ta ile cümle

ta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tayland hakkında başka kılavuz kitaplarınız var mı?Do you have any other guidebooks about Thailand?
Tayland'ta insanlar yiyecek içecek ve oyuncaklar için hindistan cevizi kullanırlar.In Thailand, people use coconuts for food, drink and toys.
Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.In Thailand it has already become too dry to grow rice in some parts of the country.
Birçok Japon tapınağı ahşaptan yapılmıştır.Most Japanese temples are made of wood.
Çoğu insanın hayatı çevreleri tarafından belirlenir.The lives of most people are determined by their environment.
Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.In most sports the team that practice hardest usually brings home the bacon.
Yaşlı bir adamla tanıştıklarında çok uzaklaşmamışlardı.They had not gone very far when they met an old man.
O doğru olamaz. O hâlâ Hawaii'de tatilde.It can't be right. He's still on vacation in Hawaii.
O tasarımcının adını tam olarak anlamadım.I didn't quite catch the name of that designer.
Gayet tabii.That's a matter of course.
Onu taşımak için bir çantaya ihtiyacım var.I need a bag to carry it in.
Tam olarak söyleyeceğim odur.That's just what I was going to say.
Hâlâ onu tartışacak yeterli zamanımız var.We still have enough time to discuss it.
Bunu bitirmek tatilimin en güzel kısmını aldı.It took the best part of my holiday to finish it.
Onlar tartışmamız gereken konular.They are matters which we need to discuss.
O mektupların tarzını karşılaştır.Compare the style of those letters.
Bu resimler onun tarafından yapıldı.Those pictures were painted by him.
O, tam bizim beklediğimiz gibi gitti.It went just as we expected.
O, tahammül sınırlarımı aşar.It is more than I can stand.
Talepleriniz mantıksız.Your demands are unreasonable.
Söylediğim tam olarak o değil.That is not exactly what I said.
O tek-taraflı bir aşk ilişkisiydi.It was a one-sided love affair.
Bu çok sayıda insan tarafından kullanılmaktadır.It is used by a great many people.
Onların tarafında bir hataydı.It was a mistake on their part.
Tartışma için uygun bir başlık değil.It's not a suitable topic for discussion.
O, caddenin sol tarafındadır.It is on the left side of the street.
Onu tamir edemezsin. Yeni bir tane almalısın.You can't fix it. You should buy a new one.
Onun tamamı bana 100 dolara mal oldu.It has cost me $100 altogether.
O tamamen yanlış.That's altogether wrong.
O, tamamen asılsız bir söylenti.That's a completely unfounded rumor.
O tamamen zaman kaybı.It is a sheer waste of time.
O, Taro Akagawa tarafından yazılmış.That was written by Taro Akagawa.
O tam olarak ne anlama geliyor?What exactly does that mean?
Bu bana Kraliçenin kendisi tarafından verildi.It was given to me by the Queen herself.
O tamir edilmeli.It needs to be repaired.
O, anneannemin takma dişidir.These are my grandmother's artificial teeth.
Manzara bana tanıdık değil.The landscape is unfamiliar to me.
Bunun bizim tartıştığımız konu ile ilgisi yok.It has nothing to do with the subject we are discussing.
Tatlı bir tadı vardı.It tasted sweet.
O, tatlı mı yoksa ekşi midir?Is it sweet or sour?
Tam bir felaketti.It was a nightmare.
O tam düşündüğüm gibiydi.It was just as I thought.
Tamamen size kalmış.It's all up to you.
Tamamen kazara oldu.It happened completely by accident.
O tamamen sana kalmış.It's entirely up to you.
Bundan tam emin olmazdım.I wouldn't be so sure about that.
Onun tam olarak niyet ettiği oydu.That was exactly what she intended.
Tam olarak istediğim odur.That's exactly what I want.
O gittikçe daha yakına taşındı.It moved closer and closer.
Bu tam bir hikaye.That's quite a story.
O, tamamen havaya bağlıdır.It all depends on the weather.
O, tamamen tozla kaplıydı.It was all covered with dust.
O tamamen başka bir hikaye.It's just another story.
O, kafana takamayacağın kadar çok küçük.That's too small to fit on your head.
Onu tamir etmek yaklaşık 2000 yene mal olacak.It will cost about 2000 yen to repair it.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindim.I took a taxi to get there in time.
Onun hakkında tartışmanın faydası yok.It is no use arguing about it.
Bu yüzden onları almak için tasarruf yapıyoruz.So we are saving up in order to buy them.
Bu, bardağı taşıran son damla!That's the last straw!
Bununla birlikte konu tartışmaya değer.Nevertheless, the topic is worth discussing.

İlgili Sayfalar