ta ile cümle
ta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kaç tane kitabın var?How many books do you have?
Aylardır çok çalıştın ve kesinlikle bir tatil kazandın.You've worked hard for months and have certainly earned a holiday.
Doktorun tavsiyesine uymalısın.You should follow the doctor's advice.
Onu daha iyi tanımalıydın.You should have known better.
Onu uzun zaman önce tamamlamalıydın.You should have completed it long ago.
Hangi takımı tutuyorsun?Which club do you belong to?
Hangi takımlısın?Which club do you belong to?
Hangi takımın taraftarısın?Which club do you belong to?
Çok tatlısın.That's very sweet of you.
Nasıl oldu da onu tanıdın?How did you come to know her?
Taksi çağırmana gerek yoktu.You needn't have taken a taxi.
Bir tanesine sahip misin?Do you have one?
Bu kıza kendini tanıtmalıydın.You should have introduced yourself to the girl.
Babanın tavsiyesini almalıydın.You ought to have taken your father's advice.
Babanın tavsiyesini dinlemelisin.You ought to take your father's advice.
Babandan onun tavsiyesini istemelisin ve onu takip etmelisin.You should ask your father for his advice and follow it.
Tabiri caizse, sudan çıkmış balık gibisin.You are, so to speak, a fish out of water.
Bana çelme takmak her zaman hoşuna gidiyor, değil mi?You always like to trip me up, don't you?
Her zaman parlak renkli kravat takıyorsun.You are always wearing a loud necktie.
Her zaman sorunu tahmin ediyorsun.You're always anticipating trouble.
Tam bir erkek.You are quite a man.
Sanırım hikayenin tutar tarafı yok.I think your theory does not hold water.
Avukatından tavsiye alsan iyi olur.Better to get advice from your lawyer.
Senin güdün taktire değer fakat eylemin değil.Your motive was admirable, but your action was not.
Cevabınız tatmin edici olmaktan uzaktır.Your answer is far from satisfactory.
Öneriniz öğretmen tarafından reddedilecektir.Your suggestion will be rejected by the teacher.
Şehrinizde kaç tane okul var?How many schools are there in your city?
Tavsiyeniz üzerine hareket edeceğim.I'll act on your advice.
Keşke tavsiyenizi dinleseydim.If only I had taken your advice.
Eğer tavsiyeniz olmasa, ne yapacağımı bilemem.If it were not for your advice, I would be at a loss.
Tavsiyen olmasaydı çantam çalınmış olurdu.Without your advice, I would have been robbed of my bag.
Tavsiyeniz olmasa, başarısız olurdum.If it had not been for your advice, I would have failed.
Sizin tahmin hedeften uzak.You're wide of the mark.
Senin tahminin tamamen yanlış.Your guess is entirely off the mark.
Gülümseme tarzını seviyorum.I like the way you smile.
Sözlüğünde "guy" tanımına bak.Look up the definition of 'guy' in your dictionary.
Bence işiniz tamam.I think your work is all right.
Davranışınız tamamen yasaldır.Your conduct is perfectly legal.
Fikriniz benimkinden tamamen farklı.Your idea differs entirely from mine.
Seni takip etmiyorum.I don't quite follow you.
Söylediğinin doğru olduğunu kabul ediyorum ama onu söyleme tarzından hoşlanmıyorum.I admit that what you say is true, but I don't like the way you say it.
Senin kararın bir tartışmaya açık.Your decision is open to some debate.
Senin aşk problemlerini okuldan geri dönerken tartışalım.Let's discuss your love problems on the way back from school.
Senin konuşman tarihte kaydedileck.Your speech will be recorded in history.
Söylediklerinizi tamamen onaylıyorum.I entirely approve of what you say.
Kravatın takım elbisen ile uymuş.Your tie blends well with your suit.
Takımınızın maçı kazandığına memnun oldum.I'm glad that your team won the game.
Benim sana tam güvenim var.I have absolute trust in you.
Senin sandalyen benimki ile tamamen aynı.Your chair is identical to mine.
Senin tarafından bir köle gibi davranılmayı reddediyorum.I refuse to be treated like a slave by you.
Tam sana telefon etmek üzereyken senin telgrafın geldi.Your telegram arrived just as I was about to telephone you.
Ben sana yeni bir takım yapacağım.I'll make you a new suit.
Sana biraz tavsiye vereyim.Let me give you a bit of advice.
Kendi tarzınızla işinizi yapın.Do your work in your own way.
O, tam senin gibi, iyi bir golfçü.He, just like you, is a good golfer.
Ben sık sık seninle tanıştığım yer hakkında düşünüyorum.I often think about the place where I met you.
Çevirini tahtada olanla karşılaştır.Compare your translation with the one on the blackboard.
Cümleni tahtadakiyle karşılaştır.Compare your sentence with the one on the blackboard.
Sizin tartışmanızın nedeni neydi?What was the cause of your quarrel?
Ben kararı tasvip etmiyorum.I don't approve your decision.