tabii ile cümle

tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aranızda görebilenler kaç tane nota çaldığımı bilecek, ama tabii Derek göremeyecek.デレクには見えません 彼は 音の数を把握するだけでなく
Araştırma notlarını buldunuz mu? Evet, tabii.-Löysittekö muistiinpanot?
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.De nem akartuk Arkhimédészt valóban kitenni ennek a sugárzásnak.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.En realidad no íbamos a poner a Arquímedes dentro del acelerador.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.In die bundel gingen we Archimedes niet steken.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.In realtà non avevamo intenzione di sottoporre Archimede a quel fascio.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.아르키메데스 문서를 그 광선에 쏘이려는 건 아니었어요
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Não íamos mesmo colocar Arquimedes nesse feixe.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Nie zamierzaliśmy wsadzać rękopisu w promień.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Nous n'allions pas vraiment mettre Archimède dans le faisceau.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Nu aveam de gând să-l punem pe Arhimede în acel fascicul.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Ve skutečnosti jsme se nechystali vystavit Archiméda tomu paprsku.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Vi ville ikke lægge manuskriptet ind i strålen.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Wir wollten jetzt nicht den Archimedes in diesen Strahl halten.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Βέβαια δε θα βάζαμε το κείμενο του Αρχιμήδη σ' εκείνη την ακτίνα.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Мы не собирались помещать текст Архимеда в этот поток.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.Нямаше да сложим ръкописа на Архимед в този поток.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.כמו קווארק הצ'ארם ולפטון טאו.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.الآن نحن لم تكن فعلا سنقوم بذلك لكتابات أرخميدس.
Arşimet'i o ışının altına koyacak değildik tabii ki.電子が光速で回る時に
Aşabilirsin de tabii, çünkü bu özellikler, onlar da çok yüksek özellikler.Keressünk valami elterelő dolgot.
Aşabilirsin de tabii, çünkü bu özellikler, onlar da çok yüksek özellikler.Můžete to překonat, samozřejmě, protože tyto kvality jsou také vyšší kvality.
Aşabilirsin de tabii, çünkü bu özellikler, onlar da çok yüksek özellikler.Può trascendere, naturalmente, perché quelle qualità, ma sono anche qualità piu' alte
Aşabilirsin de tabii, çünkü bu özellikler, onlar da çok yüksek özellikler.Tu peux transcender, bien sûr, parce que ces qualités, elles sont aussi des qualités supérieures.
Aşk... Tabii ki bazıları için önemli olmalı. Fakat, aşkın cahil hastalığı yüzünden...Cinta... tentu saja harus seseorang yang penting. tapi karena mengabaikan cinta bodoh
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.E questo non dovrebbe cambiare nulla, in particolare se siamo nel primo quadrante.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.바뀌는 건 없습니다 특히 제I사분면에서요
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.Nemělo by to nic změmit, zejména v prvním kvadrantu.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.To nie powinno zmienić czegokolwiek jeśli jesteśmy w pierwszej ćwiartce.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.Und das sollte nicht etwas ändern, vor allem wenn Sie im ersten Quadranten.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.Y esto no debería cambiar nada, especialmente si estás en el primer cuadrante.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.Και αυτό δεν θα πρέπει να αλλάξει τίποτα, ιδιαίτερα εάν είστε κατά το πρώτο τεταρτημόριο.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.וזה לא צריך לשנות שום דבר, במיוחד אם אתם נמצאים ברביע הראשון.
Aslında hiçbir şey değişmeyecek, tabii birinci bölgedeyseniz.وهذا لا يجب ان يغير من اي شيئ، بشكل خاص اذا كنت في الربع الاول
Aslında tabii ki gerçek değildiler, ama bir çocuk olarak bana çok yakın ve gerçek göründüler.In realtà non esistevano, ma all'epoca li sentivo vicini e reali.
Aslında tabii ki gerçek değildiler, ama bir çocuk olarak bana çok yakın ve gerçek göründüler.אבל בשבילי כילדה, הם הרגישו כל כך קרובים,
Atilla Bey'in daveti daha önemli tabii.Είπα όχι, μαμά..Αχ..
Atilla Bey'in daveti daha önemli tabii.Тогава не ставай грулав и ела възможно най-бързо.
A treninin hızı ve sonra tabii ki, B treninin hızı var. -기차 A의 속도가 있으니 기차 B의 속도도 있어야 겠네요.
A treninin hızı ve sonra tabii ki, B treninin hızı var. -Derudover har vi hastigheden for tog B. Den kalder vi vb.
A treninin hızı ve sonra tabii ki, B treninin hızı var. -Velocidade do trem A, e é claro você tem a velocidade do trem B.
A treninin hızı ve sonra tabii ki, B treninin hızı var. -Velocità del treno A, e poi naturalmente hai la velocità del treno B.
A treninin hızı ve sonra tabii ki, B treninin hızı var. -Скоростта на влак А и след това, разбира се имате скоростта на влака В.
A treninin hızı ve sonra tabii ki, B treninin hızı var. -列車Bの速度は、 方向に関係なく
Aynı şey. Ve tabii ki Billingsgate, 1980'lerin ortalarına kadar işletilmiş olan,אם מסתכלים על המפה של לונדון במאה ה-17,
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.De lever i træerne i alle kropsstørrelser, og, selvfølgelig, lever de på landjorden.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Ellas habitan los árboles de todos tamaños y, por supuesto, habitan en la tierra.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Ils habitaient dans les arbres quelle que soit leur taille, et, bien sûr, ils habitaient sur terre.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.그들은 나무에 삽니다. 물론, 땅에서도 삽니다.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Ne asuttavat kaikenkokoisia puita ja luonnollisestikkin, ne asuvat maalla.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Occupavano gli alberi quale che fosse la loro stazza, e, naturalmente, abitavano anche la terra ferma.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Sie bewohnen in jeder Größe die Bäume und sie bewohnen natürlich das Land.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Ze bewonen de bomen in alle lichaamsmaten, en natuurlijk bewonen zij ook het land.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Żyją też na drzewach, oraz na lądzie.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Они обитают в деревьях любых размеров, и, конечно, они живут на земле.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.Те населяват дърветата във всички телесни размери, и, разбира се, населяват земята.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.יש עופות מתחפרים. יש חיים על העצים בכל הגדלים,
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.وطيور ذات أحجام مختلفة تقطن الأشجار وبالطبع فهم يقطنون على اليابسة أيضا
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.もちろん 地上を制覇しています 私たちが最初にこれが鳥だと言い始め
Babalar, tabii ki, tahmin edebileceğiniz gibi,A viete si predstaviť, čo mi povedali:

İlgili Sayfalar