tütsü ile cümle
tütsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.Ci să -l omori; întăi mîna ta să se ridice asupra lui ca să -l omoare, şi apoi mîna întregului popor;
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.Dood hem! Als eerste zult u hem eigenhandig, en later samen met het hele volk, ter dood brengen.
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.너는 용서없이 그를 죽이되 죽일 때에 네가 먼저 그에게 손을 대고 후에 뭇 백성이 손을 대라
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.marveč umoriti ga moraš; tvoja roka bodi prva nad njim, da bo dan v smrt, in potem vsega ljudstva roka.
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.mas certamente o matarás; a tua mão será a primeira contra ele para o matar, e depois a mão de todo o povo;
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.Ngươi hẳn phải giết nó , tay mình phải tra vào mình nó trước_hết đặng giết đi ; rồi kế sau tay của cả dân_sự .
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.Ngươi hẳn phải giết nó, tay mình phải tra vào mình nó trước hết đặng giết đi; rồi kế sau tay của cả dân sự.
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.To zaś jeść będziecie ze wszystkich rzeczy, które są w wodach; cokolwiek ma łuskę i skrzele, jeść będziecie.
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.но убей его; твоя рука прежде всех должна быть на нем, чтоб убить его, а потомруки всего народа;
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.כי הרג תהרגנו ידך תהיה בו בראשונה להמיתו ויד כל העם באחרנה׃
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.بل قتلا تقتله. يدك تكون عليه اولا لقتله ثم ايدي جميع الشعب اخيرا.
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.總 要 殺 他 、 你 先 下 手 、 然 後 眾 民 也 下 手 、 將 他 治 死
Onu kesinlikle öldüreceksin. Onu önce sen, sonra bütün halk taşa tutsun.總要殺 他 、 你先 下手 、 然 後 眾民 也 下手 、 將 他 治 死
Sadece, şey, niye burası bu kadar duman altı? Tütsü yaktık.aku sedang, ah, kenapa berasap sekali di sini? dupa.
Sadece, şey, niye burası bu kadar duman altı? Tütsü yaktık.Es solo, ah, por que esta tan nublado aqui?
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Abbiamo salmone affumicato alle inaugurazioni d'arte.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Avem somon afumat la expoziţii.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Füstölt lazacot eszünk a kiállításmegnyitókon.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.개회식 때는 훈제 연어도 있었구요
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Nous havons du saumon fumé pour les vernissages
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Podajemy wędzonego łososia podczas wystaw.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Tenemos salmón ahumando en las inauguraciones.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.We hebben gerookte zalm bij de vernissages.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Wir haben geräucherten Lachs bei Kunstausstellungen.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.Имаме пушена сьомга на откриванията.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.יש לנו סלמון מעושן בפתיחות.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.نقدم السلمون المدخن في حفل الافتتاح.
Sanat gecesi açılışlarında tütsülenmiş somonumuz vardır.きちんとした招待状と
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.Może Bóg błogosławi i zachować te, straciliśmy w jego niebiańskim miejscu.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.Possa Dio benedire e custodire coloro che abbiamo perso nel Suo paradiso.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.Que Dieu bénisse et garde ceux que nous avons perdus dans son Royaume Béni.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.Que Dios los bendiga y cuide en Su lugar divino a aquellos hemos perdido.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.Xin Chúa ban phước lành và gìn giữ những người chúng ta đã mất trong nước Chúa.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.Пусть Господь благословит и позаботится о тех, коого мы потеряли.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.ليبارك الله ويحفظ كل الذين فقدناهم ببيته السماوي.
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.我々に残されたものに 神の神聖な癒やしを賜りますように
Tanrı kendi cennetine aldığı bu kişileri kutsasın ve yanında tutsun.願上帝祝福與擁抱那些我們所失去的於祂神聖的居所
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Anda tidak perlu membakar dupa, dan yang pasti Anda tidak perlu duduk di lantai.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Bạn không phải đốt nhang, và bạn chắc chắn không phải ngồi trên sàn.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Du behöver inte tända rökelse, och du behöver verkligen inte sitta på golvet.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Es bedarf keiner Räucherstäbchen und man muss auch nicht auf dem Fußboden sitzen.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Je hoeft geen wierook te branden en ook zeker niet op de grond te zitten.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.향을 피우지 않으셔도 됩니다. 당연히 바닥에 앉을 필요도 전혀 없습니다.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Man behøver ikke at tænde for noget røgelse, og man behøver i hvert fald ikke at sidde på gulvet.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Não têm de queimar nenhum incenso, e, definitivamente, não precisam de se sentar no chão.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Napotřebujeme žádné vonné tyčinky, a rozhodně nemusíte sedět na podlaze.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nemusíte páliť kadidlo a rozhodne nemusíte sedieť na zemi.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nie musicie palić kadzidełek, ani oczywiście siedzieć na podłodze.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nincs szükség füstölőpálcikákra, és elhihetik: a földön sem kell kuporogni.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Ni potrebno, da prižigate kadilo in nikakor ni potrebno, da sedite na tleh.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Non dovete bruciare incenso, e di sicuro non dovete sedervi sul pavimento.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.No tienen que quemar incienso, y definitivamente no tienen que sentarse en el piso.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Nu trebuie să ardeți tămâie și chiar nu trebuie să stați așezați pe podea.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Pas besoin de faire brûler de l'encens, et vous n'avez absolument pas besoin de vous assoir sur le sol.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Δεν χρειάζεται να κάψετε θυμίαμα, ούτε να κάτσετε στο πάτωμα.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Ви не мусите розкурювати ладан, і немає жодної потреби сидіти на підлозі.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Для этого не нужны никакие благовония и совершенно не обязательно садиться на пол.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.Няма нужда да палите ароматни пръчици, определено няма нужда да сядате на пода.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.אין צורך להבעיר קטורת, ובהחלט אינכם חייבים לשבת על הרצפה.
Tütsü yakmanıza gerek yok ve kesinlikle yere oturmak zorunda da değilsiniz.لا يتوجب عليك حرق البخور، و بالتأكيد لا يتوجب ذلك الجلوس على الأرض.
İlgili Sayfalar