3. Osmanlı Taburu, sağ kanadını geri alarak savunmayı sürdürmüştür.A 4ª Divisão foi obrigada a mover-se mais para a esquerda.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."«O peixe que gostava de ser cão».
Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir.O embaixador do México decidiu então que fosse sepultado coberto com a bandeira mexicana.
AAA Tabur Taburunda görev yaptı.Transporta a S.P.D. na batalha.
Warrior'ı bir tabuta tıktı.Admitiu dormir em um caixão.
Lakin 6 hafta sonra yine tıbbi sorunlardan dolayı taburcu oldu.Mas, seis meses depois, eles já estavam causando tumultos.
Üç taburu bulunmaktaydı.O Regimento continha três batalhões.
Üçüncü taburun gelişi 28 Nisan akşamını bulacaktır.O sorteio da quarta eliminatória realizar-se-á dia 28 de Setembro.
Taarruz Top Taburu ve bazı diğer birliklerdir.Cartas de um matuto e outros causos.
Alay 1. Tabur komutanlığına atandı.Serviu sob comando do 1.
Tabutları taşıyan gemilere saldırdılar ve cesetleri alarak kaçtılar.Ao encontrar as criaturas, eles carregaram para o caminhão.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 de março: Alemanha ocupa Tchecoslováquia.
Tabularium, geriden Roma Forumu üzerine doğru bakar.Suas cabeças foram expostas na Rostra do Fórum Romano.
Genellikle kimyasal silah olarak kullanılan bu maddeler başlıca Tabun, Soman ve Sarin'dir.As principais armas químicas desse gênero são o soman, o tabun, o VX e o sarin.
Bu açık tabut cenazeleri tarafından eğer kurban başından hasar görmüşse yapılan bir şeydir.Porém, há dúvidas se o edifício alguma dia serviu de fato como seu túmulo.
İstihkam taburları genelde aşağıdaki gibi teşkillenmiştir.Geralmente, é feito na mesma ordem posta abaixo.
Paradela - Tabuaço belediyesinde bucak.Midões - freguesia no concelho da Tábua.
Havaalanında Jack'e babasının tabutunun kaybedildiği bildirilir.Ficamos sabendo que Jack colocou o caixão de seu pai no avião para voltar à Califórnia.
I.Dünya Savaşı esnasında tabur karargâh subayıydı ve üç kere yaralandı.Durante a Primeira Guerra Mundial, ele avançou para o posto de tenente-coronel e foi ferido cinco vezes.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.De volta à ilha, Jack descobre que o caixão está vazio.
Yılmaz Erdoğan oyunun ilk gösterimine, taburundan bir günlük izin alarak katıldı.Inicialmente, a mãe ganha um prêmio da mostra de jogo e vai em um cruzeiro ao longo de um mês.
İran'da eşcinsellik toplum tarafından tabulaştırılır ve eşcinsel ilişkiler yasa dışıdır.Het bestaan van homoseksualiteit wordt ontkend in Iran en homoseksualiteit is verboden.
1911'de Annecy'deki Chasseurs Alpinler 11. Taburunun komutası verildi.In 1911 verkreeg Gamelin het commando van de 11de bataljon van de Chasseurs Alpins in Annecy.
Tedavi için hastaneye götürüldü ve bir sonraki gün taburcu edildi.Hierop werd hij naar het ziekenhuis gebracht, waar hij een dag later werd ontslagen.
Daha sonra Assen'de bir piyade taburunun komutanı oldu.Daarna werd hij als luitenant-kolonel commandant van een infanteriebataljon in Assen.
Hastanın durumuna göre ya taburcu edilir ya da hastaneye yatırılır.De patiënt wordt dan ontslagen uit (bijvoorbeeld) het ziekenhuis.
Initially, 65 tankette taburu bulunuyordu.Aanvankelijk werden 65 bataljons geformeerd, elk met 50 tankettes.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.Bovendien bestaat deze categorie vooral uit meisjes.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Zowel het café als de taxistandplaats zijn inmiddels verdwenen.
Cenazesi önce Memfis'e, oradan İskenderiye'ye götürüldü ve burada altın bir tabuta kondu.Het lijk werd tijdelijk in Memphis opgeslagen voordat het in Alexandrië werd begraven in een gouden graftombe.
