Restoran her zaman tıka basa doludur.The restaurant is always packed.
Tıka basa pizza ve bira aldık.We pigged out on pizza and beer.
Tıka basa pizza yedim.I pigged out on pizza.
Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu.The stadium was packed with excited spectators.
Bugün tıka basa ye ve yarın acından öl.Stuff today and starve tomorrow.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Çantalarım tıka basa dolu.My bags are packed.
Oda tıka basa doluydu.The room was packed.
Bu parti tıka basa dolu.This party's packed.
Marco aç olduğunda bir kilo pişmiş yiyeceği tıka basa yiyebilir.When he's hungry, Marco is capable of stuffing himself with a kilogram of baked goods.
Tom'un çantaları tıka basa dolu.Tom's bags are packed.
Tayfun nedeniyle, tren tarifesi bozuldu ve tüm trenler tıka basa doluydu.Due to the typhoon, the train schedule was disturbed and all the trains were jam-packed.
Birkaç yüz adam tekneye tıka basa dolduruldu.Several hundred men were packed into the boat.
Yer tıka basa dolu.The place is packed.
O yer her zaman tıka basa dolu.That place is always packed.
Tıka basa doluyum.I'm all packed.
Benim çanta her zaman tıka basa dolu.My bag's always packed.
Tıka basa dolu olan o trende havasızlıktan öleceğimi düşündüm.I thought I was going to suffocate on that train, which was absolutely packed.
Market tıka basa doluydu.The market was packed.
Konferans salonu tıka basa doluydu.The auditorium was packed.
Kilise tıka basa doluydu.The church was packed.
Mağaza tıka basa dolu.The store is jam-packed.
Tren tıka basa doluydu.The train was packed.
Nifak ateşini tıka basa doldurmayın.Don't stoke the fire of discord!
Mahkeme salonu tıka basa doluydu.The courtroom was packed.
Bu tıka basa dolu!It's packed!
Tom bana tıka basa tok olduğunu söyledi.Tom told me that he was stuffed.
O an, 'Ah', kadının kalbi güm güm atıyordu. Kutuyu çıkarttılar, tıka basa para doluydu.Then, 'Ah,' her heart is jumping; they pull the box out and it is full of money.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.The tenants of these apartments are crammed in, (Grunting) which poses considerable risk.
Tıka basa doydum... SeviştimAi enchi o bucho, trepei...
Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak!And, in despite, I'll cram thee with more food!
Oda'm tıka basa doldu.My room is so crammed.
Yediler, tıka basa doydular, İsteklerini yerine getirdi Tanrı.So they ate, and were well filled. He gave them their own desire.
O zaman ambarların tıka basa dolar, Teknelerin yeni şarapla dolup taşar.so your barns will be filled with plenty, and your vats will overflow with new wine.
İşte o zalimler bunları yer ve karınlarını tıka basa doldururlar.They will eat and fill their bellies with it,
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Dort bringen sie neben Säcken voller Geld auch einen versperrten Metallkoffer in ihren Besitz.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Junto al muerto se depositaba una bolsita llena de monedas.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Una volta un soldato lo ringraziò addirittura con una borsa piena d'oro.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Mas rapidamente ficou com um saco de pano cheio de moedas.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Okazuje się, że oprócz niego w skrzynce było całe mnóstwo pieniędzy.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Brzy narazil na měděný kotel plný peněz.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Sieltä hän löytää salkun, joka on täynnä rahaa.
Tıka basa pizza yedim.Ahdoin itseni täyteen pitsaa.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Han etterlater seg ikke mye, bare en koffert full av pengesedler.
Kazandığı ilk parayla küçük arkadaşına bir basketbol topu hediye eder ve karınlarını tıka basa doldururlar.息子の栄治が産まれて最初に与えた玩具が皮のバスケットボールで、以降息子のためにあちこちから借金をしてまで裏庭にバスケットコートのある家を手に入れた。
Ama birisi sağ olsun... Eun Jo'nun yatağı ve masası Oda'm tıka basa doldu.Mais grâce à quelqu'un ici... le lit et le bureau d'Eun Jo ma chambre est vraiment chargée.
Ama birisi sağ olsun... Eun Jo'nun yatağı ve masası Oda'm tıka basa doldu.Но благодарение на някои хора тук, леглото и бюрото на Ън Джо ... задръстиха моята стая.
[Anıtın kapısını açık Breaking] Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak![. 기념물의 문을 열기] 그리고,에도 불구하고, 내가 더 많은 음식과 함께 그대를 명이나되는거야!
[Anıtın kapısını açık Breaking] Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak!PARISは、これはそのbanish'd横柄なモンタギューです
[Anıtın kapısını açık Breaking] Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak![Vylomení dveří památky.], A který i přes, budu tě nacpat víc jídla!
[Anıtın kapısını açık Breaking] Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak![Vylomeniu dverí pamiatky.], A ktorý aj napriek, budem ťa napchať viac jedla!
[Anıtın kapısını açık Breaking] Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak![שבירת לפתוח את הדלת של האנדרטה.] וכן, למרות, אני לדחוס לך עם אוכל יותר!
[Anıtın kapısını açık Breaking] Ve rağmen de, ben seni daha fazla gıda ile tıka basa olacak![كسر فتح باب النصب.] ، وعلى الرغم من أنني سوف الالزام اليك مع مزيد من الطعام!
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.파인만 샌드위치는 햄이 엄청 많았습니다. 발로니는 전혀 들어있지 않았죠.
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.La verdad es que el emparedado Feynman tenía mucho jamón y nada de mortadela, en absoluto.
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.הוא שבסדנוויץ' פיינמן היה אכן המון שינקן, אבל היה נטול בולוני.
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.هو ان " فينمان " ربما لديه قبس من "هام" ولكنه لا يتحدث بالهراء على الاطلاق
Feynman sandviçi tıka basa jambon (kötü rol yapma) dolu olurdu ama içinde hiç baloney (palavra) olmazdı.ハムが山盛りで ボローニャ・ソーセージは入っていません ファインマンは何よりも
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.Chiriaşii acestor apartamente stau înghesuiţi, fapt ce reprezintă un risc considerabil.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.De huurders van deze appartementen zitten op elkaar gepakt, wat flinke gevaren met zich meebrengt.