Adı "Taşra".השיר נקרא "הכפר."
Adı "Taşra".『田舎』
Belki de dijital ortamda tasralanan türlerin topyekun halde ortaya çıktığı그리고 저는 곧 캄브리아 대폭발 같은 디지털 디자인에 의한
Belki de dijital ortamda tasralanan türlerin topyekun halde ortaya çıktığıוטענתי שאנחנו אולי עשויים ליצור גרסה חדשה של התפוצצות [התקופה] הקמברית
Belki de dijital ortamda tasralanan türlerin topyekun halde ortaya çıktığıولقد جادلت بأننا ربما على وشك إنشاء نسخة جديدة من الانفجار الكمبري
Belki de dijital ortamda tasralanan türlerin topyekun halde ortaya çıktığıこのデジタルデザインを元に 膨大な種の分化に伴う
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.BC : 다음 시는 "시골"이라고 합니다.
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.BC:
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.Следващото стихотворение се казва "Провинцията" и е вдъхновено от живота ми, когато учих в колеж,
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.Следующее стихотворение называется "Деревня", оно основано на времени, когда я учился в университете.
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.השיר הבא נקרא "הכפר"
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.これは
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Ho bisogno di stare in qualche sperduta città di zoticoni così che mi possa sentire bella."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Ich muss in ein hinterwäldlerisches Proletenstädtchen, damit ich mich schön fühlen kann."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Ik moet me in een godvergeten plek bevinden om me mooi te voelen"
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""J'ai besoin d'être dans un village de campagne afin de me sentir belle."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""산넘어 외딴 촌동네에 가서 살고싶다. 그러면 내가 좀 더 예쁜 것처럼 보일테니."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Musiałabym być w jakiejś dziurze zabitej dechami, by móc poczuć się piękną".
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Necesito estar en algún pueblo de un sureño de clase baja para poder sentirme hermosa."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Preciso de estar numa terriola de parolos para me sentir bonita".
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Trebuie să fiu în ceva oraș înapoiat, cu țărănoi, ca să mă simt frumoasă."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Valami isten háta mögötti parasztfaluban tudnám magam szépnek érezni."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Πρέπει να βρίσκομαι σε κάποια απομακρυσμένη νότια πόλη για να αισθανθώ όμορφη".
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""Трябва да бъде в някой горски запустял град, за да мога да се почувствам красива. "
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim."Я должна быть в какой-нибудь неотесанной глубинке чтобы я смогла чувствовать себя красивой ".
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""אני צריכה להיות באיזו עיירה דרומית לא מפותחת כדי שאוכל להרגיש יפה".
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim."" أريد أن أكون في بلدة مأهولة متخلفة بحيث أستطيع الشعور بالجمال."
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim."どこかの田舎町にいる必要がある」
Bizler taşrada yaşıyoruz.Aşa că trăim la periferie.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Donc nous vivons dans la campagne.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Dus wij wonen in de rimboe.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Entonces nosotros vivimos en la mitad de la nada.
Bizler taşrada yaşıyoruz.우리는 완전 시골에 살고 있는거죠.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Quindi noi viviamo sperduti nella vastita'.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Tehát mi a világ végén lakunk.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Wir leben also im Busch.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Żyjemy na zadupiu. Nie jesteśmy w centrum Układu Słonecznego,
Bizler taşrada yaşıyoruz.Ζούμε λοιπόν στη μέση του πουθενά.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Така че ние живеем в предградията.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Так что мы живем в глуши.
Bizler taşrada yaşıyoruz.Тож ми живемо на відшибі.
Bizler taşrada yaşıyoruz.אז, אנו חיים באזור נידח.
Bizler taşrada yaşıyoruz.لذا نعيش بعيدا في الهامش.
Bizler taşrada yaşıyoruz.私たちは太陽系の中心にはいません
Cambodia'nın taşrası -- hiçbir çocuğun evinde ya da okulada oynamayacağı gerçekten saçma bir aritmetik oyunu.시골 마을입니다. 꽤 유치한 산수 게임이라 교실이나 집에서는 아무도 갖고 놀려 하지 않을 겁니다.
Cambodia'nın taşrası -- hiçbir çocuğun evinde ya da okulada oynamayacağı gerçekten saçma bir aritmetik oyunu.la Camboya rural, un juego aritmético bastante tonto, que ningún niño jugaría en clases o en la casa.
Cambodia'nın taşrası -- hiçbir çocuğun evinde ya da okulada oynamayacağı gerçekten saçma bir aritmetik oyunu.landelijk Cambodja - een vrij dom rekenkundig spel, dat geen kind in de klas of thuis zou spelen.
Cambodia'nın taşrası -- hiçbir çocuğun evinde ya da okulada oynamayacağı gerçekten saçma bir aritmetik oyunu.קמבודיה כפרית -- משחק חשבונאי די פשוט, שאף ילד לא ישחק בכיתה או בבית.
Cambodia'nın taşrası -- hiçbir çocuğun evinde ya da okulada oynamayacağı gerçekten saçma bir aritmetik oyunu.はっきり言って つまらない算数ゲームをやっています 教室や家ならやろうとしないでしょうし 「つまらないよ」と
Çünkü bazen Birleşik Krallık dışındaki insanlar züppeliğin taşra evleri ve unvanlara kafayı takanEn anledning till vårat lidande är att-
Çünkü bazen Birleşik Krallık dışındaki insanlar züppeliğin taşra evleri ve unvanlara kafayı takan때로는 영국이 아닌 다른 나라 사람들은 속물근성이 영국만의 특징적 현상이라고 생각하죠.
Çünkü bazen Birleşik Krallık dışındaki insanlar züppeliğin taşra evleri ve unvanlara kafayı takanכיוון שלפעמים אנשים מחוץ לבריטניה מניחים שסנוביות זאת תופעה בריטית מובהקת
Çünkü bazen Birleşik Krallık dışındaki insanlar züppeliğin taşra evleri ve unvanlara kafayı takanفاحيانا يتخيل الاشخاص من خارج المملكة المتحدة ان الغطرسة ظاهرة تميزها
Çünkü bazen Birleşik Krallık dışındaki insanlar züppeliğin taşra evleri ve unvanlara kafayı takan俗物主義は 田舎の邸宅や称号に固執した イギリス特有の現象だと思いますが
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.50%以上の都市部児童が 私立学校に通っています 教育を機能させるという 大きな課題に直面しているのです
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.Anche nei ghetti dell'India più del 50% dei bambini della città va in scuole private.
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.Bahkan di daerah kumuh India lebih dari 50 persen anak-anak daerah urban bersekolah di sekolah swasta.
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.Chiar și în cartierele sărace din India peste jumătate dintre copiii de la oraș merg la școli private.
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.Dokonce i v indických slumech navštěvuje více než 50 procent dětí z měst soukromé školy.
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.Incluso en los barrios bajos de India más del 50 por ciento de los niños urbanos van a escuelas privadas.