tabi ile cümle

tabi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Cela lui fait très plaisir.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Ceci fait, il partit pour Grenoble, puis revint à Lyon pour y achever sa carrière.
Anna'nın cevabı ise Tabii ki oldu.L'une des réponse est celle de Sarah.
Koordinat düzleminde "x" ekseni olarak tabir edilir.Appuyez sur « X » pour l'utiliser.
Tabi bu teoriktir.Autrement dit Théorème.
Ve tabi bir de Şampiyon.Il y a aussi des championnat.
Daima doğru amaç için, tabii.Tout se passa bien, comme d'habitude.
Burada yine tabii ve doğal mağaralar bulunmaktadır.Plusieurs cascades et des grottes naturelles sont également présentes.
Tabii ki yetiştirmiştir.Il m'a élevée.
Vergi açısından da kurumlar vergisine değil, gelir vergisine tabidir.La répartition de l'impôt ne se ferait plus arbitrairement mais en fonction des revenus.
Hiçbir kimyasal işleme tabi tutulmamıştır.Aucun traitement chimique n'est connu à ce jour.
Götürü usule tabi mükellefler beyanname vermezler.Celui qui émet la parole semble ne pas lui faire confiance.
İlçe'nin yüzde 50'sinden fazlası korunacak tabiat sahasıdır.Il est fréquent que la droite dépasse les 50 % dès le premier tour.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.C'est bien ce que nous cherchons à être.
Çünkü tabii arka bahçesini kaybetmişti.Il a conservé cependant son cognomen Piso.
Tabii ki başarısız olurlar.Hélas, ils échouent.
Tabii iyi bir nedeni var.Il y a une raison.
Tabii bu doğru değildi."Ce n'est pas vrai. ».
Tabi iblis çetesi de onu takip etmektedir.La foule en colère le poursuit.
Biz tabi bu tür olayların hiçbir şekilde tekerrür etmemesini diliyoruz.Il n'est recommandé de manipuler les spécimens de ce genre en aucun cas.
Tabii ki bu teorilerin hepsi aynı anda düşünülebilir.On peut vouloir étudier ces dates simultanément.
Tabii olarak Hindistan'da yetişir.Elle est cultivée en Inde.
(Tabi bunu anlamak için köyden uzaklaşmak gerekir.)(Il faut le lire pour comprendre.)
Tabii ki gelin hemen çıkarılmaz. kız evi yüklü miktarda kapı parası ister.Aussitôt, le mari ouvre la fenêtre tandis que la femme serre fortement la précieuse liasse.
Uyrukluk tabiyet, vatandaşlık yurttaşlık yerine kullanılmaktadır.Les droits politiques s'exercent au lieu du domicile.
Biz tabi Fatman Scoop’un burada olmasından dolayı çok mutluyuz.Je suis heureux de pouvoir le faire avec le Sébastien Loeb Racing.
Tabii oyuncular blöf de yapıyor olabilirler.Les artistes peuvent aussi être anonyme.
Bununla birlikte yangınlar, nadiren yağmur yağan çöl tabiatını da etkiledi.Mais pas seulement, au niveau des réseaux, ActurbA vise une évacuation naturelle des eaux pluviales.
Bu düğünlerde boy gösteren pehlivanları unutmamak gerekir tabi.Pendant ces fêtes la célébration des mariages est interdite.
Tabi yükseltisi fazla olduğundan dolayı iklim serttir.Le climat est assez vif dû à l'altitude.
Bunun yerine keyfiyet addedilen öz, "onun" tabiriyle diğer tanımlamalarda kullanılmıştır.Le titre La voz a ti debida, utilise le « tu ».
Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 23 Maysı 2013'te tescil edilmiştir.Hall a été honorée par le Center for Disease Control and Prevention, le 23 mai 2013.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Les deux jeunes gens promettent de se revoir sans savoir où !
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Le protagoniste ne danse jamais seul.
Tabii ki kimse onun gibi olamaz.Mais personne ne peut le faire.
Fakat Salieri tabii ki de bunları öğrenir.Mais Hadès arriva à tout savoir.
Hattâ, bu mevcudat-ı ilmiyeye, bazı ehl-i tahkik 'a'yân-ı sâbite' tabir etmişler.Ainsi Sextus, qui devait être un ténor, fut confié à un castrat (aujourd'hui une mezzo-soprano).
Ardından Zülfü de tabii.Puis c'est le néant.
Yasağın kaldırılması da aynı usule tabidir.Couper les ponts relève de cette même précarité.
Tabii Miley Hannah olduğundan telefon o odada çalar.Winston demande ensuite à Hilary par téléphone qu'elles sont ses raisons.
Tabii ki tam bir komedi olur.C'est une comédie.
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır.L'allée comporte une entrée latérale.
Darülfünun Ulumu Tabiiye ve Hukuku Mektebiye mezunudur.Dans la féodalité, la terre relevait de règles juridiques et coutumières.
İsmi, Katolik ve Batı Avrupa ("Latin") tabiatından türemiştir.Son nom d'espèce vient du latin occidentālis, « de l'ouest ».
Aşağıdaki tabloda Saint-Josse-ten-Noode'de ikâmet edenlerin tâbiyetleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır.Cet article recense le patrimoine immobilier protégé à Saint-Josse-ten-Noode.
D sınıfı sahalardaki ATZ'ler de D sınıfına tabidir.La grille des salaires des infirmiers appartient à la Catégorie A de la Fonction Publique.
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Personne ne sait ce qu’il est advenu d’elle.
Kamboçya Kralı Fransızlara, Fransızlar ise Japonlara tabi durumdaydı.Le roi khmer rendait alors compte aux Français qui à leur tour rendaient compte aux Japonais.
Sonunda içine kapanık olarak tabir edilebilecek birisi olmuş.Seulement, ils finissent par être réellement enfermés.
"Tabii ki imzayı attığım için çok mutluyum."Je suis heureux d'être une source d'inspiration.
Fakat sadece esneme tabii ki yetersizdir.La sécurité leur semble insuffisante.
Tabi oyun türlerinin gruplandırılmasında araştırmacılar arasında kesin bir görüş birliği yoktur.La validité de l'espèce ne fait pas l'unanimité parmi les chercheurs.
Tabii onun için de Galatasaray gibi büyük bir kulüpte oynamak çok iyi olacaktır.Il est agréable de voir que les choses se passent bien pour au moins un des Gallagher.
Böyle bir kalkınma, siyasi gücün geniş ölçüde iktisadi güce tabi kılınması yüzünden demokratik de değildir."C'est très désagréable quand ce genre de force politique arrive au pouvoir ».
Tabii ki, bayram günleri hele hele çocuklar için bir başka anlam taşır.Malgré tout Halloween reste assez fêtée, notamment par les enfants.
Afrika Birliği kendi içinde bir anayasal anlaşmaya tabiidir.La Constitution reconnait le droit coutumier africain en général.
Dawn tabii ki bu teklifi kabul eder.Dautret finira par accepter son offre.
Tabii ki yağmur eksik olmaksızın sürekli vardır.La pluie tombe toujours.
Tabiri caizse orta saha olarak bütün bir oyuncu olduğumu düşünüyorum.J’assume complètement le fait d’être un véritable mercenaire.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.À cette occasion, des salariés de l'usine y font de la figuration.

İlgili Sayfalar