tabii ile cümle
tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.И очень этим довольна.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Но никому не известно что с ним произошло.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Однако имеется и ещё один путь.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.Рабочие Завода — это, в первую очередь, мастера своего дела.
Tabii, anlamak isteyene...Но кто знает будущее...
Ancak tabii ki modemin tüm işlevlerini yerine getiremez.Мы знаем, что мы не сможем реализовать всю нашу программу.
İbn Hibbân'da tabiin olduğunu belirtmiştir.Мухаммад ибн Хиндушах Нахчивани.
Sonra onları takib edenler(tâbiun), sonra onları takib edenler(etbâu’t-tâbiin)dir.Те, кто совершил хадж без умры, после тавафа выполняют сай.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.У него зелёные глаза.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Он пытался изобразить из себя сумасшедшего.
Daha sonra R2-D2 buradan kaçarak ve tabii ki C-3PO'yu peşine takarak Obi-Wan'ı bulmaya koyulmuştur.На следующий день R2-D2 сбегает, вынуждая Люка и C-3PO искать его.
Tabii ki kimse onun gibi olamaz.Никто, кажется, так не сумел бы.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Все полководцы мира.
Böyle bir şey yok tabii.Ничего подобного нет.
Tabii ki bu tanım, yapılabilecek tek mümkün tanım değildir.Вот только это далеко не последний выбор, что ей предстоит сделать.
16 Kasım - İsmet İnönü, "İlk Tabii Senatör" oldu.16 декабря — «Завтрак у предводителя».
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Родился в Лионе, окончил там лицей.
Böyle biri tefekkürde tabii bir uyanıklığa haizdir.В самой его физиономии есть что-то безусловно зверское.
Tabii bu olay gazetecileri de ilgilendirmektedir.Новость о происшествии моментально заинтересовала журналистов.
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.Предвзято относилась к Джону, но в конце концов его простила.
Tabii bu doğru değildi."Разве это не правда?"
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.Припущенниками были отец Бабиша и он сам.
Fakat Salieri tabii ki de bunları öğrenir.Но только Лили знает об этом.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Впрочем, она провалила свою миссию.
Tabii ki bunda küçükbaş hayvan sayısının azalmasının da etkisi vardır.Таким образом группа также привлекает внимание к проблеме этого малочисленного вида животных.
(Tabii ki yeni nesil artık böyle değil.)(«Эта земля больше не ваша!»).
Meğerse bir kısmının içi yanıyormuş, Tabii yapalım oldu.Часть перепрятали, а многое пришлось сжечь.
Ve bu tanımlama tabii ki "beyaz erkek heteroseksüel kapitalist" sosyal hiyerarşisine göre.По материалам: «Персоналии белорусской социологии».
Tabii ki de Kaiji'nin bu kadar büyük bir mevlayı ödeyecek parası yoktur.Жоли не имел средств для приобретения достаточно крупного камня.
Tâbiîn (Arapça: تَابِعُونْ ; tâbiûn / tâbi olanlar), bir İslâm dinî terimi.Хөрмәтлемәет әфәнде: повесть / М. Кабиров. — Каз.
Bu sebeple her türlü hipotez, sürekli olarak deneylere tabii tutulabilir.ولهذا السبب؛ فإن كل الافتراضات المتنوعة تخضع إلى التجارب بشكل مستمر.
Tabii bu doğru değildi."هذا ليس صحيحا."
Ancak tabii ki bir yolu vardır.وإن هنالك تدبيراً .
Tabii ki ayrıca Dünya Takımı var.لديها أيضًا نظام الفريق.
Tabii ki yetiştirmiştir.وهكذا كانت ولادته.
Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabiî ki bu bir muhtıradır.جنة المأوى: قال عزّ و جلّ : عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى (سورة النجم، الآية 15).
Tabii ki tankların çatışmalardaki önemini de atlamamak gerek.ولم يقتل أي فرد من أطقم الدبابات، في العديد من الاشتباكات بالدبابات.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.لدي عيون خضراء.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.في الأساس، الرئيس حر التصرف بمفرده.
Bu pek tabii idi.هذا أمر لا شك فيه.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.أهم يوم في الاسبوع هو بلا شك الثلاثاء.
Tabii ki buna Sasuke de dahildir.علاوة على ذلك ، سيقوله سياران بالتأكيد أيضًا.
Tabii bütün bunlar elektrik akımıyla şartlandırma yoluyla mümkün olmaktadır.لأنها تتحول بكاملها إلى طاقة وضع.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.لكن المظاهر قد تخدع.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.ولا أحد يَعرف ماذا يُوجد وراءه.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.هيرودوت: Historien.
Böyle bir şey yok tabii.ولكن لا شيء من هذا القبيل.
Tabii bunda Riley'nin yardımları azımsanacak cinsten değildi.و لكن هذا لم يكن كافياً لتتوقف مساعدات عائلة إيرينى لهما.
Tabii ki idolüm Madonna.In Nolen، Stephanie.
Tabii kâfur, monoterpenik bir maddedir.المونوباكتامات Monobactams عبارة عن مضادات حيوية.
Tabii ki istisnalar da söz konusudur.و: كيانات تكون كلمات.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.ووردت للاثبات في ديوانه.
Landis ve setin diğer üyeleri soruşturmaya tabii tutuldu.تم اتهام لانديس وأربعة أعضاء آخرين من الطاقم بتهمة القتل الخطأ.
Tabii ki, hayır!..إلى..؟ لا شي...
"Tanrı'ya inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Tabii ki inanıyorum." cevabını vermiştir.وكانت إجابتها عندما سئلت إذا كانت تؤمن بالآخرة هي "نعم.
Tabii Oscar bunu kabul etmez ama sonra kız gibi giyinir.يولد فاكافين كذكر ولكن يلبس، ويتصرف كأنثى.
Tabii yüzde yüz amatörce.وهي مائة من الإبل.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.فلقد كان يرى أن الطاوية عبارة عن قانون طبيعي يُجبر كل شخص وكل شيء على اتباعها.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.ولكن هذا ما يشاءه، وما سيكون عليه.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.كان هذا الاسم أقل حزمًا إلى حدٍ ما.