tütsü ile cümle

tütsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.床の上に座る必要もないです 必要なことは1日10分間 一歩身を引いて
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Mag ik de wierook aansteken?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Posso accendere l'incenso?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Posso acender o incenso?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?¿Puedo encender el incienso?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Puis-je brûler l'encens?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Putem aprinde tămâia?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Μπορώ να ανάψω το θυμίαμα;
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Вы позволите зажечь благовония?
Tütsüyü yakmamı ister misiniz?هلا سمحتم لي بإشعال البخور؟
Ve bu dünya çapında bir iş. Ogandiro Makoko Lagos'ta balık tütsülüyor.Ogandiro fume du poisson à Makoko à Lagos, je lui ai demandé :
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip,거기서 잡혀서 냉동시키고 라고스로 운송되어서 훈제된 다음 라고스의 거리에서 이윤을 조금 붙여
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip, Lagos caddelerinde satılıyor.lo ahuman y lo venden con una pequeña ganancia en las calles de Lagos.
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip, Lagos caddelerinde satılıyor.Её ловят здесь, замораживают, отправляют в Лагос, коптят и продают с крошечной прибылью на улицах Лагоса.
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip, Lagos caddelerinde satılıyor.Тут її зловлено, заморожено, доставлено в Лагос, прокопчено і продано з найменшим прибутком на вулицях Лагоса.
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip,הם נתפסו פה, הוקפאו, נשלחו ללאגוס, עושנו, ונמכרו ברווח מזערי
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip,إنها تُصطاد هنا، تجمد، تُشحن الى لاغوس تدخّن وتباع بمقدار ضئيل من الربح
Yakalanıp, donrulup Lagos'a gönderiliyor ve küçük kar marjları için tütsülenip,くん製にされ ラゴスの路上で 安く販売されるのです
Yanakları dolgun, sağ elindeki buhurdanı yukarı kaldırmış, tütsüyü tutuyor.- uwalnia kadzidło, i wygląda jakby chciał dmuchnąc nim w stronę Marii
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.(143:5) Господи! Приклони небеса Твои и сойди; коснись гор, и воздымятся;
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Abaixa, ó Senhor, o teu céu, e desce! Toca os montes, para que fumeguem!
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Éternel, abaisse tes cieux, et descends! Touche les montagnes, et qu`elles soient fumantes!
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.GOSPOD, nagni nebesa svoja ter stopi doli, dotakni se gorá, in se bodo kadile.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.HERE, kom uit Uw hoge hemel naar beneden en raak de vulkanen aan zodat zij uitbarsten.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Herra, notkista taivaasi ja astu alas, kosketa vuoria, niin että ne suitsuavat.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Herre, bøi din himmel og far ned, rør ved fjellene så de ryker!
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.HERRE, sænk din Himmel, stig ned og rør ved Bjergene, så at de ryger;
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.HERRE, sänk din himmel och far ned, rör vid bergen, så att de ryka.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.HERR, neige deine Himmel und fahre herab; rühre die Berge an, daß sie rauchen;
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Hỡi Ðức Giê-hô-va, xin hãy hạ các từng trời, và giáng xuống, Ðụng đến núi, thì núi sẽ xông khói lên.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Hỡi_Ðức_Giê - hô-va , xin hãy hạ các từng trời , và giáng xuống , Ðụng đến núi , thì núi sẽ xông khói lên .
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Hospodine, nakloň svoje nebesia a sostúp; dotkni sa vrchov, a budú sa kúriť.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Hospodine, nakloň svých nebes a sstup, dotkni se hor, a kouřiti se budou.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.여호와여 주의 하늘을 드리우고 강림하시며 산들에 접촉하사 연기가 발하게 하소서
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Oh Jehovah, inclina tus cielos y desciende; toca las montañas, y humeen
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Panie! nakłoó niebios twoich, a zstąp; dotknij się gór, a zakurzą się.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Pleacă cerurile, Doamne, şi pogoară-Te! Atinge munţii, ca să fumege!
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Signore, piega il tuo cielo e scendi, tocca i monti ed essi fumeranno
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Uram, hajlítsd meg egeidet és szállja alá; illesd meg a hegyeket, hogy füstölögjenek!
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Ya TUHAN, bukalah langit-Mu dan turunlah, sentuhlah gunung-gunung supaya berasap
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Κυριε, κλινον τους ουρανους σου και καταβηθι εγγισον τα ορη, και θελουσι καπνισει.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.Господи, приклони небесата Си и слез, Допри се до планините, и те ще задимят.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.יהוה הט שמיך ותרד גע בהרים ויעשנו׃
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.يا رب طأطئ سمواتك وانزل المس الجبال فتدخن‎.
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.耶 和 華 阿 、 求 你 使 天 下 垂 、 親 自 降 臨 . 摸 山 、 山 就 冒 煙
Ya RAB, gökleri yar, aşağıya in, Dokun dağlara, tütsünler.耶和華 阿 、 求 你 使 天 下垂 、 親自 降臨 . 摸 山 、 山 就 冒煙
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Een man, een oude man was in slaap gevallen, en zijn sprei viel in een pan met vuur die hem warm hield.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Egy öregember elaludt, és a takarója beleesett a parázsba, ami melegen tartotta.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.En gammal man somnade och täcket trillade i eldstaden som höll värmen.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.I jego kołdra wpadła do kaganka z ogniem, który utrzymywał ciepło.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.소름끼치는 사고가 있었어요. 한 늙은노인이 깜빡 잠이들었는데, 그의 이불이 그를 따뜻하게 지켜주었던 불화덕에 빠뜨려졌어요.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Um homem idoso adormeceu, e a manta caiu na lareira que o mantinha quente.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Un hombre, un anciano, se quedó dormido, y su edredón cayó en un brasero que lo mantenía caliente.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Un homme, un vieil homme, s'est endormi, et sa couverture est tombée dans le feu qui le réchauffait.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Un om, un bătrân, a adormit, iar pătură i-a căzut într-un dispozitiv cu foc care îi ţinea de căldură.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Un uomo, un anziano, si è addormentato e la sua coperta è caduta nello scaldaletto che lo teneva caldo.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Vanha mies nukahti ja hänen peittonsa tipahti tuleen, joka huolehti lämmityksestä.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Ένας άντρας, ηλικιωμένος άντρας, αποκοιμήθηκε, και το πάπλωμα του έπεσε σε μια (σόμπα) που τον ζέσταινε.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Літній чоловік, заснувши, не помітив, як його ковдра впала в жаровню з вугіллям, які його зігрівали.
Yaşlı bir adam uyuya kalmış, ve batteniyesi kendisini sıcak tutsun diye yaktığı ateşin içine düşmüş.Пожилой мужчина, уснув, не заметил, как его одеяло упало в сковороду с углями, которые его согревали.
İlgili Sayfalar