tabi ile cümle

tabi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çünkü tabii arka bahçesini kaybetmişti.Hij viel hun achterhoede aan.
İşte o anda ben sudaki balık kadar mutlu olurum tabii.In die tijd maakte men zich al net zo druk over overbevissing in de Noordzee als tegenwoordig.
"Tabii ki fiili hareketi yapan gençlerdir.Spelende kinderen hebben de officiële status van voetganger.
Tabi bu arada Omnitrix içinde Ben'in peşine düşer.Ben heeft op een of andere manier de Omnitrix af gedaan.
Ama tabi bu sonradan değişecektir.Maar later begint hij toch te veranderen.
Bu, tabii ki, tüm parçacık özellikleri için de geçerlidir.Dit geldt voor alle Splintersoorten te gelden.
Aynı yıl Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı seçildi.Datzelfde jaar werd hij verkozen tot voorzitter van de Beneluxraad (IPR).
Diplomatik pasaportlar hiçbir harç veya resme tabi değildir.Bautastenen hebben geen inscripties of afbeeldingen.
Tüm ülkeler ona tabi.Het land is van iedereen.
Doğuştan gelme bir tabiattır." dedi."Er is een Kindeke geboren op aard".
Tabi bu sayede sahiplerine de bir miktar para kazandırdı.Dat bracht ook wat extra inkomsten voor de inwoners met zich mee.
Grand Kanal'da yüzmek para cezasına tabidir.Voor het Maritiem Museum bevindt zich een opstapplaats voor de watertaxi.
Kadın futbolu, kadınlar tarafından gerçekleştirilen futbol karşılaşmaları için kullanılan tabir.Vrouwenvoetbal of damesvoetbal is het beoefenen van voetbal door vrouwen.
Mezarlığı korunması gereken tabiat varlıkları kapsamında 2002 yılında alınmıştır.Het oude gedeelte van de begraafplaats werd in 2002 als site beschermd.
Uçuş kontrolü, Dirección General de Aeronáutica Civil adlı kuruluşa tabidir.Loon F.N van, Handleiding tot den burgerlijken scheepsbouw.
Deli olduğunu ispatlamak için tabii.Die verklaarden hem ronduit voor krankzinnig.
Tabii Taker bu adamları birer birer dövdü.Butterfield heeft één slag voorsprong op hen.
Tabi kamera tam donanımla alındığında fiyat 35.000 - 50.000 aralığına çıkmaktadır.Een nieuwe bundel werd meteen gedrukt in een oplage van 35.000 tot 50.000 exemplaren.
Livia, matrona olarak tabir edilen asil Romalı kadın modelini yerleştirdi.Livia zou het rolmodel worden voor de adellijke matrona.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Zijn motieven worden duidelijk naarmate de film vordert.
Ama tabi bu oyundur ve gerçek değildir.Dit is waar en echt en niet vals.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Uiteindelijk is Wilkes naar Amerika gegaan om daar zijn carrière voort te zetten.
Ama tabii ki çok daha trajik şekilde ölecekti.Zijn dood kwam vrij plotseling.
Fazlaca mevzuata tabi çalışmaktadır.Het met de hand zomen is veel werk.
Vergi açısından da kurumlar vergisine değil, gelir vergisine tabidir.Zo niet, dan zal de prijs niet onder de kansspelbelasting, maar onder de inkomstenbelasting vallen.
Tabii başka zorluklarda vardır.Maar ze heeft nog andere problemen.
Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse.Dit was de opmaat voor diplomatieke rol.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Vindt u het belangrijk dat u in de trein koffie kunt verkrijgen?
Şarap da tıpkı ekmek gibi özel bir muameleye tabi tutulur.Vervolgens wordt de most net zo behandeld als witte wijn.
Tabii ki hiçbir girl band, Spice Girls'ün tahtını ele geçiremedi.De derde stroming zou samenvallen met het optreden van de Spice Girls.
Bu pek tabii idi.Dat is zeker.
