Tabii başka zorluklarda vardır.Тут є, звичайно, свої складнощі.
Tabii bunlar sadece düşmanlar için geçerli değil, takım arkadaşlarınız da bu özelliklere sahip.Причому не тільки для їхніх авторів, але і для тих, хто з цими вірусами бореться.
Tabii bundan Fernando Jose'nin de haberi yoktur.І про Джорджоне не написав.
Tabii ki Devlerin kraliçesi Thork (kılık değiştirmiş Loki) hariç.Алікі Вугуклакі: некоронована королева (рос.)
Tabii ki, Rusya da tüm devlet özniteliklerine sahiptir.Звичайно, Росія також має усі державні атрибути.
Tabii ki sana yardım edeceğim.Звичайно, я допоможу тобі.
Ve ukala kedi tabii ki bunu kaldıramaz.Toto plemeno koček nelíná.
Tabii ki idolüm Madonna.MÁZDROVÁ, Kateřina.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Dobrý den, nevěděl by někdo, co je to?
Böyle bir şey yok tabii.Není žádná taková věc.
Tabii olarak Hindistan'da yetişir.Pěstuje se zejména v Indii.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Tj. existuje právě jedno řešení.
Afrika Birliği kendi içinde bir anayasal anlaşmaya tabiidir.Africká unie přijala ustavující smlouvu.
Tabii, anlamak isteyene...Hm, kdo by to řek...
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Adorační den připadá na 5. listopad.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Třebíč - Historie .
Tabii ki bunda küçükbaş hayvan sayısının azalmasının da etkisi vardır.Příčinou je i prostý strach před tímto zvířetem.
Tabii ki kimse onun gibi olamaz.Nikdo takový se však nenašel.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Nejradši jsem tam, kde zrovna nejsem.
Muhtasarun fi't Tabiiyat (Fizik ilimine dair.)We'll Just Act Natural (Budeme se chovat normálně).
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Ta je s ní nadmíru spokojená.
Tabii ki onlar onun bencil olduğunu söyler.Obviní ji, že je sobecká ženská.
Fakat Nat tekrar bu teklifi Tabii ki biliyorum ama yapmayacağım diyerek ikinci kez geri çevirdi.Gil požádal Annu podruhé o ruku a tentokrát už ho neodmítla.
Bu doğru değil tabii.Není to ovšem pravda.
Tabii ki bu hocanız oyunun içinde yaratılmış.Toto vykání je součástí hry.
Ülkenin en büyük tabii zenginliği petrol ve doğal gazdır.Dalším neméně důležitým zdrojem pro místní ekonomiku je ropa a zemní plyn.
Tabii ki tam bir komedi olur.Vždyť je jen docela obyčejný komediant.
2005 yılında yenilenen kilise 2012 yılında restorasyona tabii tutulmuştur. ^ "Surp Hıreşdagabed Kilisesi".Můžeme se ještě změnit?, Kostelní Vydří 1995 Pastorační situace u nás.
Tabii ki ilk önce Spike'ın mezar odasına gider.Zde se nalézala rodinná hrobka Starcků.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Připravoval se v Lohje a ke konci sportovní kariéry v Nivale.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.Tao viděl jako přirozený zákon, který je každý a všechno přinuceno dodržovat.
Tabii ki yürüyüş yapmak ve bisiklet sürmek isteyenlere de güzel yerler ve olanaklar vardır.Pro skákavkovité, kteří mají dobrý zrak, jsou důležité různé posunky a tance.
Tabii ki dolunayın katkısı da büyük.Důležité jsou i zárubně.
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.Naučil se karate od svého dědečka, který trénoval Bobbyho Wasabiho všechny jeho filmy.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.Ca urmare, și muncitorii fabricii deveneau la rândul lor ținte ale războiului.
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.El a învățat karate de la bunicul său, care de asemenea l-a instruit pe Bobby Wasabi.
Artık daha kısık sesle şarkı söylüyorum... tabii ki bir kadına göre," dedi.Acum cânt destul de jos pentru o femeie”.
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.La această universitate a urmat cursuri de limbă engleză timp de mai multe luni.
Tabii ki idolüm Madonna.În Duzs, Mária.
Tabii yanında gitarını getirmemişti.În demersul său este ajutat de nelipsita-i chitară.
Tabii ki bu durum Vedik zamanında farklıydı; çünkü o zamanki yaşam koşulları farklıydı.Nu și-au vorbit însă deloc în acea perioadă din cauza stilurilor de viață complet diferite pe care le aveau.
Tabii olarak Hindistan'da yetişir.Se cultivă și în India.
Bu sebeple her türlü hipotez, sürekli olarak deneylere tabii tutulabilir.Drept urmare, fiecare celulă va fi perfect izolată de celelalte, permițând efectuarea experimentelor.
Bu şifreyi çözen kişi ise tabii ki Uzumaki Naruto olur.În acest loc, ceva țintește viața lui Naruto Uzumaki.
Tabii ki tankların çatışmalardaki önemini de atlamamak gerek.Dar nu se putea infrunta cu tancurile inamice în condiții de egalitate.
Fakat Salieri tabii ki de bunları öğrenir.Sam află de asta și îi spune lui Salieri.
Tabii ki bazı kısa bacaklı dinozorlar vardı.IUCN. ^ Uliu cu picioare scurte Accipiter brevipes.
Tabii ki bunlara video ve medya kaynakları da eklenebilir.Pe lângă asta se poate tuna atât caroseria cât și grafic.
Örneğin metan tabii gazların temel maddesidir.Compania folosește gazul metan ca materie primă.
Hayvanın tabii cildi gözükür, göze herhangi bir hata gözükmez.Animalul are percepții, el nu are conștiință de sine.
Germe işlemi sadece tabii lifler üzerinde etkili olur.Ejacularea prematură afectează numai bărbații.
(Mektupları postaladım tabii!)(Kérlek, mutasd meg a fényképeket!)
Tabii bu doğru değildi."Ez nem volt igaz.”
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Senki nem tudja pontosan, hogy mi történt vele.
Tabii ki Hurley hepsinden çok üzülüyor.Hurley örül, hogy mindaketten életben vannak.
Tabii ki idolüm Madonna.Rohr, Magdolna.
Bu elbise, kanı tabii hâliyle tutmaya yarar.Csak így tudjuk vérünket tisztán tartani.
Tabii ki yetiştirmiştir.Köztük nevelkedett fel.
Tabii bu olay gazetecileri de ilgilendirmektedir.Az eset a sajtó érdeklődését is felkeltette.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Zoboralja – Történelem.