tabii ile cümle

tabii kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Recepova: Tabii ki çocuklarımın bu çalışmaları devam ettirmesini isterim.Redzepova: Of course I would like my children to continue my legacy.
Tabii ki temiz faturalar ve kontrol önceliktir." dedi.Of course, clear bills and control are a priority," Lekic told SETimes.
Krediler daha pahalı olacak ve tabii ki mallar da.Loans will be more expensive, and goods too.
Tabii ki burada olmanın kötü tarafları da vardı.Of course, there are some downsides to being here.
Ve tabii ki İnternet.And the internet, of course.
Tabii ki, Romanya gibi bir ülke için, altyapı şart.Of course, for a country such as Romania, infrastructure is essential.
Arnavutluk'un tabii kaynakları da yatırımcıları çekiyor.Albania's natural resources are also attracting investors.
Tabii bu girişim herkes tarafından hoş karşılanmıyor.Of course not everybody welcomes the initiative.
Belgrad ile, tabii ki, UNMIK yetkililerinin en üst düzeylerde toplanması daha kolay.With Belgrade, of course, it is easier for UNMIK officials to meet formally at the highest levels.
Tabii bunları almaya gücü yetmeyen aileler hariç.Except, that is, for families who cannot afford it.
Tabii ki, ilgi göstermekle transfer olmak ayrı şeyler.Of course, it is one thing to show interest and another to get a transfer.
Tabii bu sadece bir ilk adım.This is only an initial step.
SETimes'a konuşan Chereches, "Tabii ki onlarla konuştuk, her şey kitabına göre yapıldı."Of course we have spoken to them; everything is done according to the manual.
Southeast European Times'a konuşan Igriç, "Tabii ki BIRN yaşayacak." dedi."Of course BIRN will survive," Igric told Southeast European Times.
Tabii varlıklar da benzer bir indirime maruz kalarak yüzde 40'tan yüzde 35'e düşecek.Natural entities would have a similar cut, from 40 per cent to 35 per cent.
Bu olayın üzerine "Memnunum tabii.On this incident, he said, “Of course I am satisfied.
Divandakiler de “Tabii ki de siz, değerli hünkarımız” demişlerdir.'And whose mother is the better, mine or yours?' continued the caliph.
Tabii sonradan Taganovların onu reddetmesi olanaksızdı.Of course, afterwards, it was impossible for the Taganovs to refuse him.
Afonso, tabii ki papalık emrini reddetmedi ve sonuç olarak Portekiz'e yürüdü.Afonso, of course, did not refuse the papal order and consequently marched to Portugal.
Tabii ki, 'Trek'ten sonra işleri alamadılar.Of course, they didn't get the jobs after 'Trek.'
Tabii ki, müzikle başlıyoruz, yani temelde müzik için."Of course, we start out with the music, so it's basically for the music."
Tabii ki tamamen şok oldum, ama tamamen şaşırmadım.Of course I was totally shocked, but I wasn’t entirely surprised.
Tabii ki [...], biz sadece Hindu erkekleri öldürüyoruz.Of course [...], we are only killing the Hindu men.
Tabii ki değil.Of course not.
Yüksek bir ahlaki üslubun korunması tabii ki büyük öneme sahiptir."[139]The preservation of a high moral tone is obviously of paramount importance."[139]
Tabii ki!Aber klar doch!
İşsizlik problemleri tabii ki önemli olsa da, çevre sorunları da oldukça önemlidir.Auch wenn das Arbeitslosenproblem selbstverständlich wichtig ist, ist das Umweltproblem auch sehr wichtig.
Tabii ki de savaşa karşıyım.Ich bin natürlich gegen den Krieg.
Tabii ki kızgınım.Klar bin ich wütend.
Tabii ki seni seviyorum.Natürlich liebe ich dich.
Tabii ki, sözlerimiz dünyayı kurtarmaz, ama belki sizin gününüzü.Natürlich retten unsere Sprüche nicht die Welt, aber vielleicht euren Tag.
Tabii ki idolüm Madonna.Voller: Madonna.
Tufan Türenç (Hürriyet): “Tabiî ki bu bir muhtıradır.So schreibt er: „In Bezug auf sie (sc. die Gottesfreunde) gibt es über Chidr eine wunderliche Geschichte.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Tu gusta un tas de cafe? – Möchtest du / Möchten Sie eine Tasse Kaffee?
Sonra onları takib edenler(tâbiun), sonra onları takib edenler(etbâu’t-tâbiin)dir.Diese brachten nach dem Zurückkehren Waren mit sich, welche ebenfalls der Belieferung der Geschäfte dienten.
Tabii ki bu yayınlarının sonucunda gelen ödüller de onun gelirine katkıda bulunmuştur.Nun trugen auch Honorare aus diesen Veröffentlichungen zu seinem Einkommen bei.
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.All das aber ist ja das von Gott gegebene Leben auf unserer Erde, ist doch Teil der göttlichen Schöpfung.
Tabii ki yetiştirmiştir.Sie werden aufgezogen.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Doch genau das ist es, was wir tun wollen.
Tabii bu doğru değildi."Stimmt aber nicht."
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Wasch ihm den Hals!
Arahat’lar, tabii ki kendi tecrübelerinden dolayı başka insanlar için merhametli öğretmenlerdir.Arahats sind selbst, nicht zuletzt auf Grund der eigenen Erfahrung, hilfreiche Lehrer für andere.
Tabii ki II. Dünya Savaşı'nda Şvayk adıyla.Schweyk im Zweiten Weltkrieg.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Winston kann es kaum glauben.
Ve ukala kedi tabii ki bunu kaldıramaz.Die Katze ist dazu nicht befähigt.
Bobby Wasabi'yi onun büyükbabası eğitmiştir, tabii kendisini de.Er erlernte Karate von seinem Großvater, der auch Bobby Wasabi einst für dessen Filme trainierte.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Er freut sich sehr darüber.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Dennoch gibt es eine Lösung.
Tabii ki yağmur eksik olmaksızın sürekli vardır.Es regnet scheinbar ununterbrochen.
Tabii ki kimse onun gibi olamaz.Niemand ist so wie sie.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Ihre Mission scheint gescheitert zu sein.
Kendisine sadece kişisel muhafızı ve tabii ki Macrinus eşlik ediyordu.Er nahm auch mit Art Farmer und mit Maynard Ferguson auf.
Tabii yüzde yüz amatörce.100 Liebhaber-Ausgaben).
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.Guido wollte Pomposa nur ungern verlassen.
Tabii öyle olduğu zannediliyordu ama sonunda Kane yanıldı.In der Folge fehdete er mit Kane.
Böyle bir şey yok tabii.Dem ist aber mitnichten so.
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.Ursächlich hierfür waren vor allem Kostengründe.
Çünkü tabii arka bahçesini kaybetmişti.Es stand bei der Hinteren Engehalde.
Tabii iyi bir nedeni var.Das hat einen Grund.
Tabii Dip sosunu şarkı söyleyerek yedirirler.Dann sangen sie, anscheinend erfreut, Psalmen.

İlgili Sayfalar