu.Rad K – štvorvalcové radové motory s objemom od 1 157 do 1 649 cm³ s hriadeľovým pohonom.
Motor sabit açılı iki palalı ahşap bir pervaneyi tahrik ediyordu.Hviezdicový motor poháňal drevenú dvojlistovú vrtuľu.
R serisi – 1,170 cc iki silindirli kayış tahrikli boksör motorlu.Rad R – dvojvalcové boxer motory s objemom 1 170 cm³ s hriadeľovým pohonom.
Bunu Sezar'ın cenazesinde yaptığı, halkı suikastçilerin aleyhine çeken "tahrik edici" konuşmayla başarmıştı.Taip atsitiko dėl jo „uždegančios“ kalbos per Cezario laidotuves, nukreipusios minios pyktį ant žudikų.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Die meisten von uns werden nachts von genau den Sachen angeturnt, die sie tagsüber ausdrücklich verpönen.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Di solito la maggior parte di noi si eccita di notte con le stesse cose che non accetta durante il giorno.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Dybest set vil de fleste af os om natten tænde på de selvsamme ting som vi modsætter os om dagen.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.En gros, la plupart d'entre nous est excité le soir par ces mêmes choses que l'on combat pendant la journée.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.무례함, 짓궂음. 기본적으로 우리 중 대부분이 밤에 흥분하도록 하는 것들은 우리가 낮에 행하는 일들과 반대의 것들일 것입니다.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Kort och gott; på kvällen tänder de flesta av oss på samma saker som vi demonstrerar mot på dagarna.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Legtöbben olyasmitől indulunk be éjjel leginkább, ami ellen nappal tüntetni szoktunk.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Večino izmed nas bo ponoči vzburilo to, proti čemur bomo protestirali čez dan.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.V zásadě většina z nás je více vzrušivá v noci úplně stejnými věcmi, proti kterým bychom ve dne protestovali.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Większość z nas podnieca się w nocy tym, przeciwko czemu demonstrujemy za dnia.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Βασικά οι περισσότεροι ερεθιζόμαστε τη νύχτα από τα ίδια πράγματα που μας απωθούν κατά τη διάρκεια της ημέρας.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Уночі нас збуджує те, проти чого ми виступаємо удень.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Фактически повечето от нас ги възбуждат през нощта същите неща, срещу които роптаят през деня.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.עקרונית, כולנו נידלק בלילה מאותם דברים שאנו מוחים נגדם במשך היום.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.أساسا أغلبنا سنشتغل في الليل بالأشياء نفسها التي سنقوم بإظهار عكسها أثناء اليوم .
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.日中にはそういうことを嫌いなふりをします エロチックな考えは 道徳的には問題とされます
Belirteyim, domuzun klitorisi vajinanın içinde. Dolayısıyla bu domuzu tahrik ediyor olabilir. İşte.Han de saber que en el cerdo el clítoris está dentro de vagina, así que esto debería excitarla, aquí vamos.
Belirteyim, domuzun klitorisi vajinanın içinde. Dolayısıyla bu domuzu tahrik ediyor olabilir. İşte.Il clitoride del maiale è all'interno della vagina, quindi questa è una specie di titillazione, per lei.
Belirteyim, domuzun klitorisi vajinanın içinde. Dolayısıyla bu domuzu tahrik ediyor olabilir.U świni łechtaczka jest w pochwie, więc to mogło być przyjemne.
-Belki onlardan tahrik olmuyorlardır.- Das macht nicht so viel Spaß. - Ich habe die Nase voll.
-Belki onlardan tahrik olmuyorlardır.Det kanske inte är lika kul, förstås.
-Belki onlardan tahrik olmuyorlardır.Może to ich już w ogóle nie kręci.
-Belki onlardan tahrik olmuyorlardır.- Non saranno abbastanza belle.
-Belki onlardan tahrik olmuyorlardır.-Pierde la gracia.
-Belki onlardan tahrik olmuyorlardır.Δεν είναι το ίδιο.
"Beni tahrik eden şey ne..." ve "Ne olduğun da beni isteksizleştirirsin...""Ami lelankaszt, az az..." vagy "Akkor lombozol le, amikor..."
"Beni tahrik eden şey ne..." ve "Ne olduğun da beni isteksizleştirirsin...""Cái làm tôi mất hứng là..." và"Bạn làm tôi mất hứng khi...."
"Beni tahrik eden şey ne..." ve "Ne olduğun da beni isteksizleştirirsin...""Ce mă opreşte e..." sau "Tu mă opreşti atunci când..."
"Beni tahrik eden şey ne..." ve "Ne olduğun da beni isteksizleştirirsin...""Ce qui stoppe mon désir..." et "Tu m'excites quand..."
"Beni tahrik eden şey ne..." ve "Ne olduğun da beni isteksizleştirirsin...""Co mě vytáčí..." a "Vytáčíš mě, když..."
"Beni tahrik eden şey ne..." ve "Ne olduğun da beni isteksizleştirirsin...""Det är avtändande när ...", "Du är avtändande när ..."