ta ki ile cümle
ta ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
İlk keşif sonuçsuzdu, ta ki Ocean Viking'in 21 Ağustos 1969'da petrol bulmasına kadar.Initial exploration was fruitless, until Ocean Viking found oil on 21 August 1969.
"Ben de 'Drakula' demeye devam ettim" - ta ki Joss Whedon 'Neden Drakula olmasın?"I kept saying, 'Like Dracula'" – until Joss Whedon said, "Why not Dracula?
Ta ki Yahudiler kaya ve ağaçların arkasına saklanana dek.The Jews will hide behind stones or trees.
FCW'da hem antrenman yapar hem de güreşir, ta ki brand kapanana dek.He trained and wrestled at FCW until the brand's closure the following year.
Ta ki kötülüğün gücünü hissetmeye başladıkları ana kadar...So that makes you start thinking about evil...
9 Mart günü Mike Dunleavy Los Angeles Clippers ta ki genel menajerlik görevinden kovuldu.March On March 9, Mike Dunleavy was fired as Clippers General Manager.
Ta ki yeni bir tehdit belirene kadar.Yet an even greater threat looms.
Ta ki birisi şöyle diyene kadar,Until somebody said,
Ta ki, iks, 2 olana kadar. iks 2 olduğunda, grafikte bir "hoşluk" var.It's exactly x squared until we get to x equals 2. At x equals 2, We have a grap-- No, not a grap.
Ve yaşam, genişlemeye başlıyor, genişliyor, genişliyor, ta ki bozulup bitene kadar.And life starts to expand and expand and expand, until it goes kaput.
Ve her şey iyi başlamıştı ta ki elektrik gidene kadar.And everything began well until the power went out.
Ta ki canavarın sen olduğunu kendi vücudundan, derinden anlayana dek.Until you recognize its shape in your own skin.
- Gittikçe daha az pozitif oluyor, ta ki şu noktaya varana kadar.It's just saying that over the entire interval, the slope continues to decrease.
Ve bunu yapmaya devam ediyorlar ta ki aynı şeyi söyleyene kadar.And they keep doing that until they say the same thing.
1. boşluk, 2. boşluk, 3. boşluk, nokta bokta nokta, ta ki "k"inci boşluğa kadar.We'll have k spots, so it'll be 1 spot, 2 spots, 3 spots, all the way to k spots.
Ta ki sen dudaklarımdan öpüp beni kurtarana kadar.Until you kissed my lips and you saved me
Santim santim, oyun oyun ta ki biz bitene kadar.Inch by inch, play by play, till we're finished.
Ortalama kinetik enerjileri yükseliyor. Ta ki sıfır dereceye kadar-- o da suyun erime ısısı.And their average kinetic energy goes up until we get to zero degrees.
[Bu insanlar düşünürdüler, eylemciydiler...] [... yenilikçiydiler...] [... ta ki...][These people were thinkers, doers ...] [... innovators ...]
Onlarda bunu ta ki Ocak 2007'de çalınana kadar camlı vitrinlerinde 15 yıl boyunca sakladılar.And they had it in their cabinet for about 15 years, until it got stolen in January of 2007.
Ta ki bir anne, henüz 2 yaşına basmış çocuğunu bu hastalık yüzünden kaybedene dek...Until a particular mother, whose child had just turned two, died of this disease.
Bu olduğunda inanılmaz utandım, ta ki daha kötüsünün de olmuş olabileceğini fark edene kadar.This was really embarrassing when it happened, until I realized it could have been worse.
Ve böyle toplamaya devam edersiniz ta ki k eşittir n olana kadar.And then you keep adding, all the way until you get to k is equal to n.
Panbanisha mızıkasını çalarak eğleniyor, ta ki, şimdi bir yaşında olan Nyota onu çalana kadar.Panbanisha is enjoying playing her harmonica, until Nyota, now one year old, steals it.
Bu Mars'ta ki yaşamın fosilleşmiş olmuş kanıtıThat's fossilized evidence of life on Mars.
Tibetlilerin acısını, ta ki en son seviyesini görene kadar anlayamazsınız.And you cannot understand the pain of Tibet until you move through it at the ground level.
