Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.그들은 파이프 안에 미네랄이 쌓여서, 확장되어가는 것(스케일링) 이라고 말했습니다.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Mereka menjawab pengerakan, yaitu menumpuknya mineral di dalam pipa.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Odpowiedzieli: osadzanie się, czyli nabudowywanie się minerałów wewnątrz rur.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Oni odpovedali vodný kameň, čo je usadzovanie minerálov v potrubiach.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Şi ei au spus depunerile, care sunt acumularea mineralelor în interiorul ţevilor.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Und sie sagten, Ablagerungen, das ist die Ansammlung von Mineralien im Inneren von Rohrleitungen.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Y dijeron el sarro, que es la acumulación de minerales dentro de los tubos.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.Και απάντησαν, η συσσώρευση μετάλλων μέσα στους σωλήνες.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.И те казаха лющенето, което е натрупване на минерали в тръбите.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.והם אמרו אבנית, שהיא הצטברות של מינרלים בתוך צינורות.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.وقالوا التدريج، وهي تراكم المعادن في داخل الأنابيب.
Ve onlar da boruların içinde minerallerin birikmesini ifade eden "tortu tabakalaşması"nı söylediler.家の中で塵が積もるみたいに 管の中で無機物が堆積するのです
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiMOC: Noord-Atlantische meridionale omslaande circulatie
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiMOC (południkowa cyrkulacja wymienna Północnego Atlantyku)
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiMOC: Severojižního promíchávání oceánů v Severním Atlantiku
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiSoikioiden muodot ja koot eivät kuvaa tapahtumien vaikutusten tai käynnistymislämpötilan epävarmuuksia.
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiWAIS: Placa de hielo de la Antártida occidental MOC: Circulación Meridional de Retorno
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiWAIS: Severoantarktický pevninský ľadovec MOC: Severoatlantická spätná poludníková cirkulácia
WAIS: Batı Atlas Okyanusu buz tabakası MOC: Kuzey Atlas Okyanusu Boylamsal Akıntı DevinimiГЛС: Гренландски леден слой ЗЛС: Западноатлантически леден слой
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Aşa că dacă am avea vreun mijloc de a opri depunerile -- aşa că eu am luat câtevă cochilii de pe plajă.
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Čiže keby sme našli nejaký spôsob, ako toto usadzovanie zastaviť, a tak som na pláži zdvihla niekoľko mušiel.
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Daarom zoeken we een manier om die afzetting te stoppen."
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Jadi bagaimana kita menghentikan pengerakan itu --
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."문제는 이 미네랄이 덩어리지는 것을 막을 수 있는 방법이 있냐는 것이죠.
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke...""Se tivéssemos uma maneira de deter essa calcificação..."
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Si tan solo hubiera una manera de parar este sarro...
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Szóval ha lenne valami módja hogy megállítsuk a kövesedést...
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Ако можем да предотвратим това задръстване -- така че взех няколко черупки от плажа.
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."Вот если бы можно было предотвратить отложение минералов...
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."אז אם הייתה לנו דרך לעצור את האבנית -
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."لذا إذا كان لدينا طريقة لإيقاف هذا التراكم...
Yani bu tortu tabakalaşmasını önleyecek bir şeyimiz olsaydı keşke..."そこで私は砂浜の貝殻を拾って聞きました
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Când soarele este mai puternic la latitudini mari, ghețarii se topesc.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Dove arriva più luce, ad alte latitudini d'estate, i ghiacci si sciolgono.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Khi có nhiều ánh sáng mặt trời ở vĩ độ cao vào mùa hè, băng tan.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.여름에 높은 고도에 태양광이 더 많을때, 빙산은 녹습니다.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Kun auringonvaloa on kesäisin enemmän korkeilla leveysasteilla, jäätiköt sulavat.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.ledové štíty tají.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Lód topnieje przez więcej światła słonecznego na wyższych szerokościach geograficznych.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Mehr Sonnenlicht in höheren Breiten im Sommer führt zu Eisschmelze.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Quand il y a plus d'ensoleillement dans les hautes latitudes en été, les calottes glaciaires fondent.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Όταν υπάρχει περισσότερη ηλιακή ακτινοβολία στα υψηλά γεωγραφικά πλάτη το καλοκαίρι, οι παγετώνες λιώνουν.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.Когда летом в высоких широтах больше света — ледяные щиты тают.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.היכן שיש יותר אור שמש בקוי רוחב גבוהים, בקיץ, מדף הקרח נמס.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.حين يكون هناك ضوء شمس أكثر في فصل الصيف في خطوط العرض القطبية، تذوب صفائح الجديد.
Yazın yüksek enlemlerde daha fazla güneş ışığı olunca buz tabakaları erir.夏には太陽光がより多く当たり 氷床が解けるのです 縮小していく氷床が
Yüzünde yaraların olduğu yerlere bakır tabakalar koymuş.Он вставил кусочки меди в те части лица, где явно просматриваются раны.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Během času se tato tenká vlákna v tekutině pospojují a vytvoří na hladině vrstvu.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Čez čas te majhne nitke v tekočini oblikujejo plasti, ki na vrhu ustvarijo debelo plast.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Con el tiempo, estos diminutos filamentos forman capas en el líquido y producen una capa en la superficie.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Idővel ezek a szálak rétegeket alkotnak a folyadékban és egy vastag hártyát alkotnak a felszínen.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.În timp, aceste mici fire se aliniază în lichid în straturi şi produc un burete la suprafaţă.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.시간이 흐르면서, 이 작은 섬유들이 액상에서 층을 형성하고 표면에 매트를 만들어냅니다.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Na verloop van tijd vormen deze kleine draden in de vloeistof een mat op het oppervlak.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Postupom času tieto malé vlákna sformujú v tekutine vrstvy a vytvoria vrstvu na povrchu.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Qua thời gian, những sợi nhỏ này tạo thành các lớp trong dung dịch và tạo nên một lớp màng trên bề mặt.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Z czasem, te drobne ścinki w płynie formują się w warstwy i wytwarzają materiał na powierzchni.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.З часом, ці крихітні волокна формують шари і утворюють речовину на поверхні рідини.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Со временем, эти тоненькие ниточки формируются в слои и создают покрытие на поверхности жидкости.
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.С течение на времето тези фини нишки се формират в течността на слоеве, и образуват покривка на повърхността.