tabii ile cümle
tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Daher kann das Spiel nicht alleine gespielt werden.
Ve bu tanımlama tabii ki "beyaz erkek heteroseksüel kapitalist" sosyal hiyerarşisine göre.Also dieses unmarkierte Gesinge eines männlichen weißen Heterosexuellen.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.Sie haben grüne Facettenaugen.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Der Name hielt sich jedoch nur kurzzeitig.
Buna tabii tüm koloniler de dahildi.Der Übernahme folgten dann auch jeweils die Kolonien.
Ancak tabii ki dış ilişkileri SSCB yönetiyordu.Die Betriebsführung lag bei der SSB.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Sie erlitt einen tragischen Tod.
Tabii ki tam bir komedi olur.Diesmal sollte es eine Komödie sein.
Tabii yaşam alanı kuzey Meksika'ya kadar uzanır.Südlich reicht das Gebiet bis zum nördlichen Mexiko.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Das Kirchweihfest ist am 5. November.
(Tabii ki yeni nesil artık böyle değil.)(Die dritte Generation wurde nicht mehr ausgeliefert.)
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Herodot: Historien.
(Mektupları postaladım tabii!)(Aus seinen Briefen).
Fakat huş ağacı kabuklarına yazıldığı düşünülen orijinal kitap, (tabii gerçekten var olduysa) kaybolmuştur.In diesem Buch geht es jedoch nur um den Tod des ersten Dombaumeisters, der vom Gerüst gefallen sein soll.
Bu sebeple her türlü hipotez, sürekli olarak deneylere tabii tutulabilir.Daher werden alle Verwandtschaftshypothesen immer nicht experimentell zu bestätigende Hypothesen bleiben.
Tabii olarak meydana gelen ABA’nın büyük çoğunluğu cis formdadır.Einer, dem die kubische Masse das Formelement ist. ...
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır.In die Kapelle führt ein schlichter Eingang.
Daima doğru amaç için, tabii.Insgesamt komme es immer auf den richtigen Maßstab an.
Bu doğru değil tabii.Das stimmt natürlich nicht.
Dolayısıyla birbirlerinin cinsel uzuvlarına dokunmaları tabiidir.So werden sie gegenseitig Zeuge ihrer sexuellen Erlebnisse.
Tabii ki her gelenekte farklıdır.Jedes Readymade ist verschieden.
Tabii ki bu durum Bursa Veteriner Fakültesi’nden at sahiplerine bildirilmişti.Das Schulgebäude wurde an den Besitzer der Burggastwirtschaft verkauft.
Tabii ki başarısız olurlar.Doch sie scheitern.
Tabii ki. Bol şans!Bien sûr. Bonne chance !
Tabii ki yapabilirsin.Bien sûr que tu peux.
Tabii ki anlıyorum.Bien sûr que je comprends.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Fais-moi un peu de café, veux-tu ? — Bien sûr, bien sûr...
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.Il a créé l'Univers, il a créé la Terre, il a créé les humains, et que reçoit-il en réponse ?
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Pourtant, il y a une solution.
Mesela cin, melek, şeytan, İhvan-ı Safâ'ya göre tabiat kuvvetlerinin (el-kuvvetu't-tabiiyye) sembolleridir.Il est réservé à Satan, ses anges, et ceux qui ont commis le péché impardonnable.
Tabii d2'deki tavşan d1, c2 ya da d3'e itilemez çünkü bu karelerde taş var.Le lapin en d2 ne peut pas être poussé en d1, c2 ou d3, car ces cases ne sont pas vides.
(Mektupları postaladım tabii!)(Affranchir les lettres).
Tabii ki idolüm Madonna.Matea, Матеа.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Ils deviennent les seuls maîtres du pays.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Elle estime qu'elle a échoué dans sa mission.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Il lui tendra même son cou !
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.L'endroit où je suis heureuse.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.À la fin du film, il choisit de se réveiller.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Cela lui fait très plaisir.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Ceci fait, il partit pour Grenoble, puis revint à Lyon pour y achever sa carrière.
Anna'nın cevabı ise Tabii ki oldu.L'une des réponse est celle de Sarah.
Daima doğru amaç için, tabii.Tout se passa bien, comme d'habitude.
Burada yine tabii ve doğal mağaralar bulunmaktadır.Plusieurs cascades et des grottes naturelles sont également présentes.
Tabii ki yetiştirmiştir.Il m'a élevée.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.C'est bien ce que nous cherchons à être.
Çünkü tabii arka bahçesini kaybetmişti.Il a conservé cependant son cognomen Piso.
Tabii ki başarısız olurlar.Hélas, ils échouent.
Tabii iyi bir nedeni var.Il y a une raison.
Tabii bu doğru değildi."Ce n'est pas vrai. ».
Tabii ki bu teorilerin hepsi aynı anda düşünülebilir.On peut vouloir étudier ces dates simultanément.
Tabii olarak Hindistan'da yetişir.Elle est cultivée en Inde.
Tabii ki gelin hemen çıkarılmaz. kız evi yüklü miktarda kapı parası ister.Aussitôt, le mari ouvre la fenêtre tandis que la femme serre fortement la précieuse liasse.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.Les artistes peuvent aussi être anonyme.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Les deux jeunes gens promettent de se revoir sans savoir où !
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Le protagoniste ne danse jamais seul.
Tabii ki kimse onun gibi olamaz.Mais personne ne peut le faire.
Fakat Salieri tabii ki de bunları öğrenir.Mais Hadès arriva à tout savoir.
Ardından Zülfü de tabii.Puis c'est le néant.
Tabii Miley Hannah olduğundan telefon o odada çalar.Winston demande ensuite à Hilary par téléphone qu'elles sont ses raisons.
Tabii ki tam bir komedi olur.C'est une comédie.