tabii ile cümle
tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Ich sage nicht, dass Schlangen zum Kuscheln sind.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Je ne dis pas non plus qu'on peut embrasser les serpents.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.제가 짐작하기에 여러분이 말할 수 있는것은, 제가 뱀을 확실히 껴안을 수 있다고는 말하지 않는다는 겁니다.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Nem mondom azt, hogy a kígyók ölelgetni valóak.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Nie mówię, że węże są urocze.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Nu zic că acești șerpi sunt buni de îmbrățișat.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Slangen zijn niet erg knuffelbaar.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Не казвам, че змиите са точно за гушкане.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.Я не пытаюсь доказать, что змей можно обнимать.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.אני משער. אני לא אומר שנחשים הם חביקים.
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.انا لا أقول انها حيوانات ودودة وقابله للعناق
Belli oluyordur herhalde. Ama yılanların, tam da sarılmalık canlılar olduğunu söylemiyorum tabii ki.テディベアではありませんからね
Ben 1'i yazdım ama etkisiz olacağı için yazmak zorunda değilsiniz tabii.여기 1을 쓰긴 했지만 사실 쓸 필요는 없지요
Ben 1'i yazdım ama etkisiz olacağı için yazmak zorunda değilsiniz tabii.Jedničku píšu, ale samozřejmě to není potřeba.
Ben 1'i yazdım ama etkisiz olacağı için yazmak zorunda değilsiniz tabii.Аз слагам единицата там, но това не е нужно.
Ben 1'i yazdım ama etkisiz olacağı için yazmak zorunda değilsiniz tabii.سأضع واحد هنالك ولكنكم لستم بحاجة لذلك
" Ben bunu yapamam" Aslında, bunu yapamayacak olan egomdu ve tabii egom bunu tamamen duymazdan geldi."Non posso farlo", il che significa che il mio Ego non può farlo e lui mi ignorò.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Adică, Huck, bineînțeles, era uriaș.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Chodzi o to, że Huck oczywiście był olbrzymi.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.저는 물론 Huck이 매우 훌륭했다고 생각해요.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Ik bedoel, Huck was natuurlijk geweldig.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Je veux dire, bien sûr, Huck était formidable.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Ovviamente, voglio dire, Huck era incredibile.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Quiero decir, que Huck, por supuesto, era tremendo.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Искам да кажа - Хък, разбира се, е бил невероятен.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.Конечно, Гек Финн потрясающий.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.האק, כמובן, היה יוצא מן הכלל.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.اقصد ان هاك , بالـتأكيد كان رائعًا.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.いかだの上での名場面だ ハックがした事を覚えているかい?
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Alors, j'ai pris ça comme un défi, en fait.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Asa ca am luat raspunsul lui ca pe o provocare.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Así que me lo tomé como un desafío, básicamente.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Considerei isso como um desafio.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Dat zag ik min of meer als een uitdaging.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Dies nahm ich im Prinzip als Herausforderung an.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Ezt én gyakorlatilag kihívásként fogtam fel.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Joten otin sen haasteena.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.그래서 저는 그것을 도전으로 받아들였습니다. 원칙적으로요.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.La presi in pratica come una sfida.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Potraktowałem to jako wyzwanie.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Så, det tog jeg som en udfordring, dybest set.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Så, jag tog det som en utmaning, helt enkelt.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Takže tohle jsem si v podstatě vzal jako výzvu.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Takže v podstate som to zobral ako výzvu.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Vậy nên, tôi coi đó là một thử thách, bình thường.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Βασικά αυτό το πήρα σαν πρόκληση.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Е, аз приех това като предизвикателство.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.Ну что ж, я принял цифру в качестве первого ориентира.
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.אז לקחתי את זה כאתגר
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.لذلك إعتبرت ذلك تحدٍ شخصي .. وبصورة أساسية ..
Ben de bunu bir meydan okuma olarak aldım tabii.(笑い)
- Ben de gelebilir miyim? - Tabii ki.- Por supuesto.
Ben olsaydım, tabii ki... ...biraz gönülsüz olurdum.Ha rólam lenne szó, természetesen... Egy kissé vonakodnék.
Ben olsaydım, tabii ki... ...biraz gönülsüz olurdum.Si c'était moi, bien sûr... je serais un peu réticent.
Ben de ona, "Tabii, bilirim. Böyle olur."Ce se va întâmpla?" "cineva va chema șeriful."
Ben de ona, "Tabii, bilirim. Böyle olur."Čo sa potom stane?" "niekto na mňa zavolá šerifa."
Ben de ona, "Tabii, bilirim. Böyle olur.""Jemand wird den Sheriff rufen."
Ben de ona, "Tabii, bilirim. Böyle olur."Le dije, "Claro, y llegaría ese mismo tipo con la pistola para llevarte preso,
Ben de ona, "Tabii, bilirim. Böyle olur." O da bana;다시 말했습니다. "아까 그 놈이랑 똑같은 놈이 오겠죠. 거 참 썩을 놈이네요, 그쵸?"
Ben de ona, "Tabii, bilirim. Böyle olur.""Oui, la même personne qui viendra armée d'un pistolet et t'emmènera.