Ertesi gün taburcu oldu.De volgende dag is er een defilé.
Taburlara bağlı bölükler ve onlara bağlı sınır karakolları (takım) mevcuttur.Naast de groepen met en zonder -kw- staat het Vedische Parjanya.
Tümen emrinde ayrıca iki topçu taburu vardır.Ze veroverden ook twee artilleriebatterijen.
Kazıcılar kırk tabut ve altmış iskeleti gün ışığına çıkardılar.De opgraving bracht veertig grafkisten aan het licht, met zo'n zestig skeletten.
Askerde tabur kâtipliğine kadar yükselir.Minstens compagniessterkte tot bataljonsterkte.
Tabya Bulgar taburunun eline geçti.Hij treedt op met de Bulgaarse band Epizod.
Ağır Tank Taburu bulunmaktaydı.Een dikke militaire benzinetank.
Cinsellik hâlâ bir tabudur.Seksualiteit is nog steeds een taboe.
Shew cenaze töreninin düzenlenmesine yardımcı oldu; hatta tabutu kendisi aldı.Shew pomagała w zorganizowaniu pogrzebu, a nawet kupiła trumnę.
1942 sonunda önce Saalfeld'deki alayın yedek taburuna, sonra da Jena'daki garnizona gönderildi.Koniec roku 1942 spędził w batalionie rezerwowym swojego pułku w Saalfeld oraz w garnizonie w Jenie.
1990'da gönüllü savunma taburlarına katıldı.W 1990 wstąpił do oddziału ochotników Sąjūdisu.
Daha sonra aynı alayda tabur komutanı oldu.Później jest dowódcą batalionu w tym pułku.
Eski ismi Tabur'dur."Moje imię się zużyło, Batmanie.
Daha sonra bir tabur 23 araçtan oluşturuldu.Transport składał się z 23 wagonów.
Lakin 6 hafta sonra yine tıbbi sorunlardan dolayı taburcu oldu.Po pół roku zwolniono ją ze względów medycznych.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 marca – wojska niemieckie wkroczyły do Czech.
Yirmi iki saat boyunca insanlar ve hayvanlar oradan taburcu edildi.Po drodze zabijali napotkanych ludzi i zwierzęta, zajmując 22 twierdze.
Taburcu olduktan sonra spor yorumculuğuna tekrar dönmüştür.Pomimo niepełnosprawności postanawia wrócić do sportu.
1939'da yine bir yıl taburu yöneterek 266.Ponieważ w 1939 odbył się kolejny, 26.
Tank Avcıları Taburu.Taktycznej Eskadry Myśliwskiej.
1911 - Sonradan IBM adını alacak olan "Computing Tabulating Recording Corporation" adlı şirket kuruldu.15 czerwca – w Nowym Jorku zarejestrowano firmę Computing Tabulating Recording, późniejszy IBM.
Tank Taburu'nda ise 4 KV-1, 6 T-34 ve 20 T-60 tankı faal durumdaydı.Batalion Pancerny z czterema czołgami KW-1, sześcioma T-34 i dwudziestoma T-60.
22 Temmuz günü hastaneden taburcu olur.22 lipca obchodzony jest odpust parafialny.
19 Haziran 1940'ta taburcu edildi.W dniu 19 czerwca 1940 r. został ewakuowany.
Piyade Tugayı'nın ayrı bir piyade taburunun komiseri olarak atandı.Z resztek jednostki został zorganizowany prowizoryczny oddział piechoty.
Karadaki taburlar zor durumda kalmıştır.Sytuacja w drużynie jest napięta.
Yaklaşık iki yüzyıl sonra işçiler Barnabas'ın tabutunu açarlar ve Barnabas serbest kalır.Dwa wieki później Barnabas zostaje przypadkowo uwolniony ze swojego grobowca.
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.Może być też uprawiana w skrzynkach na tarasach i balkonach.
Ertesi gün taburcu oldu.Następnego dnia ofensywa się załamała.
Esas taarruz bir kısmı taze kuvvetlerden oluşmak üzere beş tabur gücünde bir kuvvetti.Szczególnie wokół pięciu strategicznych obszarów można zbudować kompromis wszystkich sił politycznych.