tadın ile cümle
tadın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.Για πολλά χρόνια, είχα μια τεράστια επιθυμία να τη δοκιμάσω.
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.Багато років потому в мене з'явилось величезне бажання скуштувати імбирного пива.
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.В продължение на много години след това изпитвах отчаян копнеж да опитам джинджифилова бира.
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.И много лет спустя у меня было сильное желание попробовать имбирный эль.
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.ושנים רבות לאחר מכן, עדיין היה לי צורך נואש לטעום בירת זנגוויל.
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.ولعدة سنوات بعد ذلك، كانت لدي رغبة جامحة في تذوّق نبيذ الجنجر.
Ve sonra yıllarca, zencefilli biranın tadına bakmak için içimde dayanılmaz bir arzu besledim.無性に飲んでみたかった でも その話はまた今度
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.A jsem si jistý, že jsem cítil badyán.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.E continuai... dissi, giuro su Dio che sapeva di anice stellato.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.E guardei — disse, sabem, juro por Deus que senti o sabor do anis.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.És azt hiszem -- azt mondom, esküszöm Istenre, hogy csillag ánizs ízt éreztem.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Et j'ai retenu... vous savez, je le jure devant Dieu, j'ai senti de l'anis.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Ik bleef -- Ik zei: "ik zweer dat ik steranijs proefde."
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.맹세컨대 스타 아니스(씨앗이 향미료로 쓰이는 미나리과 식물)의 맛도 느꼈다니까요.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Och jag lovar att jag kunde känna smaken av stjärnanis.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Sanoin, että voin vaikka vannoa maistavani rusotähtianiksen makua.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Saya terus -- sumpah pada Tuhan, saya merasakan bunga lawang.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Și tot spuneam, știi, pot să jur că am simțit anason.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Słowo daję, że wyczułem anyż gwiaździsty.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Und ich habe die ganze Zeit, ich schwör's, ich habe Sternanis geschmeckt.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Y seguí... y dije, ya saben, juro por Dios que saboreé anís estrellado.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Και όλο έλεγα, "Ορκίζομαι ότι έχει γεύση γλυκάνισου".
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.И аз..., казвам ви, кълна се в Бог, усетих вкус на звездовиден анасон.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.Я продолжил, сказав, клянусь Богом, я чувствую звёздочки аниса.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.ואני המשכתי -- אמרתי, אתה יודע, אני נשבע באלוהים שאני מרגיש טעם של כוכב אניס.
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.وانا احتفظت-- بطعم وجدته وهو طعم اليانسون
Ve yeme devam ettikçe, yemin ederim yıldız anasonun tadını bile alabiliyordum.本当です
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Alebo, jednoducho, keď si nájdete čas, aby ste spomalili a vychutnali si život.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Eller bare at tage tiden til at sætte farten ned og nyde ens liv.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.혹은 그저 단순히 속도를 늦추고 당신의 삶을 음미하며 시간을 보내는 것이기도 합니다.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Nebo jen jednoduše udělat si čas zpomalit a vychutnávat život.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Oder einfach nur sich die Zeit zu nehmen langsamer zu machen und das Leben zu genießen.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Of zelfs gewoon de tijd nemen om te vertragen en te genieten van je leven.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.O incluso simplemente tomarse el tiempo para desacelerar y saborear sus vidas.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Oppure semplicemente prendersi il tempo necessario per rallentare e assaporare la vita.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Ou même de juste simplement prendre le temps de ralentir et de savourer votre vie.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Po prostu poświęcić czas by zwonić i cieszyć się życiem.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Sau poate doar sa ne facem timp sa o luam mai incet si sa savuram viata.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Vagy egyszerűen csak időt szánunk arra, hogy lassítsunk, hogy íze legyen az életünknek.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Ή ακόμα απλώς να βρίσκεις χρόνο να επιβραδύνεις για να γευτείς τη ζωή σου.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Або навіть просто час, виділений для того, щоб сповільнити темп, відчути смак життя.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Или даже просто находите время остановиться и насладиться жизнью.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.Или дори просто да отделите времето да забавите и да вкусите живота си.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.או אפילו להקדיש זמן כדי להאט ולהתענג על החיים.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.أو حتى ببساطة مجرد أخذ الوقت لإبطاء وتذوق حياتك.
Ya da basitçe, yavaşlamaya ve hayatın tadını çıkarmaya zaman ayırmaktır.ゆっくり自分の人生を 楽しむことです 本を出版してから
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Albo o lekko kwaśnym jogurcie -- pyszne -- z truskawkami.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Atau tentang rasa asam dari yogurt -- luar biasa -- dicampur dengan buah stroberi.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Eller surheten som finns i yoghurt -- fantastisk -- blandat med jordgubbar.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.혹은 신맛이 나는 요구르트를 생각해봐요. 좋죠. 딸기와 섞인 것을 말이죠.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Oder denken Sie an das säuerliche Joghurt, wunderbar gemischt mit Erdbeeren.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.O en la maravillosa acidez del yogurt mezclada con frutillas.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Of denk aan de zuurgraad van yoghurt - prachtig - gemengd met aardbeien.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.O pensate all'acidità dello yogurt (buonissimo) mantecato con le fragole.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Ou pensem na acidez do iogurte -- maravilhosa -- misturado com pedaços de morango.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Ou pensez à l'acidité du yaourt -- merveilleux -- mélangé à des fraises.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Sau gândiţi-vă la aciditatea iaurtului -- minunat -- combinat cu căpşuni.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Vagy gondoljunk a joghurt savasságára -- csodálatos -- ami eperízzel keveredik.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Або кислинку в йогурті з полуницею -- неймовірно смачно.
Ya da yoğurdun asitli (ekşi) tadını -- harika bir lezzet -- özellikle de çilekle beraber.Или за киселинността на киселото мляко - чудесно - смесено с ягоди.
İlgili Sayfalar