türlü ile cümle

türlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Alors un peu par désespoir, j'ai décidé que je pouvais penser de manière latérale.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Así que en un arrebato de desesperación decidí pensar lateralmente.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Aus einer Art Verzweiflung heraus, entschied ich mich, in anderen Ansätzen zu denken.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Dus uit een soort wanhoop, besloot ik dat ik een zijstap moest maken.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Jadi karena putus asa, saya berpikir saya dapat berpikir lateral.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Joten jotakuinkin epätoivoisena päätin, että voin ajatella asiaa epäsuorasti.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.그래서 일종의 절망감으로, 이런 저런 생각을 해보기로 결심했습니다.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Per la disperazione, allora, decisi di pensare creativamente.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Şi, din disperare, am decis că aş putea privi lucrurile din altă perspectivă.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Szóval kétségbeesésemben úgy döntöttem, hogy valami újszerű gondolkodásmódot vetek be.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Tak trochu ze zoufalství jsem se rozhodl jít na to jinak.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Takže v podstate zo zúfalstva som sa rozhodol problém obísť.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Trong phút tuyệt vọng, tôi đã quyết định mình phải nghĩ thoáng ra một chút.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.W desperacji stwierdziłem, że powinienem myśleć niestandardowo.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.В этой безысходности я решил, что можно зайти с другой стороны.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Така от отчаяние, реших, че мога да мисля латерално.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.Я відчайдушно вирішив, що зможу придумати щось інше.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.כך שבמין יאוש, החלטתי לחשוב בצורה מקיפה.
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.ولكي أخرج من هذا الاحباط .. قررت أن أفكر بصورة أفقية ..
Çaresizlik yüzünden de diyebiliriz, başka türlü düşünebileceğime karar verdim.別の視点から考えることにしました 地質学者によって名づけられた
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Also haben wir ein Zwei-Spezies-Umgebung, wir nennen es Panhomokultur.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Así que tenemos un medio ambiente de dos especies; lo llamamos "cultura panhomo".
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Avem un mediu cu două specii, îl numim panhomocultură.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Donc nous avons un environnement bi-espèce, nous appelons ça une panhomoculture.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Kita punya lingkungan bi-spesies, kami menyebutnya "panhomoculture." (budaya pan-homo)
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Meillä on kaksilajinen ympäristö, jota kutsumme "panhomokulttuuriksi".
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Quindi abbiamo un ambiente bi-specie che abbiamo chiamato cultura scimpanzè-uomo.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Så vi har et to-arts miljø, vi kalder det panhomokultur.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.SS-R: Portanto, temos um ambiente para duas espécies. Chamamos-lhe "pan-homocultura".
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.To środowisko dwugatunkowe, nazywamy je panhomokulturą.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.Van egy környezet, ahol két faj létezik együtt, nevezzük majom-ember környezetnek.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.We hebben hier dus een twee-soorten omgeving, we noemen het een panhomocultuur.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.И така имаме среда с два вида, наричаме я панхомокултура.
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.У нас существует бивидовое общество. Мы называем его "панхомокультура".
Çift-türlü bir ortamımız var, buna "tümhomokültür" diyoruz.私たちはボノボのようになるには どうすればいいか研究しています
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.En los comics, yo sé que que existe una especie de actitud formalista para tratar de entender cómo funciona.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.În benzile desenate, ştiu că duce la un fel de atitudine formalistă spre înţelegerea felului cum funcţionează.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.In strips bijvoorbeeld vind je een formalistische benadering die probeert te begrijpen hoe alles werkt.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.만화에서는 제가 알기로는 이런 방식은 일종의 형식주의 입장이 됩니다. 즉 무언가가 작동하는 방식을 이해하고자 하는 접근이죠.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.W komiksie, jak widzę, prowadzi to do formalistycznego podejścia w próbach zrozumienia, jak komiks działa.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.В комиксите, зная че това води до някакво педантично отношение към опитите да разбереш как всичко работи.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.בקומיקס אני יודע שזה יוצר גישה פורמלית לניתוח של איך זה עובד.
Çizgi romanda, nasıl işlediğine ilişkin kavrama çabalarını bir türlü biçimci kılar diye sanırım.في الرسوم الهزلية, وأعرف هذا. تنتج بشكل موقف ميال الى الشكلية بإتجاه محاولة فهم كيف تعمل الأشياء.
Çocuklarımız bilgi tarafından kuşatılmış ve bilgi onların dikkatini çekmek için her türlü ortamdan geliyor.아이들은 이런 것들에 포위되어 살고있어요.
Çocuklarımız bilgi tarafından kuşatılmış ve bilgi onların dikkatini çekmek için her türlü ortamdan geliyor.Moram povedati še eno stvar. To so bili otroci iz vrtca! Torej, kaj mislite?
Çocuklarımız bilgi tarafından kuşatılmış ve bilgi onların dikkatini çekmek için her türlü ortamdan geliyor.Ze leden eronder. Het is een moderne epidemie.
Çocuklarımız bilgi tarafından kuşatılmış ve bilgi onların dikkatini çekmek için her türlü ortamdan geliyor.Zo všetkých strán sú obkľúčené informáciami a snahou upútať ich pozornosť.
Çocuklarımız bilgi tarafından kuşatılmış ve bilgi onların dikkatini çekmek için her türlü ortamdan geliyor.Звідусіль їх оточує інформація, що потребує їхньої уваги.
Çocuklarımız bilgi tarafından kuşatılmış ve bilgi onların dikkatini çekmek için her türlü ortamdan geliyor.הם "מופצצים" במידע שמושך את תשומת לבם מכל עבר.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.A menudo dan en el blanco, pero se equivocan.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Často sice strefí cíl, ale minou se účelem.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Často zasiahnu terč, ale minú cieľ.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Chúng thường đạt được mục tiêu nhưng bỏ lỡ ý tưởng.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.De obicei ating obiectivul dar pierd din vedere esentialul.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Frequentemente acertam no alvo, mas não se apercebem do objetivo.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Ils touchent souvent la cible, mais ils passent à côté du but.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.때로는 엉뚱한 것을 가르치기도 했고,
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Mereka seringkali mampu mencapai target tapi tidak mampu mencapai tujuan
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Realizuje zadania, ale nie trafia w sedno.
Çoğu zaman belirlenen hedefi tutturuyorlar ancak bir türlü onikiden vuramıyorlar.Sie treffen oft ins Schwarze, ohne den Sinn zu begreifen.

İlgili Sayfalar