Doktorunun yakasını bırakmadı ta ki doktoru "Tamam, sana Krebiozen vereceğim." diyene dek.But Mr. Wright was tenacious and he didn't give up.
Sadece çatışmaktan çok korkuyordu, ta ki sessiz kalmaktan daha çok korkana dek.But he had been so afraid of conflict, until finally he became more afraid of the silence.
Boşluk. ve devam et, ta ki denek düğmeye basana veBlank. And keep going, until the subject presses the button, saying,
Ders çalışmak umurumda değildi. Ta ki bay Carlock'ın fen dersine kadar.I just didn't care at all about studying, until I had Mr. Carlock's science class.
Onu aldattılar, ta ki Osmanlı Devletindeki İslam Hilafetine karşı durana kadar.They tricked him till he stood up against the Muslim Khilafa of the Ottoman Empire.
Ta ki çağımızda muhteşem bir şey gerçekleşene dek.Until something wonderful happened in our age.
Sıtma ilaçlarına karşı direnç vardı, ta ki yeni ilaçlar elimize geçene kadar.There was resistance for the old malaria drugs, until we got the new drugs.
Ve muhtemelen 10 dakika falan oradaydık, ta ki müdürler 911'i arayana kadar.And we were there probably 10 minutes before the managers decided to dial 911.
Ta ki 1970'lerde yaşadığımız son enerji krizine kadar.That was until the 1970s, where we had the last energy crisis.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.They even put a recipe up on the wall, until they were told it was illegal.
Ta ki bu seneye kadar diye düşünüyorsunuz, "Cesur" filmi çıkana kadar.Until, as many of you are thinking, this year, when they finally came out with "Brave."
Ancak benim yürümemi sağlayabilecek hiçbir şey icat edilmemişti. Ta ki bugüne kadar.But nothing has been invented that enables me to walk, until now.
Ardından gelen üçüncü deneme de beni bayağı toparlamıştı. Ta ki başarısız olana kadar.And then a third attempt, which also patched me back together pretty well, until it failed.
Ta ki o güne kadar, denemeye devam mý edeceksin? Tek tek artacađýz.I read all the smoke that I toke to meet all the spaces of mind in time.
Ta ki, bütün buyruklarımı anımsayıp tutasınız ve Tanrınız için kutsal olasınız.that you may remember and do all my commandments, and be holy to your God.
Ta ki Allah'tan başkasına tapmayasınız.(Proclaiming) that you should worship none but God.
Tekrar izlerini ta'kibederek geriye döndüler, (kayaya vardılar).So they retraced their steps.
Ta ki Allah, inanıp iyi işler yapanları lutfundan mükafatlandırsın.So that God may reward those who believed and did what was good, by His grace.
Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu güvene al; ta ki Allah'ın sözünü dinlesin.If an idolater seeks protection, then give him asylum that he may hear the word of God.
İşte Allah, delillerini size böylece bildirir, ta ki düşünesiniz.So does God reveal His signs: You may haply reflect
Ta ki, sana, (böylece) en büyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim.That We may go on showing you Our greater signs.
"Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım."That I may do some good I did not do (in the world)."
Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler.So that they may eat of its fruit; yet it was not done by their hands.
Eğer müşriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah'ın kelâmını dinlesin.If an idolater seeks protection, then give him asylum that he may hear the word of God.
Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin."Say: "Glory to my Lord.
"Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım."That I may do some good I did not do (in the world)."
Ve “Biz” dediler; “Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın.And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Ta ki anlasınlar sözümü!That they may understand my speech,
Ta ki Seni daha çok tesbih ve tenzih edelim.That we may sing Your praises much,
Ta ki her kişi bulsun orada bütün yapıp ettiğini, işlerinin karşılığını.(He revealed it to His Prophets, so that people may fear and get ready.
"Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır!haply I shall do righteousness in that I forsook.'
"Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır!haply I shall do righteousness in that I forsook.'
Ta ki onun meyvelerinden yesinler,O meyveleri onlar yapmadılar,Hâlâ şükretmez mi onlar?that they might eat of its fruits and their hands' labour. What, will they not be thankful?
Allah size âyetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz. [8,63]In this wise Allah expoundeth unto you His revelations that haply ye may remain guided.
İlgili Sayfalar