İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Gli inquilini degli appartamenti stanno stretti come sardine, il che pone rischi considerevoli.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Les locataires de ces appartements sont entassés, ce qui pose un risque considérable.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Los inquilinos de estos apartamentos viven hacinados, lo cual representa un riesgo considerable.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Mieszkania wypełnione są lokatorami, co stanowi poważne ryzyko.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Những người thuê nhà ở chung cư này bị nhồi nhét vào, những nơi mà chứa đựng những mối hiểm họa tiềm tàng.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Os inquilinos destes apartamentos estão ali amontoados, o que representa um risco considerável.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Para penghuni apartemen ini tinggal berdesakan, (Menggerutu) sehingga ada (banyak) resiko.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Οι ένοικοι αυτών των διαμερισμάτων είναι ο ένας πάνω στον άλλο, γεγονός που ελλοχεύει αξιοσημείωτο κίνδυνο.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Жильцы этих квартир находятся в очень стеснённых условиях, что представляет значительный риск.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.תושבי הדירות האלה חיים בצפיפות, והדבר מהווה סיכון מסויים.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.ويتكدس الساكنون في هذه الشقق (صوت معاناه) وهو ما يؤدي إلى مخاطر حقيقية
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.For å fylle hans buk sender Gud sin brennende vrede mot ham og lar sin mat regne på ham.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.For at fylde hans Bug sender Gud sin Vredes Glød imod ham, lader sin Harme regne på ham.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Ketika ia sibuk mengisi perutnya, Allah menjadi sangat murka dan menghukumnya
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.그가 배를 불리려 할 때에 하나님이 맹렬한 진노를 내리시리니 밥 먹을 때에 그의 위에 비같이 쏟으시리라
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Ko si bo hotel napolniti trebuh, Bog spusti nanj jeze svoje togoto, in deževala bo nanj, njemu v jed.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Mikor meg akarja tölteni a hasát, reá bocsátja haragjának tüzét, és azt önti rá étele gyanánt.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Op het moment dat zijn buik vol is, zal Gods toorn op hem neerregenen.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.יהי למלא בטנו ישלח בו חרון אפו וימטר עלימו בלחומו׃
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.يكون عندما يملأ بطنه ان الله يرسل عليه حمو غضبه ويمطره عليه عند طعامه.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.他 正 要 充 滿 肚 腹 的 時 候 、 神 必 將 猛 烈 的 忿 怒 降 在 他 身 上 、 正 在 他 喫 飯 的 時 候 、 要 將 這 忿 怒 像 雨 降 在 他 身 上
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.他 正要 充滿 肚腹 的 時候 、 神必 將 猛烈 的 忿怒 降 在 他 身上 、 正在 他 喫飯 的 時候 、 要 將這 忿怒 像 雨 降 在 他 身上
Market rafları almak istediğimiz herşeyle tıka basa dolu.20 miljoen kilo van San Diego sinaasappels zijn op weg naar landen zo ver als China.
Market rafları almak istediğimiz herşeyle tıka basa dolu.Le corsie delle drogherie vengono riempite di qualsiasi cosa vogliamo comprare.
Market rafları almak istediğimiz herşeyle tıka basa dolu.Supermarktregale sind gefüllt mit allem, was das Herz begehrt.
Market rafları almak istediğimiz herşeyle tıka basa dolu.Проходы продовольственных магазинов заполнены всем тем, что мы хотим купить.
Market rafları almak istediğimiz herşeyle tıka basa dolu.מדפי המרכולים עמוסים בכל דבר שרק נרצה לקנות.
O an, 'Ah', kadının kalbi güm güm atıyordu. Kutuyu çıkarttılar, tıka basa para doluydu.Aztán a szívük majd kiugrott ... kivették a ládát, és az tele volt pénzzel.
O an, 'Ah', kadının kalbi güm güm atıyordu. Kutuyu çıkarttılar, tıka basa para doluydu.Dann 'Ah', hüpft ihr Herz; sie ziehen die Kiste raus, und sie ist voller Geld.
O an, 'Ah', kadının kalbi güm güm atıyordu. Kutuyu çıkarttılar, tıka basa para doluydu.Nato "Ah, njeno srce je poskočilo; ven sta potegnila škatlo polno denarja.
Oda'm tıka basa doldu.Camera mea este asa ticsita. Imi pare rau.
Oda'm tıka basa doldu.Kamarku jadi sesak
Oda'm tıka basa doldu.아주 좁아 죽겠다.
Oda'm tıka basa doldu.La mia stanza è strapiena.
Oda'm tıka basa doldu.Mein Zimmer ist so was von vollgestopft.
Oda'm tıka basa doldu.Mijn kamer is zo krap
Oda'm tıka basa doldu.Mitt rum är så trångt
Oda'm tıka basa doldu.Mit værelse er proppet
Oda'm tıka basa doldu.Moja izba je preplnená.
Oda'm tıka basa doldu.Mój pokój jest strasznie zagracony.
Oda'm tıka basa doldu.Phòng tôi bây giờ chật kín.
Oda'm tıka basa doldu.Το δωμάτιό μου είναι πολύ στριμωγμένο.
Oda'm tıka basa doldu.Моя комната битком набита.
Oda'm tıka basa doldu.החדר שלי מפוצץ בדברים.
Oda'm tıka basa doldu.و غرفتـي مزدحمه جداً
Oda'm tıka basa doldu.ごめんなさい
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.A gumna twoje napełnione będą obfitością, i od wina nowego prasy twoje rozpadać się będą.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.Alors tes greniers seront remplis d`abondance, Et tes cuves regorgeront de moût.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.A naplněny budou stodoly tvé hojností, a presové tvoji mstem oplývati budou.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.Así tus graneros estarán llenos con abundancia, y tus lagares rebosarán de vino nuevo
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.assim se encherão de fartura os teus celeiros, e trasbordarão de mosto os teus lagares.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.A tak sa naplnia tvoje stodoly hojnosťou, a tvoje preše budú oplývať šťavou z hrozna.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.căci atunci grînarele îţi vor fi pline de belşug, şi teascurile tale vor geme de must.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.da fyldes dine Lader med Korn, dine Perser svømmer over af Most.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.Dan zullen je schuren te klein zijn en vloeit de most over de randen van je perskuip.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.Eképen megtelnek a te csûreid elégséggel, és musttal áradnak el sajtód válúi.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.i tuoi granai si riempiranno di grano e i tuoi tini traboccheranno di mosto
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.그리하면 네 창고가 가득히 차고 네 즙틀에 새 포도즙이 넘치리라
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.niin sinun jyväaittasi täyttyvät runsaudella, ja viini pursuu sinun kuurnistasi.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.Så skal dine lader fylles med overflod og dine persekar flyte over av most.