ta ile cümle
ta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Takımımız kaybetti.Our team lost.
Takımımız yenildi.Our team lost.
Londra'daki kalışı sırasında İngilizcesini tazeledi.He brushed up his English during his stay in London.
Londra'da kalırken onunla tanıştım.During my stay in London, I met him.
Londra'da kalacak bir yer tavsiye edebilir misin?Can you recommend a place to stay in London?
Los Angelos'ta büyüdüğünü sanıyordum.I thought you were raised in L.A.
Rusça'yı iyi konuşabilen bir adam tanıyorum.I know a man who can speak Russian well.
Roma'nın tarihi çok ilginç.The history of Rome is very interesting.
Roma tarihi ile ilgili kitaplar arıyorum.I'm looking for books on Roman history.
Fırında kızartılmış tavuk, benim en sevdiğim yemeklerden biridir.Roast chicken is one of my favorite dishes.
Mum rüzgar tarafından söndürüldü.The candle was blown out by the wind.
Korkunç derecede meşgulüm çünkü raporun verilme tarihi yakındır.I am terribly busy because the report deadline is near.
Yarışı kazanan at Bay Johnson tarafından alındı.The horse that won the race was owned by Mr Johnson.
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lincoln'un hayatı bütün dünyada çocuklar tarafından okunur.The life of Lincoln is read by children all over the world.
Lincoln liderliği yüzünden takdir edilmektedir.Lincoln is admired because of his leadership.
Lincoln Amerikan tarihinin en büyük isimlerinden biridir.Lincoln is one of the greatest figures in American history.
Lincoln, Amerikan tarihindeki en büyük figürlerden biridir.Lincoln is one of the greatest figures in American history.
Lisa Stan'a karşı kin taşıyor.Lisa bears a grudge against Stan.
Tavana asılmış lamba.The lamp hung from the ceiling.
Hotel Landmark'ta benimle bağlantı kurabilirsiniz.You can get in touch with me at Hotel Landmark.
Etikette iki tablet alınacağını söylüyor.It says on the label to take two tablets.
Yoğun saatlerde okula gitmek yorucu ve tatsızdır.Going to school during the rush hour is tiring and unpleasant.
Las Vegas' ta zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın.It's easy to lose track of time when you are in Las Vegas.
Ona radyomu tamir ettirdim.I had my radio repaired by him.
Tamir etmek için radyoyu parçalara ayırdım.I took the radio apart to repair it.
Radyo, Marconi tarafından icat edilmiştir.The radio was invented by Marconi.
Radyo sesler tarafından rahatsız edilmektedir.The radio is disturbed by noises.
Aslan tavşanı bir lokmada yedi.The lion ate the rabbit in one bite.
Tamam, önerinizi kabul edeceğim.All right. I'll accept your offer.
Tamam. En kısa sürede geleceğim.All right. I'll come as soon as possible.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
Sigarayı bırakma kararını taktir ediyorum.I applaud your decision to quit smoking.
O kaba adama nasıl tahammül edebiliyorsun?How can you tolerate that rude fellow?
O, Avrupa'dayken birtakım talihsizliklerle karşılaştığını duydum.I hear he met with some kind of misfortune while he was in Europe.
Tatlı rüyalar!Sweet dreams!
İyi müziği takdir etmek hiç de zor değildir.It is not so difficult to appreciate good music.
İyi bir antrenör bu takımı eğitir.A good coach trains this team.
Bana iyi bir kamera tavsiye edebilir misiniz?Can you recommend me a good camera?
Beşikte öğrenilen mezara kadar taşınır.What is learned in the cradle is carried to the tomb.
Yuji arkadaşına yaz tatilindeki macerası hakkında bir hikaye anlattı.Yuji told his friend a story about his adventure during the summer vacation.
Kes şunu! Ben bir Giants taraftarıyım.Stop it! I'm a Giants fan.
Sanırım buradaki Tay yiyeceklerine baharat katılır bu yüzden Japonlar ondan hoşlanacaklar.I think the Thai food at this place is seasoned so Japanese will like it.
Tam olmanı hayal ettiğim insan tipisin.You're just the kind of person I imagined you'd be.
Sonunda gerçek bizim tarafımızdan öğrenildi.At last, the truth became known to us.
Daha çok taze sebze yiyin.Eat more fresh vegetables.
Bana daha iyi bir tane göster.Show me a better one.
Daha küçük bir yere taşınmak giderleri azaltacaktır.Moving to a smaller place will reduce the expenses.
Lütfen ona daha çok çalışmasını tavsiye eder misiniz?Will you please advise him to work harder?
Daha çok param olsa daha büyük bir eve taşınabilirim.If I had more money, I could move to a bigger house.
Eğer biraz daha fazla paramız olsa daha büyük bir eve taşınırız.We would move to a bigger house if we had more money.
Tabii ki, ne mal, ne de posta ücreti geri döndü.Of course, neither goods nor mailing fee returned.
Tabii ki onun destek teklifini kabul ettim.Of course I accepted his offer of support.
Tabii, birçok emektar vatandaş emeklilikten memnundur.Of course, many senior citizens are happy with retirement.
Tabii ki, kasabada konserler vardı.Of course, there were concerts in the town.
Evet, tabii ki de.Yes, of course.
Tabii ki Başbakan'a erişmek zordur.Of course it's difficult to gain access to the Prime Minister.
Mıknatısların, tabii ki, etrafında bir manyetik alanı vardır.The magnets, of course, have a magnetic field around them.
Tabii ki, partide olacağım.Of course, I will be at the party.
Tabii ki yaşam tarzımız Amerika'dan farklı.Of course our lifestyle is different from America.