Ana içeriğe geç
Sözlük

taşımak ile cümle

taşımak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bagajını taşımak zorunda değilsin.You don't have to carry your baggage.
İyi beslenme bir bebeğin büyümesi için hayati önem taşımaktadır.Good nutrition is vital for an infant's growth.
Onu taşımak için bir çantaya ihtiyacım var.I need a bag to carry it in.
Ürün yüksek bir fiyat etiketi taşımaktadır.The product carries a high price tag.
Gölün üstündeki buz senin ağırlığını taşımak için çok ince.The ice on the lake is too thin to bear your weight.
Mobilyayı taşımak çok enerji aldı.It took a lot of energy to move the furniture.
Bu elmaları taşımak için bir sepet istiyorum.I want a basket in which to carry these apples.
Bu soru büyük bir önem taşımaktadır.This question is one of great importance.
Bu bölgede bir silah taşımak zorundasın.You've got to carry a gun in this area.
Bu kutu taşımak için çok fazla büyüktür.This box is too bulky to carry.
Bu mevduat yüzde üç faiz taşımaktadır.This deposit bears three percent interest.
Bu mektup bir yabancı damgası taşımaktadır.This letter bears a foreign stamp.
Parayı ve teknolojiyi dünyanın bir tarafından diğerine taşımak yeterli değildir.Moving money and technology from one side of the globe to the other is not enough.
Taşımak istediğin şeyin taşınmasına gerek yok.The thing that you are intending to carry does not need to be carried.
Hükümet, ruhsatsız silah taşımaktan bizi men ediyor.The government prohibits us from carrying guns without a license.
O çantayı taşımak zorunda kaldı.He had to carry the bag.
O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.He had to carry many loads from the house to station.
Onlar çöpü dışarıya taşımak için kimin sırası olduğu hakkında tartıştılar.They disputed about whose turn it was to take the trash out.
O bizim gruba karşı kötülük taşımaktadır.She bears malice toward our group.
Silah taşımak hukuka aykırıdır.It's against the law to carry weapons.
Üniversite kurucusunun adını taşımaktadır.The university bears the name of its founder.
O, Marilyn Monroe'ya acayip bir benzerlik taşımaktadır.She bears an uncanny resemblance to Marilyn Monroe.
Kanguruların yavrularını taşımak için garip bir yöntemi var.Kangaroos have a strange method of carrying their young.
Mobilyamızı taşımak için bir kamyon kiraladık.We rented a truck to move our furniture.
Joseph Smith kavmini birçok kez taşımak zorunda kaldı.Joseph Smith had to move his people many times.
Tom piyanosunu taşımak için ona yardım edecek bazı kişiler arıyordu.Tom was looking for some people to help him move his piano.
Kuzenim gibi inşaatçılar, sık sık şantiyeye ağır malzemeler taşımak zorundalar.Builders, like my cousin, often have to carry heavy materials to site.
Tom masayı tek başına taşımak için elinden geleni yaptı ama taşıyamadı.Tom tried his best to move the table by himself, but he couldn't.
O, bavul'u taşımak için yeterince güçlü.She is strong enough to carry the suitcase.
Tom kolayca taşımak için yeterince küçük bir bilgisayar istiyor.Tom wants a computer small enough to easily carry.
Silah taşımak yasak.It's forbidden to carry arms.
Onu taşımak zorunda değildim.I didn't have to move it.
Tom'un bavulunu onun için taşımak zorunda kaldım.I had to carry Tom's suitcase for him.
Tom valizimi taşımak için yeterince nazikti.Tom was kind enough to carry my suitcase for me.
Öncelikle mangalı bodrumdan bahçeye taşımak zorundayız.First we have to carry the barbecue from the cellar out into the garden.
Tom yaşlı bayana malzemelerini arabasına taşımak için yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help the old lady carry her groceries out to her car.
Tom mobilyasını yeni evine taşımak için bir kamyon kiraladı.Tom rented a truck to move his furniture to his new house.
Askeri doktor Tom'u taşımak için güvenli bir yol olmadığını söyledi.The paramedic said there was no safe way to move Tom.
Bu kolayca taşımak için sadece çok büyük.This is just too big to easily carry.
Bu kolayca taşımak için çok büyük.This is too big to easily carry.
Bu taşımak için sadece çok büyük.This is just too big to carry.
Bu taşımak için çok büyük.This is too big to carry.
14 yaşından itibaren Hollanda'da kimlik taşımak zorunluluğu vardır.From the age of 14 one is obliged to carry ID in Holland.
Çocuklar neden bu kadar ağır bir çanta taşımak zorundalar?Why do children have to carry such a heavy bag?
Buzkıranlar kargo taşımak ve buz kırmak için kullanılır.Icebreakers are used to carry cargo and break ice.
Karıştırma tesisinden şantiyeye beton taşımak için doksan dakikamız var.We have ninety minutes to carry the concrete from the mixing plant to the worksite.
Oğlana kuyudan su taşımak için bir elek verdi.She gave the boy a sieve in which to carry water from the well.
Onları taşımak için yardıma ihtiyacım var.I need help carrying them.
Onu taşımak için yardıma ihtiyacım var.I need help carrying him.
Onların meyve taşımak için kullandıkları sepetler kamış şeritlerinden yapılır.The baskets they use to transport fruit are made with strips of cane.
Bu, taşımak için çok ağır.It's too heavy to carry.
Taşımak için fazla ağır.It's too heavy to move.
Seni taşımak zorundayım.I have to move you.
Tom üç valizi taşımak zorunda kaldı.Tom had to carry all three suitcases.
Odadaki mobilyaları taşımak istiyorum.I want to move the furniture in the room.
Tom taşımak için çok büyük.Tom is too big to carry.
İnsanlar piyanoyu taşımak için yeterli değil.The people are not enough to carry the piano.
Piyanoyu taşımak kaç kişi gerektirdi?How many people did it take to move the piano?
Evliliğin boyunduruğu o kadar ağırdır ki onu taşımak iki kişi gerektirir-bazen üç.The yoke of marriage is so heavy that it takes two people to carry it – sometimes three.
Sami, mobilyalarını Kahire'ye taşımak için düzenlemeler yaptı.Sami made arrangements to transport his furniture to Cairo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod