Tabiat ya da egzersizin kendisi, hangisi olursa olsun bu kesinlikle işe yarıyor.就算係同大自然或者運動有關嘅事也好 呢種思維模式確係有用
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Are o coadă. Şi tocmai când crezi că ai dibuit natura, acest tip de lucru se întâmplă.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.En net als je denkt dat je de natuur door hebt, gebeurt zoiets.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Er hat einen Schwanz.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.꼬리가 있습니다. 우리가 자연을 알고 있다고 생각하지만, 이런 류의 일이 생깁니다.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Lige når du tror du har luret naturen, så sker den slags ting.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Quand vous croyez avoir compris la nature, c'est ce qui arrive.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Và đúng lúc bạn nghĩ là bạn đã hiểu ra thiên nhiên hoạt động như thế nào rồi, những thứ như thế này xảy ra.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Y es que cuando te crees que has entendido la naturaleza, esta clase de cosas sucede.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.Да, это хвост. Когда думаешь, что разгадал природу, случаются вот такие вещи.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.И точно, когато си мислиш, че си открил природата, подобни неща се случват.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.יש לו זנב. וברגע שאתם חושבים שפיענחתם את הטבע, קורה דבר כזה.
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.لديه ذيل. فما أن تعتقد أنك قد فهمت الطبيعة يحدث مثل هذا الأمر
Tam da tabiatı çözdüğünüzü sandığınızda böyle bir şey oluveriyor.こういうことが起こるんですが エンジニアたちに言われたんです
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Apenas o mero facto de o fazer, enche a nossa natureza mais profunda de um sentimento de adequação.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Bara det att göra det, fyller en känsla av tillfredsställese djupt inom oss
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Chỉ đơn thuần là làm việc đó, đem đến cảm giác thăng bằng cho tâm hồn chúng ta.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Die blosse Tatsache, das zu tun, erfüllt uns tief innen mit solch einem Sinn von Ausgeglichenheit.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.El mero acto de hacerlo nos llena de una sensación de plenitud con nuestra naturaleza profunda.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Hanya dengan melakukan itu karena bisa memuaskan kebutuhan alami diri kita.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.그저 마음이 시키는데로 한 겁니다.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Len samotný fakt, že sa to urobí, naplní akýsi zmysel hlbokej vnútornej vyrovnanosti.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Le simple fait de faire cela nous remplit d'un grand sentiment d'adéquation avec notre nature profonde.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Louter het doen vervult ons met een groot gevoel van voldoening met ons diepste wezen.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Pelkkä teko antaa riittävyyden tunteen sisimpäämme.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Sam uczynek daje poczucie zjednoczenia z głębią natury.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Simplul fapt de a face asta ne umple cu un sentiment de adecvare cu natura noastră profundă.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Απλά και μόνο η ίδια η πράξη, μας γεμίζει με μια αίσθηση πληρότητας.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Самото действие поражда усещане за съответствие с нашата дълбока природа.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.Сам факт, що ми це зробили, наповнює нас відчуттям вирівнювання з глибиною нашої природи.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.רק העובדה הפשוטה שעשינו זאת, ממלאה בכזו תחושת סיפוק עם הטבע הבסיסי שלנו.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.مجرد فِعل ذلك , يملأ داخلنا بإحساس بالإكتفاء.
Yalnızca bunu yaptığımız gerçeği, tabiatımızı yeterlilik duygusuyla doldurur.それは常にそうありたいと思う「姿」です
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Así que la naturaleza tiene esta estructura autosimilar.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Deci natura are această structură auto-simetrică.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.De natuur kent deze zelfgelijkvormige structuren.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Die Natur hat also selbstähnliche Strukturen.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Então a Natureza tem esta estrutura auto-similar.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.이렇게 자연은 자기반복적인 구조를 갖고 있는 것입니다.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.La natura ha quindi questa struttura auto-similare.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.La nature possède cette structure autosimilaire.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Naturen har altså denne selvsimilære struktur.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Tehát a természetnek megvan ez az ön-hasonló szerkezete.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Tę samopodobną strukturę ma przyroda.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Η φύση λοιπόν έχει αυτήν την δομή αυτο-ομοιότητας.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.В природе мы видим ту же самоподобную структуру.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.Ето че природата има тази самоподобна структура.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.לטבע יש מבנה עם דמיון עצמי.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.فالطبيعة لديها هذا الشكل المتكرر ذاتيا.
Yani tabiat, kendine-benzer yapıya sahip.自己組織化するシステムを使っているのです
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.Het is het leggen van een link tussen een eigenschap van een vlak... en de manier waarop het vlak gevouwen is.
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.저는 표면의 성질과 접는 비율을 연계시켜 주기만 합니다.
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.Łączę właściwości płaszczyzny ze sposobem składania.
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.Tôi đang thiết lập một liên kết giữa một tính chất của một bề mặt với phương thức bề mặt đó được gấp lại.
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.אני יוצר קשר בין תכונה של משטח ואיך שהמשטח מקופל.
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.أنا بصدد إنشاء ارتباط بين خاصية السطح وكيف يتم طي هذا السطح.
Yüzeyin tabiatıyla, o yüzeyin nasıl katlanacağı arasında bir bağlantı oluşturuyorum.関連付けます 形ではなく 過程を設計するので