Ana içeriğe geç
Sözlük

taş ile cümle

taş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Geçmişi unutmak için başka bir yere taşınmalısın.In order to forget the past, you got to move to another place.
Gelecek hafta Boston'a taşınıyorum." "Senin şimdiden özledim."I'm moving to Boston next week." "I miss you already."
Tom eğildi ve bir taş aldı.Tom leaned down and picked up a rock.
Bu, bardağı taşıran son damla oldu.It was the final straw.
Tom Mary'yi eşikten taşıdı.Tom carried Mary across the threshold.
Toplu taşıma aracı ile oraya gitmek can sıkıcı.It's a pain in the neck to get there by public transportation.
Tom bisiklet kaskını taşıyarak sınıfa girdi.Tom entered the classroom, carrying his bicycle helmet.
Tom ve Mary ağır bagajı taşıyamadı.Tom and Mary couldn't move the heavy trunk.
Lütfen bavullarımı taşımama yardım eder misin?Would you please help me carry my suitcases?
Valizlerini taşımana yardım etmemi ister misiniz?Would you like me to help you with your suitcases?
Sizin taşındığınızı duyuyorum.I hear you're moving out.
Mary'nin kitaplarını onun için taşıdığını gördüm.I saw you carrying Mary's books for her.
Tekrar Boston'a taşınıyorum.I'm moving back to Boston.
Tom bu eve taşındığından beri bir sürü ıvır zıvır topladı.Tom has accumulated a lot of junk since he's moved into this house.
Tom depoya iki kutu taşıdı.Tom carried two boxes into the storage room.
Az önce taşındık.We just moved in.
Keman taşıyan adam üzgün görünüyordu.The man carrying a violin seemed upset.
Bu valizi taşıyamam. O çok ağır.I can't carry this suitcase. It's too heavy.
Senin yardımın olmadan bu kitaplığı taşıyamam.I can't move this bookcase without your help.
Boston'a taşındığını düşünmüştüm.I thought you moved to Boston.
Bir oda görevlisi bagajını taşıyorsa, ona bahşiş vermeyi unutma.If a porter carries your luggage, don't forget to tip him.
Motorlu Taşıtlar Bölümünde bir sürü arkadaşım var.I've got a lot of friends at the Department of Motor Vehicles.
O ona yakın taşındı.She moved close to him.
Tom taşındı.Tom moved.
Ben Tom ve Mary'yi olta kamışlarını ve takım kutularını taşırken gördüm.I saw Tom and Mary carrying their fishing poles and tackle boxes.
Kaza olduğunda araç dört kişi taşıyordu.The car was carrying four people when the accident occurred.
Şifoniyeri taşıyalım.Let's move the dresser.
Masayı taşıyalım.Let's move the table.
Kanapeyi taşıyalım.Let's move the sofa.
Taşınmaya devam edelim.Let's keep moving.
O taş düşürüyor mu?Is he passing stones?
Tom taşınmak istemiyor.Tom doesn't want to move.
Artık taşınmak istemiyorum.I don't want to move again.
Tom Boston'a taşınmamı istiyor.Tom wants me to move to Boston.
Mary Tom'un kitaplarını taşımasını istedi.Mary wanted Tom to carry her books.
Gerçekten Boston'a taşınmak istiyor musun?Do you really want to move to Boston?
Sana Boston'a taşınmayı ne istetti?What made you want to move to Boston?
Tom Mary'nin onunla birlikte Boston'a taşınmasını istiyor.Tom wants Mary to move to Boston with him.
Boston'a taşınmak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to move to Boston?
O beş yıl önce Meksika'dan buraya taşındı.She moved here from Mexico five years ago.
Tom Boston'a geri taşınmak istiyor.Tom wants to move back to Boston.
Tom kolayca taşımak için yeterince küçük bir bilgisayar istiyor.Tom wants a computer small enough to easily carry.
Kaybolmamız ihtimaline karşın yanımızda bir harita taşıdık.We carried a map with us in case we got lost.
Bir ressamın kalitesi taşıdığı geçmiş miktarına bağlıdır.The quality of a painter depends on the amount of past he carries with him.
Tom bir şey taşıyordu.Tom was carrying something.
Tom sol elinde bir şey taşıyor.Tom's carrying something in his left hand.
Bunu taşıyın.Carry this.
Bu bavulları benim için taşıyabilir misiniz?Could you carry these suitcases for me?
Bu alışveriş çantasını benim için taşıyabilir misin?Could you carry this shopping bag for me?
Bagajı kim taşıdı?Who carried the luggage?
O bir bıçak ya da benzer bir şey taşıdı.He carried a knife or something similar.
Ailemle birlikte geri taşındım.I moved back with my parents.
Ailesi ile birlikte geri taşındı.He moved back with his parents.
Neden bir silah taşımıyorsun?Why don't you carry a weapon?
O, West Coast'a taşındı.She moved to the West Coast.
O, Doğu Kıyısına taşındı.He moved to the East Coast.
Tom ne taşıyor?What's Tom carrying?
Tom taşlaşmış görünüyor.Tom looks petrified.
Tom dikkatli bir şekilde taşındı.Tom moved cautiously.
Hâlâ taşınıyoruz.We're still moving.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod