taşıma ile cümle

taşıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bagajını taşımak zorunda değilsin.You don't have to carry your baggage.
Fazla bir şey taşıma.Don't carry anything to excess.
İyi beslenme bir bebeğin büyümesi için hayati önem taşımaktadır.Good nutrition is vital for an infant's growth.
Mac benim süpürgeyi taşımama yardımcı oldu.Mac helped me carry the vacuum cleaner.
Onu taşımak için bir çantaya ihtiyacım var.I need a bag to carry it in.
Oda, taşımamız için hazırdır.The room is ready for us to move into.
Kutu bir çocuğun taşıması için yeterince hafif.The box is light enough for a child to carry.
Ürün yüksek bir fiyat etiketi taşımaktadır.The product carries a high price tag.
Arabanın üç sıra koltuğu vardır ve sekiz yolcu taşıma kapasitesine sahiptir.The car has three rows of seats and is capable of carrying eight passengers.
Gölün üstündeki buz senin ağırlığını taşımak için çok ince.The ice on the lake is too thin to bear your weight.
Mobilyayı taşımak çok enerji aldı.It took a lot of energy to move the furniture.
Bu elmaları taşımak için bir sepet istiyorum.I want a basket in which to carry these apples.
Bu soru büyük bir önem taşımaktadır.This question is one of great importance.
Bu bölgede bir silah taşımak zorundasın.You've got to carry a gun in this area.
Bu uçak bir seferde 40 yolcu taşıma kapasitesindedir.This airplane is capable of carrying 40 passengers at a time.
Bu kutu onun taşıması için yeterince hafif.This box is light enough for him to carry.
Bu kutu taşımak için çok fazla büyüktür.This box is too bulky to carry.
Bu mevduat yüzde üç faiz taşımaktadır.This deposit bears three percent interest.
Bu kirişler çatının ağırlığını taşımazlar.These beams will not carry the weight of the roof.
Bu taşı taşımama yardım et.Help me move this stone.
Bu mektup bir yabancı damgası taşımaktadır.This letter bears a foreign stamp.
Bu masayı taşımama yardım eder misin?Will you help me move this desk?
Bu çantayı taşımam için bana yardımcı ol.Give me a hand with this bag.
Sadece bağajı taşımama yardımcı olun.Just help me with this baggage.
Bu otobüs 45 kişi taşıma kapasitelidir.This bus is capable of carrying 45 persons.
Bu masayı taşımama yardımcı olur musun?Can you give me a hand with this table?
Bu bavulu taşımama yardımcı olur musunuz lütfen?Will you please help me carry this suitcase?
Bu bavulu taşımama yardım eder misiniz?Would you mind helping me carry this suitcase?
Bu asansör, on kişi taşıma kapasitesine sahiptir.This elevator is capable of carrying ten persons.
Bu yer toplu taşıma için uygun değildir.This place isn't convenient to public transportation.
Parayı ve teknolojiyi dünyanın bir tarafından diğerine taşımak yeterli değildir.Moving money and technology from one side of the globe to the other is not enough.
Amerikalılar silah taşıma hakkına sahiptir.Americans have the right to bear arms.
Senin umutlarını çok fazla üste taşıma.Don't get your hopes up too much.
Çocuk ağır kanapeyi taşımaya çalıştı.The boy tried moving the heavy sofa.
Lütfen çantanı taşımama izin ver.Please allow me to carry your bag.
Taşımak istediğin şeyin taşınmasına gerek yok.The thing that you are intending to carry does not need to be carried.
Toplu taşıma sistemi saat gibi çalışır.The public transportation system runs like clockwork.
Sonuna kadar görevi taşımalısın.You must carry the task through to the end.
Bu heykeli çok dikkatli taşımalıyız.We must move this statue very carefully.
Yanımda çok fazla nakit taşımam.I don't carry much cash with me.
Şu çantaları taşımaya yardım ettim.I helped carry those bags.
Erkek kardeşimin masasını taşımasına yardım ettim.I helped my brother move his desk.
Ona masasını taşıması için yardım ettim.I helped him carry his desk.
Hükümet, ruhsatsız silah taşımaktan bizi men ediyor.The government prohibits us from carrying guns without a license.
Kutu çok ağırdı fakat onu taşımayı başardı.The box was heavy, but he managed to carry it.
O çantayı taşımak zorunda kaldı.He had to carry the bag.
O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.He had to carry many loads from the house to station.
O, sandalyeyi taşımama yardım etti.He helped me carry the chair.
Bagajı taşımam için yardım etti.He helped me carry the baggage.
Çantayı taşımam için bana yardımcı oldu.He helped me to carry the bag.
Gezilerinde çok bagaj taşımaz.He doesn't carry much baggage on his trips.
Onlar çöpü dışarıya taşımak için kimin sırası olduğu hakkında tartıştılar.They disputed about whose turn it was to take the trash out.
Mobilyayı taşımada ona yardım ettim.I assisted her in moving the furniture.
O bizim gruba karşı kötülük taşımaktadır.She bears malice toward our group.
O, ona onun çantasını taşımasını rica etti.She asked him to carry her bag.
İhtiyacınız olandan daha fazla para taşımayın.Don't carry more money than you need.
Buz senin ağırlığını taşımayacak kadar ince.The ice is so thin that it won't bear your weight.
Buz o kadar ince ki senin ağırlığını taşımaz.The ice is so thin that it won't bear your weight.
Silah taşımak hukuka aykırıdır.It's against the law to carry weapons.
Öğle yemeği taşımana gerek yok.You don't need to carry lunch with you.

İlgili Sayfalar