Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.E usiamo la parola "niente".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.Și folosim cuvântul "nimic".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.Und wir benutzen das Wort "nichts".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.Używamy przy tym słowa "nic".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.Và chúng ta dùng từ: "Không có gì."
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.We gebruiken het woord "niets".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.Y usamos la palabra "nada".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.И използваме думата "нищо".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.И мы используем слово "ничего."
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.ואנחנו משתמשים בביטוי "שום דבר".
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.ونستخدم لفظة "لا شيء."
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.必ず何かがあるので 何もないなんてない
Ve "hiçbir şey" tabirini kullanıyoruz.우리는 이 "무" (無) 라는 단어를 자주 쓰지요.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.A leszállóegység egy biztonságos burokban van.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.E la nostra sonda è assicurata all'interno di quello che chiamiamo un aero-shuttle.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.En de lander is veilig verstopt in, wat wij noemen, een aero-shuttle.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.착륙선은 에어로쉘이라는 것 안에 안전하게 덮여 있죠.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Lądownik ukryty w tzw. "promie".
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Přistávací modul je bezpečně umístěn v tom, čemu říkáme vzdušný přepravník.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Şi naveta este bine închisă în naveta mamă.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Unser Landemodul befindet sich sicher in etwas, das wir als Aero-Shuttle bezeichnen.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Và phi thuyền của chúng tôi được nhét vào vỏ bảo vệ gọi là aeroshell.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Y nuestra sonda está asegurada dentro de lo que llamamos un aero-shuttle.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.И нашият приземителен модул е здраво мушнат във въздушната совалка.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.Наш аппарат безопасно спрятан внутри того, что мы называем аэроброня.
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.ורכב הנחיתה מאובטח בתוך מה שאנו מכנים "מעבורת אווירית".
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.و ستكون العربة الجوالة مطوية على نفسها داخل ما ندعوه بالمكوك الهوائي
Ve iniş cihazı hava-dolmuşu diye tabir ettiğimiz cihazın içine tıkıştırılmış durumda.アイスクリームのコーンのような形です
"World Wide Web" diye tabir ettiğimiz fevkalade bir dizi veya içinde fevkalade bilgi var.우리가 월드 와이드 웹이라고 부르는 이것이 사실은 놀랄 만한 질서를 가지고 혹은 놀랄만큼의 지능을 그 안에 가지고 있기 때문입니다.
"World Wide Web" diye tabir ettiğimiz fevkalade bir dizi veya içinde fevkalade bilgi var.World Wide Web collectief een buitengewone orde en intelligentie in zich heeft.
"World Wide Web" diye tabir ettiğimiz fevkalade bir dizi veya içinde fevkalade bilgi var.שאותו אנו מכנים רשת האינטרנט העולמית יש בו בעצם סדר מרשים ביותר, או אינטליגנציה מרשימה בתוכו.
"World Wide Web" diye tabir ettiğimiz fevkalade bir dizi veya içinde fevkalade bilgi var.الذي نسميه بشبكة الانترنت لديه نظام رائع أو ذكاء ملحوظ ,في داخله.
"World Wide Web" diye tabir ettiğimiz fevkalade bir dizi veya içinde fevkalade bilgi var.優れた知能が含まれているからです そしてブログ界にはこんな見込みがあると思います
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Ako rád pripomínam, toto nie sú jazzové oblasti mozgu.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Comme j'aime le dire, ce ne sont pas les zones jazz du cerveau.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Como gosto de dizer, não são as áreas do "jazz" do cérebro.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Como me gusta decir, estas no son las "zonas de jazz" del cerebro.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Ik wil benadrukken dat dit niet 'de jazzgebieden' van de hersenen zijn.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Jak zwykłem mówić, nie są to jazzowe obszary mózgu.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.제가 말하고 싶은 것처럼, 이것들은 두뇌의 재즈 영역들이 아닙니다.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Như tôi đã nói, đây không phải là các lĩnh vực nhạc jazz của não
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Nu sunt "zonele jazz" ale creierului.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Saya suka mengatakan ini bukanlah "bagian jazz" dari otak.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Szeretném leszögezni, hogy ezek nem az agy jazz területei.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Voglio precisare che non sono le "aree jazz" del cervello.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Wie ich zu sagen pflege, dies sind nicht Jazz-Areale des Gehirns.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Όπως μου αρέσει να λέω, αυτές δεν είναι οι τζαζ περιοχές του εγκεφάλου.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Както обичам да казвам, това не са джаз областите на мозъка.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.Хочу уточнить, это не джазовые области мозга.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.כמו שאני אוהב לומר, אלה לא אזורי הג'אז של המוח.
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.واريد ان اضيف .. ان هذه المناطق ليست مناطق موسيقى الجاز
Yani en sevdiğim tabirle, bunlar beynin caz alanları değil.反省 内省 ワーキングメモリなど
Yani "tembererana" bu hayaller... benim kötü duygulardan kaçabildiğim rüyalar, tabir yerindeyse.Deci "tembererana" erau aceste vise în care eu fugeam de sentimente negative, dacă pot să mă exprim așa.
Yani "tembererana" bu hayaller... benim kötü duygulardan kaçabildiğim rüyalar, tabir yerindeyse."템베레라나"에서는 벗어나고 싶은 기분 나쁜 꿈을 표현해보았습니다.
Yani "tembererana" bu hayaller... benim kötü duygulardan kaçabildiğim rüyalar, tabir yerindeyse."Темберерана" — это все те сны, в которых я убегал от всего плохого. Я могу это объяснить только так.
Yani "tembererana" bu hayaller... benim kötü duygulardan kaçabildiğim rüyalar, tabir yerindeyse.إذن "تمبريرانا" كانت هي هذه الأحلام.. التي فيها أهرب من الأحاسيس السيئة -- هذه أفضل طريقة لوصفها.
Yani "tembererana" bu hayaller... benim kötü duygulardan kaçabildiğim rüyalar, tabir yerindeyse.恐ろしい思いから 逃げ出す夢ー というのが 一番当てはまるでしょうか では テンベレラーナです
Yazmak ya da daha özel tabirle eserinizin yayınlanması şans ile de alakalı değildir.Menulis, atau secara khususnya, tentang menerbitkan, BUKANLAH tentang keberuntungan.
Yazmak ya da daha özel tabirle eserinizin yayınlanması şans ile de alakalı değildir.Об этом тоже поговорим. В писательском ремесле или, точнее, в том, чтобы тебя опубликовали, главное НЕ удача.
'Zeminden yukarı' diye tabir edilen malzemeler aslında günümüzde mevcut.Also, Bottom-up-Materialien existieren heute schon.