ta ile cümle

ta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tabii ki, elimizden geleni yapmalıyız.Of course, we must do our best.
Tabii, haberleri oldukça iyi hatırlıyorum.Of course I remember the news quite well.
Tabii ki de savaşa karşıyım.I am against the war, of course.
Tabii, oraya seninle gideceğim.Of course, I will go there with you.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.
İlginç kitapların varsa, bana birkaç tane ödünç ver.If you have any interesting books, lend me some.
Eğer o gelmezse ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what would happen if she doesn't show up.
Onun tavsiyesi olmasaydı başarısız olabilirdim.If it had not been for his advice, I might have failed.
O, onu daha çok tanısaydı onunla evlenmezdi.She wouldn't have married him if she had known him better.
Gelemediği takdirde, onun yerini almak zorunda kalacaksınız.You'll have to take his place in case he can't come.
Onun tavsiyesi olmasaydı başaramazdım.If it hadn't been for his advice, I couldn't have succeeded.
Kendimi yeterince iyi hissettiğim takdirde geleceğim.I will come provided I feel well enough.
Tavsiyem olmasaydı, başarısız olurdun.But for my advice, you would have failed.
Bir arabaları yoksa, taksi ile gelirler.If they don't have a car, they'll come by taxi.
Tavsiyemi dinleseydin, böyle bir sorunun içinde olmazdın.If you had taken my advice, you wouldn't be in such trouble.
Eğer benim tavsiyem olmasaydı, başarısız olurdun.If not for my advice, you would have failed.
Evim bir köşk olsaydı, tanıdığım herkesi doğum günü partime davet ederdim.If my house were a mansion, I would invite everyone I know to my birthday party.
Bir erkek olsam bir beyzbol takımına katılabilirim.If I were a boy, I could join a baseball team.
O tabloyu o zaman satın alsaydım, şimdi zengin olurdum.If I had bought the painting then, I would be rich now.
Yardımın olmasaydı işi tamamlayamazdım.If it had not been for your help, I couldn't have completed the work.
Bir kurşun kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç veririm.If you want a pencil, I'll lend you one.
Eğer yanında bir harita taşısaydı kaybolmazdı.If he had carried the map with him, he wouldn't have got lost.
Bob benim tavsiyemi dinleseydi, şimdi her şey tamam olacaktı.If Bob had taken my advice, everything would be all right now.
Doktor tavsiyesine uymasaydınız, şimdi hasta olabilirdiniz.If you had not followed the doctor's advice then, you might be ill now.
Zaten onunla tanışıyormuydun?Have you met him already?
Henüz onunla tanıştın mı?Have you met him yet?
Burada ağustos ve yaz tatilimiz neredeyse bitti.Here it's August and our summer vacation is nearly over.
Şimdi Tanrı ve Buda yok.There is now no God and no Buddha.
Ben zaten tatami üstünde oturmaya alışkınım.I am already accustomed to sitting on tatami.
Biraz daha büyük olan başka bir tane yok mu?Don't you have another one that's a little larger?
Bir kamyon tarafından çarpılmaktan güçlükle kaçtım.I barely escaped being hit by the truck.
Bir tatil yapmamın zamanı geldi.It is time for me to take a vacation.
Artık tartışmayalım.Let's not argue anymore.
Artık gözlük takmak zorunda değilim.I don't have to wear glasses any more.
Lütfen bir tane daha al.Please take another one.
Affedersiniz;isminizi tam anlamıyla anlamadım.I beg your pardon; I didn't quite catch your name.
Lütfen bana başka bir tane daha gösterin.Please show me another one.
Bir şeyin doğrusunu bilecek kadar yeterince yaşlısın. Terbiyeni takın.You are old enough to know better. Behave yourself.
Başka bir tane deneyin.Try on another one.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordum.I was nearly hit by a car.
Bu kırık kalbi daha fazla taşıyamıyorum.I can bear this broken heart no longer.
Üç blok daha yürü ve müzeyi sol tarafında bulacaksın.Walk three more blocks and you will find the museum on your left.
Tam iki saat bekledim. Daha fazla bekleyemem.I've waited two whole hours. I can't wait any longer.
Şimdi tamamen uyanığım.Now I'm wide awake.
Tavuk civcivlerini çıkarana kadar yumurtalarının üstünde oturur.The hen sits on her eggs until they hatch.
Yüzü tamamen kaybettim.I have lost face completely.
Mary'ye işvereni tarafından bir zam verildi.Mary was given a raise by her employer.
Bana haberleri anlatan Meg ile tanıştım.I met Meg, who told me the news.
Her birinin kendi tadı var.Each has his own taste.
Onlardan her biri kendi paketini taşıyordu.Each of them carried their own pack.
Mary arkadaşının tavsiyesi dinlemeyecektir.Mary won't listen to her friend's advice.
Mary oğlundan terbiyesini takınmasını istedi.Mary asked her son to behave himself.
Mary hocama karşı benim tarafımı tuttu.Mary took sides with me against my teacher.
Mary'ye herkes tarafından saygı duyulur.Mary is respected by everyone.
Mary onu elinde tarttı.Mary weighed it in her hand.
Mary ve ben uzun yıllar boyunca birbirimizi tanıyoruz.Mary and I have been acquainted with each other for many years.
Mary ve benim aynı trende olmamız, tamamen bir tesadüftü.It was sheer coincidence that Mary and I were on the same train.
Onunla tanıştığımda, Mary siyah bir kazak giyiyordu.Mary was wearing a black sweater when I met her.
Mary ile nasıl tanıştınız?How did you get to know Mary?
Mary ve John tartıştılar, ancak bir süre sonra barıştılar.Mary and John quarreled, but made up after a while.

İlgili Sayfalar