Üst Kurul Sayıştay denetimine tabidir.Controleer het niveau van het accuzuur als laatste.
Uyrukluk tabiyet, vatandaşlık yurttaşlık yerine kullanılmaktadır.Bovenstaand gebruik heerst alleen bij de burgerstand.
Floransa'dan ve tabii ki Ponte Vecchio'dan geçer.Langs de Arno, tussen Uffizi en de Ponte Vecchio.
Tabi bu durum motorun performansını düşürdü.Dit veroorzaakte een vermogensverlies van de motor.
Boğaz üzerindeki köprülerden geçmek ücrete tâbidir.Om de brug over de Boyne te kunnen passeren moet tol worden betaald.
Bir çocuğun doğum günü olduğunda tabii ki kutlama yapılır.Als een kind jarig is, is er natuurlijk feest.
Çok çalışırsan, tabii ki geçersin.Als je hard werkt, ga je natuurlijk over.
Bunu burada olmayanlar için yapıyor ve özellikle tabii ki Syd için".Tak czy inaczej, robimy to dla każdego, kogo nie ma tu z nami, a częściowo, oczywiście, dla Syda".
İnsan, yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir ve yaratılmış her şey insanın kullanımına tabii kılınmıştır.Allah zamierzał stworzyć najwyższą po sobie istotę – człowieka – z prochu ziemi.
Tabii ki idolüm Madonna.Madonna, właśc.
Artık daha kısık sesle şarkı söylüyorum... tabii ki bir kadına göre," dedi.Teraz śpiewam nisko... cóż, dla kobiety tak."
Sonra onları takib edenler(tâbiun), sonra onları takib edenler(etbâu’t-tâbiin)dir.Ci którzy podjęli wędrówkę zwani byli Eldarami, natomiast ci którzy pozostali – Avarimi (qya.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.W swojej przygodzie gracz nie pozostaje osamotniony.
Tabii uyandırıldığında film bize daha fazlasını vadediyor.Po zakończeniu filmu rozległy się owacje.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.To jest dla mnie właśnie to.
Tabii bu doğru değildi."Ale to nieprawda".
Eski esirler NKVD, NKGB ve SMERŞ tarafından incelemeye tabi tutuldu.Na terenie obozów byli jeńcy mieli zostać „sprawdzeni przez NKWD, NKGB i Smiersz”.
Mükemmel bir şekilde yeniden işleme tabi tutulmasıyla LFTR'ler, toryum yakıtının yaklaşık %99'unu tüketebilir.Natomiast LFTR dysponujący wydajnym reprocessingiem może zużywać ponad 99% swojego paliwa torowego.
Çoğu M1 tüfeği Amerikan askerlerine hizmet etmiştir, tabii ki bir kısmı da diğer ülkelere verilmiştir.Karabiny M1 znajdowały się przez wiele lat na uzbrojeniu armii, głównie sojuszników USA.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.W tym czasie zdecydował się osiedlić w Wiedniu i tam kontynuować swoją karierę.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Bliżej, niż się wydaje.
Tabii ki yetiştirmiştir.Wychowywał się w Ráztočno.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.Gracze mogą w każdej chwili blefować.
“Dang humması” tabiri 1828 sonrasına dek pek kullanılmıyordu.Słowo dengue fever ("denga") weszło do powszechnego użycia dopiero po 1828.
Düğünü takip eden 7. Gün "Yedi" diye tabir edilen tören yapılır.W sezonie siódmym występowali jako „Zaręczeni”.
Bu pek tabii idi.To niemal pewne!
Cam kırdı. (herhangi bir cam) Camı kırdı. (o camı tabii ki!)Okno się stłukło. ≈ Piłka stłukła okno.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.Powstanie osiedla dla pracowników tejże fabryki stało się priorytetem.
Tabii bu beklenti kişinin beklentisinin ne düzeyde olduğu ile ilgilidir.Jeśli tak, to w jakim stopniu przewidywania te zgadzają się z faktami?

İlgili Sayfalar