tabii ile cümle
tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Claro, é exatamente o que queremos.
Sonra onları takib edenler(tâbiun), sonra onları takib edenler(etbâu’t-tâbiin)dir.Ao que se seguiu foram interrogados alguns dos membros da seita, os quais, após confissão, se retrataram.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.O lugar no qual estou feliz.
Tabii ki idolüm Madonna.Fiúza, Mário.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Ambos estavam destinados a morrer tragicamente antes dela.
Tabii iyi bir nedeni var.Mas há uma razão.
"Tabii ki imzayı attığım için çok mutluyum."Estou muito feliz em anunciar a nossa decisão.
Tabii bu galibiyette babası Bob'un da büyük payı vardı.Por outro lado, a avó de Obama tinha muito orgulho dessa origem.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.O nome foi de curta duração.
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.Ninguém demonstrou qualquer simpatia por Jacobi.
Tabii ki yetiştirmiştir.Ele foi cremado.
Tabii ki bu hikâye yalnızca bir şehir efsanesiydi.Acredita-se que esta história se trata apenas de uma lenda.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Existe apenas uma saída.
(Mektupları postaladım tabii!)(Arranja os papéis.)
Tabii Randy ve babası, çoktan tüymüşlerdi.Sandino e seus homens haviam fugido muito antes.
Bunlar tabii afetlerden değil, kusurlardan oldu” sözlerini dile getirdi.Não, estes não são homens, são demônios.", e, por respeito, concordou com estes termos. .
Tabii ki de O görünmezdir ve kolaylıkla maddenin içinden geçebilir.Ele pode se tornar intangível e passar facilmente por meio de material sólido.
Tabii ki yağmur eksik olmaksızın sürekli vardır.Esta área é geralmente sem chuva.
İşte o anda ben sudaki balık kadar mutlu olurum tabii.Nesse tempo era usada como cais de pesca.
Bu sözlerde şarkının melodisine konu oldu tabii".É um complemento da melodia da canção."
Tabii Taker bu adamları birer birer dövdü.Kopa marcou um desses gols.
"Tanrı'ya inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Tabii ki inanıyorum." cevabını vermiştir.Quando perguntada se acreditava em vida após a morte, respondeu que "sim, acho que acredito".
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esta notícia deixa Ricardo muito insegura.
Tabii bunların bugüne kadar ulaşamayan çeşitleri de vardır.Mas mesmo assim há algumas que ainda não estão estragadas.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Caratinga: História de Caratinga.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez".«Restoque e InBrands desistem de fusão».
Tabii kariyerinde kendine nasıl bir yol çizdiğine bağlı.Porém, precisava, de algum modo, abrir caminho pra sua carreira solo.
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır.Nesta cachoeira, há uma entrada secreta.
Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabiî ki bu bir muhtıradır.Daarop riep zij uit: "Dit is werkelijk een gouden dal!"
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.(Dat betekent dat God als de schepper van de aarde en de mensen daar mee kan handelen naar Zijn goeddunken).
Tabii ki idolüm Madonna.CUR, Gouda.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.In het spel is het personage nooit alleen.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Op dit gebied is het de wereldleider.
Tabii iyi bir nedeni var.Maar daar is een reden voor.
Zeatin tabii olarak meydana gelen ve bol miktarda bulunan serbest bir sitokinindir.De veelvraat is een forse, gespierde marterachtige.
Tabii ki tam bir komedi olur.In eerste instantie had het een komedie zullen worden.
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.Hij heeft karate geleerd van zijn grootvader, die ook Bobby Wasabi heeft getraind voor al zijn films.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.Hij heeft groene ogen.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Er is maar een weg.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Op het nippertje ergens in slagen.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Dat maakt hem blij.
Tabii ki her gelenekte farklıdır.Alle gevels zijn verschillend.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Zijn missie was mislukt.
Tabii ki buna Sasuke de dahildir.Dit is Sasuke wel gelukt.
Kendisine sadece kişisel muhafızı ve tabii ki Macrinus eşlik ediyordu.Hier stond hij onder hoede van begeleider en coach Jo Moerman.
Tabii ki bunu üst düzey subaylar içinde büyük çapta bir değişiklik izledi.Een grootschalige verandering van hoofdofficieren volgde.
Tabii bu doğru değildi."Het was er gewoon niet."
Tabii ki etde yerler ama fazla aramazlar.Ze gaan van boord, maar vinden weinig interessants.
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır.In de voorgevel bevindt zich een verdiepte ingang.
İlçede tabii göl ve akarsu bulunmamaktadır.Het gaat dan dus niet om logies en ontbijt.
Tâbiîn (Arapça: تَابِعُونْ ; tâbiûn / tâbi olanlar), bir İslâm dinî terimi.Lichenoïd is afgeleid van lichen(-planus)-achtig.
Yarışma tabii ki radyodan da naklen yayınlanacaktır.De wedstrijd wordt meestal rechtstreeks op de radio uitgezonden.
Tabii ki bu tarifnamede kullanılan x ve y eksenleri yönü isteğe bağlıdır.In welke vorm X en Y vrijkomen hangt af van het specifieke geval.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Wanneer de twee kinderen proberen te krijgen ontdekken ze dat dat nooit zal lukken.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.Ook konden artiesten er live optreden.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Niemand weet wat er met hen gebeurd is.
Çünkü tabii arka bahçesini kaybetmişti.Hij viel hun achterhoede aan.
İşte o anda ben sudaki balık kadar mutlu olurum tabii.In die tijd maakte men zich al net zo druk over overbevissing in de Noordzee als tegenwoordig.
"Tabii ki fiili hareketi yapan gençlerdir.Spelende kinderen hebben de officiële status van voetganger.
Bu, tabii ki, tüm parçacık özellikleri için de geçerlidir.Dit geldt voor alle Splintersoorten te gelden.