Tabii ki tankların çatışmalardaki önemini de atlamamak gerek.ولم يقتل أي فرد من أطقم الدبابات، في العديد من الاشتباكات بالدبابات.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.لدي عيون خضراء.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.في الأساس، الرئيس حر التصرف بمفرده.
Bu pek tabii idi.هذا أمر لا شك فيه.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.أهم يوم في الاسبوع هو بلا شك الثلاثاء.
Tabii ki buna Sasuke de dahildir.علاوة على ذلك ، سيقوله سياران بالتأكيد أيضًا.
Tabii bütün bunlar elektrik akımıyla şartlandırma yoluyla mümkün olmaktadır.لأنها تتحول بكاملها إلى طاقة وضع.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.لكن المظاهر قد تخدع.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.ولا أحد يَعرف ماذا يُوجد وراءه.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.هيرودوت: Historien.
Böyle bir şey yok tabii.ولكن لا شيء من هذا القبيل.
Tabii bunda Riley'nin yardımları azımsanacak cinsten değildi.و لكن هذا لم يكن كافياً لتتوقف مساعدات عائلة إيرينى لهما.
Tabii ki idolüm Madonna.In Nolen، Stephanie.
Tabii kâfur, monoterpenik bir maddedir.المونوباكتامات Monobactams عبارة عن مضادات حيوية.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.ووردت للاثبات في ديوانه.
Landis ve setin diğer üyeleri soruşturmaya tabii tutuldu.تم اتهام لانديس وأربعة أعضاء آخرين من الطاقم بتهمة القتل الخطأ.
Tabii ki, hayır!..إلى..؟ لا شي...
Tabii Oscar bunu kabul etmez ama sonra kız gibi giyinir.يولد فاكافين كذكر ولكن يلبس، ويتصرف كأنثى.
Tabii yüzde yüz amatörce.وهي مائة من الإبل.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.فلقد كان يرى أن الطاوية عبارة عن قانون طبيعي يُجبر كل شخص وكل شيء على اتباعها.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.ولكن هذا ما يشاءه، وما سيكون عليه.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.كان هذا الاسم أقل حزمًا إلى حدٍ ما.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Claro, é exatamente o que queremos.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.O lugar no qual estou feliz.
Tabii ki idolüm Madonna.Fiúza, Mário.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Ambos estavam destinados a morrer tragicamente antes dela.
Tabii iyi bir nedeni var.Mas há uma razão.
Tabii bu galibiyette babası Bob'un da büyük payı vardı.Por outro lado, a avó de Obama tinha muito orgulho dessa origem.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.O nome foi de curta duração.
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.Ninguém demonstrou qualquer simpatia por Jacobi.
Tabii ki yetiştirmiştir.Ele foi cremado.
Tabii ki bu hikâye yalnızca bir şehir efsanesiydi.Acredita-se que esta história se trata apenas de uma lenda.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Existe apenas uma saída.
(Mektupları postaladım tabii!)(Arranja os papéis.)
Tabii Randy ve babası, çoktan tüymüşlerdi.Sandino e seus homens haviam fugido muito antes.
Bunlar tabii afetlerden değil, kusurlardan oldu” sözlerini dile getirdi.Não, estes não são homens, são demônios.", e, por respeito, concordou com estes termos. .
Tabii ki de O görünmezdir ve kolaylıkla maddenin içinden geçebilir.Ele pode se tornar intangível e passar facilmente por meio de material sólido.
Tabii ki yağmur eksik olmaksızın sürekli vardır.Esta área é geralmente sem chuva.
İşte o anda ben sudaki balık kadar mutlu olurum tabii.Nesse tempo era usada como cais de pesca.
Bu sözlerde şarkının melodisine konu oldu tabii".É um complemento da melodia da canção."
Tabii Taker bu adamları birer birer dövdü.Kopa marcou um desses gols.
Tabii ki bu Gaara’yı dengesiz bir duruma sokmuştur.Esta notícia deixa Ricardo muito insegura.
Tabii bunların bugüne kadar ulaşamayan çeşitleri de vardır.Mas mesmo assim há algumas que ainda não estão estragadas.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Caratinga: História de Caratinga.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez".«Restoque e InBrands desistem de fusão».
Tabii kariyerinde kendine nasıl bir yol çizdiğine bağlı.Porém, precisava, de algum modo, abrir caminho pra sua carreira solo.
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır.Nesta cachoeira, há uma entrada secreta.
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.(Dat betekent dat God als de schepper van de aarde en de mensen daar mee kan handelen naar Zijn goeddunken).
Tabii ki idolüm Madonna.CUR, Gouda.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.In het spel is het personage nooit alleen.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Op dit gebied is het de wereldleider.
Tabii iyi bir nedeni var.Maar daar is een reden voor.
Zeatin tabii olarak meydana gelen ve bol miktarda bulunan serbest bir sitokinindir.De veelvraat is een forse, gespierde marterachtige.
Ardından Zülfü de tabii.Potem o nich głucho.
Tabii ki tam bir komedi olur.In eerste instantie had het een komedie zullen worden.
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.Hij heeft karate geleerd van zijn grootvader, die ook Bobby Wasabi heeft getraind voor al zijn films.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.Hij heeft groene ogen.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Er is maar een weg.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Op het nippertje ergens in slagen.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Dat maakt hem blij.