Tüyler kuşlara özgüdür.Feathers are peculiar to birds.
Hayalet görünce öyle korktum ki tüylerim diken diken oldu.When I saw the ghost, I was so frightened that my hair stood on end.
Erkek tavus kuşunun renkli kuyruk tüyleri vardır.The male peacock has colorful tail feathers.
Ben büyük, siyah, tüylü tarantulalardan korkuyorum!I'm scared of big, black, hairy tarantulas!
O kuş tüyü yastık pahalı görünüyor.That down pillow looks expensive.
Kendimi tüy kadar hafif hissettim.I felt light as a feather.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Tüyler kuşların ayırt edici bir özelliğidir.Feathers are a distinguishing feature of birds.
Tom bir kuş tüyü yastıkla Mary'yi boğdu.Tom suffocated Mary with a feather pillow.
Kayınvalidem benim tüylerimi ürpertiyor.My mother-in-law gives me the creeps.
Güvercinlerin tüyleri beyazdır.The pigeons' feathers are white.
Korkunç sahne onun tüylerini diken diken etti.The terrible scene sent shivers down his spine.
Tüymem lâzım; yoksa geç kalacağım.I've got to skedaddle or I'll be late.
Senin ceketinde bir tüyün var.You have a feather on your coat.
Saçında bir kuş tüyü var.You have a feather on your hair.
Hiç bir tavuğun tüylerini yoldun mu?Have you ever plucked a chicken?
Adeta tüyler ürpertici.It's kind of creepy.
Bu yer tüyler ürpertici.This place is creepy.
Bu tüyler ürpertici.This is creepy.
Bunun beni ne kadar tüyler ürpertici hissettirdiğini söyleyemem.I can't tell you how creepy this makes me feel.
Onlar tüyler ürpertici.They're creepy.
Onun tüylü bir göğsü var.He has a hairy chest.
Tom tüyler ürpertici.Tom is creepy.
Sen tüyler ürperticisin.You're creepy.
Tüyler ürpertici şekilde davranıyorsun.You're acting creepy.
Tüyler ürperticiydi.It was creepy.
Bu soğuk hava benim tüylerimi ürpertiyor.This cold weather gives me goosebumps.
Tom adeta tüyler ürpertici.Tom is kind of creepy.
Bu köpek tüylü.This dog is shaggy.
O tavusun üzerindeki tüyler inanılmaz.The plumage on that peacock is amazing.
Tom'da şeytan tüyü var.Tom is the kind of guy you just can't hate.
Sen gerçekten tüyler ürperticisin, biliyorsun.You really are creepy, you know.
Tom'un kaz tüyü bir yastığı vardır.Tom has a goose-down pillow.
Tüy ceketim beni oldukça sıcak tutuyor.My down jacket keeps me quite warm.
Mary piliçten tüyleri yolmakla meşgul.Mary is busy plucking the feathers from the chicken.
Bu tüyler ürpertici oluyor.This is getting creepy.
Tom kalabalık tarafından katranla kaplandı ve tüyle kaplandı.Tom was tarred and feathered by the crowd.
Bu benim tüylerimi diken diken ediyor.It gives me the shivers.
Tom iyi bir şans tılsımı olarak bir kartal tüyünü saklıyor.Tom keeps an eagle feather as a good-luck charm.
Kuş tüyü ceketim beni ısıttı.My down jacket kept me warm.
Onun kadınlara karşı şeytan tüyü var.He has a way with women.
Tom'un kadınlara karşı şeytan tüyü var.Tom has a way with women.
Tüylerimi ürpertiyorsun.You're giving me the creeps.
Bu, tüylerimi ürpertiyor.It gives me the creeps.
Bu yer tüylerimi ürpertiyor.This place gives me the creeps.
Tom'un tüymesine izin ver.You let Tom get away.
Buradan tüyelim.Let's get away from here.
Bu ev tüyler ürpertici.This house is creepy.
Bu biraz tüyler ürpertici oluyor.This is getting kind of creepy.
Gaz tüyü ısıyı korur.Goose down retains the heat.
Bu papağanın yeşil tüyleri var.This parrot has green feathers.
O, büyük ve tüylüydü.He was big and shaggy.
Bu tüylerimi ürpertiyor.This is really creeping me out.
Sana ne tüyo verdi?What tipped you off?
Kuşun tüyleri tamamen saf altındı.The bird's feathers were all of pure gold.
Gerçekten tüyler ürpertici bir hikayeydi.It was a really creepy story.
Tüylerim diken diken oldu.I've got goose bumps.
Hikaye tüylerimi diken diken etti.The story gave me goosebumps.
Onun küçük, tüylü garip kanatları olan bir vücudu vardı.He had a tiny, furry body with awkward wings.
Kedim tüy döküyor.My cat is shedding hair.