(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)( fåglar av en fjäder flock tilsammans)
(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)(le piume di un uccello radunate insieme)
(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)(Ptaki zawsze latają razem)
(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)(Soort zoekt soort)
(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)(Vögel der selben Art)
(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)(Vrána k vráně sedá)
(Bir kuşun tüyleri birlikte hareket edermiş)(Рыбак рыбака видит издалека)
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.A mi testünk -- különös módon -- szőrtelen lett; bizonyos okokból kifolyólag viszont az övék nem.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Bulu tubuh kita menghilang, cukup aneh; karena beberapa alasan, simpanse tidak.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Chúng ta không còn lông lá như tổ tiên nữa, lạ thay; bọn tinh tinh không hiểu sao vẫn không thay đổi tí nào.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Corpurile noastre au devenit pleșuve, destul de ciudat; dintr-un motiv sau altul, ale lor nu.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Curieusement, nos corps sont devenus glabres; et pour une raison ou pour une autre, pas chez eux.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Jostain kumman syystä meistä tuli karvattomia; syystä tai toisesta niistä taas ei.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.인간은 털이 없게 되었고, 분명하게, 하나 혹은 몇 가지 이유 때문에 침팬지들은 그렇지 않았지요.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.My jsme, kdo ví proč, ztratili srst; a oni ne, ať už je důvod jakýkoliv.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Nasz ciała wyłysiały, to dość dziwne, z takiego czy innego powodu, ich ciała nie.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Noi siamo diventati glabri, curiosamente. Per una qualche ragione, loro no.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Nos volvimos lampiños. Extrañamente; por una razón u otra, ellos no lo hicieron.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Perdemos o pelo corporal, estranhamente; por qualquer razão, e eles não.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Wij werden haarloos, vreemd genoeg; om de een of andere reden werden zij dat niet.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Wir verloren unsere Haare, seltsamerweise, und aus dem einen oder anderen Grund, taten sie es nicht.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Καταλήξαμε άτριχοι, παραδόξως, για τον ένα ή τον άλλο λόγο, εκείνοι όχι.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Ми позбулися шерсті, але досить дивно; що, з тієї чи іншої причини, вони - ні.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Мы стали гладкокожими, довольно странно, по той или иной причине они нет.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.Ние сме станали с плешиви тела - доста странно; по една или друга причина, при тях не е така.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.גופינו נעשו חלקים משיער, כמה מוזר; ומשום מה, גופיהם לא.
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.نحن أصبحنا أقل شعراُ بقدر ممكن لسبب أو لأخر هم لم يقل شعر جسدهم
Biz garip bir şekilde tüysüz bir vücuda doğru evrimleştik. başka bir neden yüzünden onlar tüysüzleşmediler.私達の体毛は退化しました そうでなければこれが最高のセクシーさだったでしょう
Bosky sakal saçı kesilmemiş, tüylü bir set, sabahlık için tüm maymun ceket giyiyor.bosky의 수염, 가위로 다듬지 않은, 얽히고 설킨 세트, 아침 가운 모든 입은 원숭이 자켓.
Bosky sakal saçı kesilmemiş, tüylü bir set, sabahlık için tüm maymun ceket giyiyor.bosky اللحى ؛ an unshorn ، تعيين أشعث ، قرد يرتدي سترة جميع لالعباءات الصباح.
Bosky sakal saçı kesilmemiş, tüylü bir set, sabahlık için tüm maymun ceket giyiyor.Боске бороди; неподстріженний, кудлатий встановлено, всі мавпи носити куртки для ранкових сукнях.
Bosky sakal saçı kesilmemiş, tüylü bir set, sabahlık için tüm maymun ceket giyiyor.Боски бороды; неподстриженный, лохматый установлен, все обезьяны носить куртки для утренних платьях.
Bosky sakal saçı kesilmemiş, tüylü bir set, sabahlık için tüm maymun ceket giyiyor.עטורת העצים, זקנים; להגדיר unshorn, שעיר, כל קוף ז'קטים לבוש עבור שמלות הבוקר.
Bosky sakal saçı kesilmemiş, tüylü bir set, sabahlık için tüm maymun ceket giyiyor.それぞれが漂着していた時間の長さはかなりはっきりと言うことができる。
Bu büyük, tüylü bir şey değil.Não é essa coisa grande e peludo.
Bu büyük, tüylü bir şey değil.Non e' una cosa pelosa.
Bu büyük, tüylü bir şey değil.Не нешо голямо и сложно.
Bu fotoğraf karesini seviyorum. Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Saya suka gambar itu, saya selalu merinding setiap kali melihatnya.
Bu fotoğraf karesini seviyorum. Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor.Uwielbiam to ujęcie, za każdym razem przechodzą mnie ciarki.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Dem, den där är hårig och går på fyra ben.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Den ene er pelset og går på fire ben.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Der eine ist haarig und läuft auf allen vieren.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Ei, cel de acolo este păros și merge pe patru picioare.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Eles, aquele, é peludo a caminha sobre quatro patas.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Éste de aquí es peludo y camina a cuatro patas.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Hij, die daar, is harig en loopt op vier poten.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.한쪽은 털이 많고 네 발로 걷습니다.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Le premier porte une fourrure et marche sur quatre pattes
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Loro, quelli lì, sono pelosi e su quattro zampe.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor. Ötekisi de tüysüz ve dik duruyor.Tady tenhle je chlupatý a chodí po čtyřech, tady ten je holý dvounožec.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Ten jest owłosiony i chodzi na czworakach.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Vagyis, az egyik szőrös, és négy lábon jár.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Εκείνοι, αυτός εδώ, είναι μαλλιαρός και περπατάει στα τέσσερα.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Например, одни покрыты шерстью и ходят на четырех ногах.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.Те, този по-точно, е космат и върви на четири крака.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.הם, זה, שעיר והולך על ארבע רגליים.
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.اليكم هذا المثال هذا ذو شعر كثيف, و يمشي على اربعة اطراف
Bu iki türden biri tüylü ve dört ayak üstünde yürüyor.四足で歩いていて そっちは毛がなくて二足歩行
Bu kuş tüyü, terazinin başındaki Ma'at' a(adaletin sembolu) ait... ...ve onun başından geldiğini anlıyoruz.Bogini Ma'at przedstawiona jest na szczycie wagi. Widzimy również pióro, które ma na czubku głowy.
Bu kuş tüyü, terazinin başındaki Ma'at' a(adaletin sembolu) ait... ...ve onun başından geldiğini anlıyoruz.De veer behoort tot Ma'at die we bovenop de weegschaal zien. En er komt ook een veer uit zijn hoofd.