Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Są głównymi wrogami Ziemi.
Bu yapay bileşikler halindeki katı maddelere doğada tabii halde rastlanmaz.Sztuczny miód nie zawiera unikatowych składników obecnych w miodzie naturalnym.
Tabii iyi bir nedeni var.Ma powody.
Daha sonta Kufe'de tabiin neslinden Amr bin Mürre'den ders aldı.Między innymi z tego powodu od czasu do czasu w Aschaffenburgu spotykają się znani artyści kurantowi.
Darülfünun Ulumu Tabiiye ve Hukuku Mektebiye mezunudur.Studium na temat ginajkokracji świata starożytnego podług natury religijnej i prawnej.
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.Ten początkowo się oparł temu pomysłowi, ale ostatecznie uznał, że jego ojciec się nie zmienił.
En iyi oyuncusu tabii ki de Engin Öztonda'dır..Najlepiej, jeśli jest to osoba niepaląca.
Besteci ve eleştirmen Robert Schuman iki çeşit güzellik ayırt etmiştir, tabii ve şiirsel.Tonsättaren och kritikern Robert Schumann skiljde mellan två typer av skönhet, naturlig och poetisk skönhet.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.Han har dessutom gröna ögon.
Şiirsel güzellik tabii güzellğin bittiği yerde başlar.Poetisk skönhet börjar där den naturliga skönheten slutar.
Tabii ki idolüm Madonna.För andra betydelser, se Madone.
Ve ukala kedi tabii ki bunu kaldıramaz.Den spetsiga eggvinkeln tål inte det.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Namnet blev dock kortvarigt.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Och det är precis vad han har efter sig.
Tabii ki yetiştirmiştir.Han är uppstånden.
Tabii ki tam bir komedi olur.Istället är den en renodlad komedi.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Kungen själv medverkar dock inte i handlingen.
Bu pek tabii idi.Självklart skulle vi det.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Denna misslyckades med sitt uppdrag.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Han ville helst av allt återvända till Korsika och fortsätta sin karriär där.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Malmö: Historiskan.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.För andra betydelser, se Cinco de Noviembre.
“Bunun yanı sıra, tabii ki teorik çalışmalar da bağlamsal açıdan tartışılarak yürütülecektir.”I teorin fungerar kommunismen också, i teorin".
Tabii ki bunlara video ve medya kaynakları da eklenebilir.Man kan även ha med ljudfiler och videoavsnitt.
Tabii ki hiç yemek yemezsen öleceksin fakat ne yediğinde önemli.De tänker inte när de äter och de äter inte när de tänker.
Tabii bu doğru değildi."Så var dock inte fallet."
Yarışma tabii ki radyodan da naklen yayınlanacaktır.Innan dess sändes tävlingen i radio.
Tabii ki Hurley hepsinden çok üzülüyor.Haddock blir mycket upprörd.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Och jag är nöjd med hur det blev.
Cam kırdı. (herhangi bir cam) Camı kırdı. (o camı tabii ki!)Torven skakades loss från våra innertak och glaset bröt sig lös ur fönsterramarna."
Matematk Parametreleri sağlayan üst kapsamı ise tabii ki İDEA'dır.METAR-koden för isnålar är IC.
Tabii ki kimse onun gibi olamaz.Ingen kan göra det.
Kendisine sadece kişisel muhafızı ve tabii ki Macrinus eşlik ediyordu.Han samarbetade huvudsakligen med Charlier, men även med exempelvis René Goscinny.
Fatih Terim tabii ki çok büyük bir isim.Terrängen på Namu är mycket platt.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Han går med glädje med på det.
Ayrıca genişletme paketinde yeni üniteler, görevler ve tabii ki müzikler vardı.Dessa expansioner innehöll nya enheter, uppdrag, multiplayerkartor samt även nya musikspår.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Därefter vet man inte med säkerhet vad som hände med honom.
Tabii ki Chomsky bu davranışları ile anarşist kesimden büyük bir tepki aldı.Chomsky har under hela sitt politiska liv uttryckt ett starkt ogillande inför marxismen.
Bunu burada olmayanlar için yapıyor ve özellikle tabii ki Syd için".Так чи інакше, ми робимо це для кожного, кого немає з нами, і частково, звичайно, для Сіда».
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Дайте мені його хоч за горло подержати.
Tabii ki hiç yemek yemezsen öleceksin fakat ne yediğinde önemli.А коли ви їсте та коли ви п'єте, чи ж то не собі ви їсте й не собі ви п'єте?»
Tabii ki idolüm Madonna.Слався, богине!
Tabii bu doğru değildi."Але це не так.»
Tabii ki yetiştirmiştir.Проте він не добудований.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.План був простий – отримати розподіл на роботу в Ленінграді і залишитися тут жити.
Tabii ki başarısız olurlar.Але це їм не вдається.
Tabii ki, hayır!..Звичайно ж, ні.
Tabii iyi bir nedeni var.Існувала якась причина.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Всі світові лідери.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Плоскирів: давня історія.
Sol tarafta görünen yüksek yapı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'dır.У лівому верхньому кутку екрану знаходиться шкала енергії та репутації головного героя.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Він дуже ретельно спланував свою смерть.
Kendisine sadece kişisel muhafızı ve tabii ki Macrinus eşlik ediyordu.З великою повагою ставився до канцеляристів і сам гетьман.
Tabii, anlamak isteyene...Жінка, яка вміла кохати...
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.На жаль Юї не любить все, що Нобунага рекомендує.
Max Weber geçmişte yaptığı için bu tabii ki yeni bir şey değil.Найбільший вплив на нього мали роботи Макса Вебера, з якими він не зустрічався до того.
Tabii ki tankların çatışmalardaki önemini de atlamamak gerek.Історичних деталей про участь танків у боях залишилося небагато.
Tabii olarak, bu türe, sonradan bulunan yeni alttürler tanımlanmak şartıyla ilave edilebilir (E).На основі цього, можна сформулювати наступні визначення цих явищ.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Що сталося з нею, ніхто не знав.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Аттіла, здається, не може повірити у те, що трапилося.