tabii ile cümle

tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Die verklaarden hem ronduit voor krankzinnig.
Tabii Taker bu adamları birer birer dövdü.Butterfield heeft één slag voorsprong op hen.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Zijn motieven worden duidelijk naarmate de film vordert.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Uiteindelijk is Wilkes naar Amerika gegaan om daar zijn carrière voort te zetten.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Zijn dood kwam vrij plotseling.
Tabii başka zorluklarda vardır.Maar ze heeft nog andere problemen.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Vindt u het belangrijk dat u in de trein koffie kunt verkrijgen?
Tabii ki hiçbir girl band, Spice Girls'ün tahtını ele geçiremedi.De derde stroming zou samenvallen met het optreden van de Spice Girls.
Bu pek tabii idi.Dat is zeker.
Floransa'dan ve tabii ki Ponte Vecchio'dan geçer.Langs de Arno, tussen Uffizi en de Ponte Vecchio.
Bir çocuğun doğum günü olduğunda tabii ki kutlama yapılır.Als een kind jarig is, is er natuurlijk feest.
Çok çalışırsan, tabii ki geçersin.Als je hard werkt, ga je natuurlijk over.
Bunu burada olmayanlar için yapıyor ve özellikle tabii ki Syd için".Tak czy inaczej, robimy to dla każdego, kogo nie ma tu z nami, a częściowo, oczywiście, dla Syda".
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.Allah zamierzał stworzyć najwyższą po sobie istotę – człowieka – z prochu ziemi.
Tabii ki idolüm Madonna.Madonna, właśc.
Artık daha kısık sesle şarkı söylüyorum... tabii ki bir kadına göre," dedi.Teraz śpiewam nisko... cóż, dla kobiety tak."
Sonra onları takib edenler(tâbiun), sonra onları takib edenler(etbâu’t-tâbiin)dir.Ci którzy podjęli wędrówkę zwani byli Eldarami, natomiast ci którzy pozostali – Avarimi (qya.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.W swojej przygodzie gracz nie pozostaje osamotniony.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Po zakończeniu filmu rozległy się owacje.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.To jest dla mnie właśnie to.
Tabii bu doğru değildi."Ale to nieprawda".
Çoğu M1 tüfeği Amerikan askerlerine hizmet etmiştir, tabii ki bir kısmı da diğer ülkelere verilmiştir.Karabiny M1 znajdowały się przez wiele lat na uzbrojeniu armii, głównie sojuszników USA.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.W tym czasie zdecydował się osiedlić w Wiedniu i tam kontynuować swoją karierę.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Bliżej, niż się wydaje.
Tabii ki yetiştirmiştir.Wychowywał się w Ráztočno.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.Gracze mogą w każdej chwili blefować.
Bu pek tabii idi.To niemal pewne!
Cam kırdı. (herhangi bir cam) Camı kırdı. (o camı tabii ki!)Okno się stłukło. ≈ Piłka stłukła okno.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.Powstanie osiedla dla pracowników tejże fabryki stało się priorytetem.
Tabii bu beklenti kişinin beklentisinin ne düzeyde olduğu ile ilgilidir.Jeśli tak, to w jakim stopniu przewidywania te zgadzają się z faktami?
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Nikt nie wiedział, co się z nim stało.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Pałuki - historia.
Tabii ki bu hikâye yalnızca bir şehir efsanesiydi.Jest to jednak w całości miejska legenda.
Tabii ki Devlerin kraliçesi Thork (kılık değiştirmiş Loki) hariç.34), Królowa Czarnej Kałuży (odc.
Çünkü tabii arka bahçesini kaybetmişti.Cierpiał na zanik korowy tylny.
Tabii bunların bugüne kadar ulaşamayan çeşitleri de vardır.Istnieje także kilka propozycji, które nie zostały do tej pory wprowadzone w życie.
1964 yılında tabii senatörlükten istifa etti.W lutym 1946 ustąpił także ze stanowiska senatora.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Wkrótce znów tragicznie ginie.
Tabii ki tam bir komedi olur.Występował jako komik.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Jego misja zakończyła się jednak niepowodzeniem.
Tabii, anlamak isteyene...Gdybym wtedy wiedział co robię...
(Mektupları postaladım tabii!)Radni piszą list! (pol.).
Tabii ki, yapı dönemin duygularını kısıtlı anlatımında klasik değildir.Na jego obrazach prawie nigdy nie brakuje elementów architektury.
Tabii ki de Kaiji'nin bu kadar büyük bir mevlayı ödeyecek parası yoktur.Karmelitom zabrakło funduszy na zrealizowanie tak dużego projektu.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Są głównymi wrogami Ziemi.
Ardından Zülfü de tabii.Potem o nich głucho.
Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz.Sztuczny miód nie zawiera unikatowych składników obecnych w miodzie naturalnym.
Tabii iyi bir nedeni var.Ma powody.
Daha sonta Kufe'de tabiin neslinden Amr bin Mürre'den ders aldı.Między innymi z tego powodu od czasu do czasu w Aschaffenburgu spotykają się znani artyści kurantowi.
Darülfünun Ulumu Tabiiye ve Hukuku Mektebiye mezunudur.Studium na temat ginajkokracji świata starożytnego podług natury religijnej i prawnej.
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.Ten początkowo się oparł temu pomysłowi, ale ostatecznie uznał, że jego ojciec się nie zmienił.
En iyi oyuncusu tabii ki de Engin Öztonda'dır..Najlepiej, jeśli jest to osoba niepaląca.
Sonra onları takib edenler(tâbiun), sonra onları takib edenler(etbâu’t-tâbiin)dir.Därefter de som efterträder dem, och därefter de som efterträder dem.”
Besteci ve eleştirmen Robert Schuman iki çeşit güzellik ayırt etmiştir, tabii ve şiirsel.Tonsättaren och kritikern Robert Schumann skiljde mellan två typer av skönhet, naturlig och poetisk skönhet.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.Han har dessutom gröna ögon.
Şiirsel güzellik tabii güzellğin bittiği yerde başlar.Poetisk skönhet börjar där den naturliga skönheten slutar.
Tabii ki idolüm Madonna.För andra betydelser, se Madone.
Ve ukala kedi tabii ki bunu kaldıramaz.Den spetsiga eggvinkeln tål inte det.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Namnet blev dock kortvarigt.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Och det är precis vad han har efter sig.

İlgili Sayfalar