tabii ile cümle
tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.Suo nonno era il sensei di Bobby Wasabi, ed anche il suo.
Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabiî ki bu bir muhtıradır.Le sue ultime parole, secondo testimoni, furono: "Such is life" ("Così è la vita").
Tabii ki idolüm Madonna.Voce principale: Madonna.
Tabii ki, bu ona kötü şeyler yaptırıyor." der.Ma è pur vero che gli fa fare delle cose cattive."
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Mordimi sul collo, ti prego!
Artık daha kısık sesle şarkı söylüyorum... tabii ki bir kadına göre," dedi.Ora canto piuttosto basso... beh, comunque basso per una donna».
Hızlı UDMA5 ve UDMA6 modları tabii ki 80 iletken kabloya ihtiyaç duyarlar.Le modalità ancor più veloci, UDMA5 e UDMA6 richiedono anch'esse cavi con 80 conduttori.
Tabii yaşam alanı kuzey Meksika'ya kadar uzanır.Il suo areale si estende fino al Messico settentrionale.
Tabii iyi bir nedeni var.Una ragione c'è.
Tabii d2'deki tavşan d1, c2 ya da d3'e itilemez çünkü bu karelerde taş var.Si noti che il coniglio in d2 non può essere spinto verso d1, c2, o d3, poiché queste caselle non sono vuote.
(Mektupları postaladım tabii!)("Le abbiamo fottutamente spese tutte, non è vero?").
Tabiidir ki bu bir efsanedir ve ona göre değerlendirmek gerekecektir.Certo, è un romanzo, e come tale va considerato.
Tabii ki II. Dünya Savaşı'nda Şvayk adıyla.Schweyk nella seconda guerra mondiale.
Daima doğru amaç için, tabii.Il quale ha per definizione sempre ragione.
Tabii ki bu durum Vedik zamanında farklıydı; çünkü o zamanki yaşam koşulları farklıydı.Non credo che fosse perché io apparivo diverso all'epoca.
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.Il progetto fu, ancora una volta, scartato perché troppo costoso.
Mark Arm yıllar sonra "Tabii ki grunge'ı ben uydurmadım.Anni dopo Arm dichiarò: "Ovviamente, non ho inventato .
Buna tabii tüm koloniler de dahildi.E per fare questo vennero uccisi anche tutti i coloni.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.È il dominatore della terra.
Amy çocukları dağıtmaya çalışır, ama beceren tabii ki Buffy olur.I ragazzi stanno tutti bene, anche se Buffy è piuttosto stanca.
Kazaskerler Divan-ı Hümayun'un tabiî azasıydı.Gli insediamenti erano relativamente al sicuro dagli attacchi dei Goti.
Tabii ki etde yerler ama fazla aramazlar.È commestibile, ma non molto ricercato dai pescatori.
Tabii ki Max ve Gwen de oradadır.A questo punto rimangono Cameron e Gwen.
Tabii ki yetiştirmiştir.È stato cremato.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Infatti, è proprio quello che vuole fare.
Tabii yüzde yüz amatörce.100 Amatori, pag.
Dawn tabii bunu fark edip kitaba bakar.Solo Lea sembra conoscerlo e leggergli nell'animo.
"Tabii ki imzayı attığım için çok mutluyum.Il fatto è che sono contenta di averla scritta.
Tabii bu zengin alternatif seçenekleri yeni mezunların karar verme sürecini geciktirmektedir.Questa disciplina secondaria ha introdotto dei nuovi criteri di attribuzione dei contributi.
Bu sözlerde şarkının melodisine konu oldu tabii".Sostanzialmente è questo il contenuto della canzone".
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Nessuno sa cosa le sia successo, nessuno vuole darle spiegazioni.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Suggeriva che fossero pazzi.
Burada yine tabii ve doğal mağaralar bulunmaktadır.Sono state inoltre trovate caverne e archi naturali.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.AA.VV., Sul crinale della storia.
Bunun da tabii yolu, sahip olunan emeğin bu harici mallara katılmasıdır.Ossia, in altre parole, approssimare la funzione continua passante per i suddetti punti.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Marina, me lo prepari un caffè?».
Orada 1 ay boyunca İngilizce kurslarına tabii tutmaktadır.Tuttavia, ha completato solo un corso di inglese durato otto mesi.
Bana "Hangi fırka kazanıyor?" diye sormuş; "Tabii bizim fırka Paşam" cevabını vermiştim.Replicò l'uomo che aveva parlato dicendo: «Dimmi che cosa è l'iḥsān».
Toprakların tabii eğilimi %2’den fazladır.Possibilmente non più del 2%.
Bunu başarmak için Yazılım Takımı ile birlikte calışır ama takıma tabii olmaz.Viene per esercitarsi con noi, per stare con la squadra, ma non ho minuti per lui.
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.Nell'anime, la falce non è della Morte: Dante infatti la sottrae ad un arcidiavolo.
Tabii bu galibiyette babası Bob'un da büyük payı vardı.Difatti padre Brown è esistito veramente.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.In breve si trovarono circa alla nostra altezza.
Tabii ki heycan vericiydi.Ovviamente era spazzatura.
(Tabii ki yeni nesil artık böyle değil.)Il segreto, ormai, non è più tale.
Sorunlar sadece bunlarla sınırlı da değildir tabii...Sfortunatamente i problemi non si limitarono a quello.
Fakat Salieri tabii ki de bunları öğrenir.Marinelli però vorrebbe esserne sicuro.
Tabii bütün bu paralar Türkiye'nin hesabına borç olarak yazılıyordu.Questi titoli erano tutti parte della parìa di Scozia.
Tabii ki başarısız olurlar.Tuttavia, falliscono.
Floransa'dan ve tabii ki Ponte Vecchio'dan geçer.Ha sede a Magenta, in località Ponte Vecchio.
Tabii bu da savas gemilerinin yapımını mecbur kılmıştır.Era una base per la creazione delle navi da guerra.
Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabiî ki bu bir muhtıradır.Раздосадованный царь произнёс: «Вот загвоздка!».
Artık daha kısık sesle şarkı söylüyorum... tabii ki bir kadına göre," dedi.Теперь я довольно низко пою… ну, для женщины».
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Горжусь тем, откуда я.
Tabii ki bu hikâye yalnızca bir şehir efsanesiydi.Видимо, этот случай был городской легендой.
Hızlı UDMA5 ve UDMA6 modları tabii ki 80 iletken kabloya ihtiyaç duyarlar.Более быстрые режимы UDMA5 и UDMA6 также требуют 80-проводного кабеля.
Tabii ki idolüm Madonna.Была мечеть, медресе.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Mocumentary: история вопроса.
Tabii ki bu durum Vedik zamanında farklıydı; çünkü o zamanki yaşam koşulları farklıydı.Конечно, жизнь не была одинаково хороша для всех — в то время существовало огромное социальное неравенство.
Daima doğru amaç için, tabii.Всегда шёл за целью.