türlü ile cümle

türlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her türlü yapılar ve inşaatlar kareler şeklinde imar edilmiştir.Die notwendigen Anlagen und Formen wurden in eigenen Werkstätten erstellt.
Yemen Kara Kuvvetleri, Yemen'i karadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir.Zum Schutz des Yemen würden schnell Bodentruppen aus anderen Staaten benötigt, die eingreifen müssten.
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht her türlü parti diktatörlüğüne karşı çıkıyorlardı.Rosa Luxemburg und Karl Liebknecht durften nicht einmal als Gäste daran teilnehmen.
Fakat bir türlü Vali Cemal Bey, Konya’yı terk etmez.Der neue Schlossherr muss Sir Condy nicht hinauswerfen.
Silah her türlü modifiye edilebilir.Die Eigenschaften der Waffen lassen sich modifizieren.
Fakat Frederic ona bir türlü ısınamaz.Frost schadet ihnen nicht.
Dönüş yolunda da türlü serüvenler atlatılıyordu.Auf dem Rückweg wurden Passagiere befördert.
Öbür türlü aşama 1'den tekrar başla.Den Rest von Schritt 1 bestimmen.
Venedik'teki türlü aşk mekanları genç aşıkların buluşma noktasıdır.In Haan gibt es als Treffpunkt für Jugendliche das Jugendhaus.
2 yıldır türlü türlü şirketlerle dizi görüşmelerimiz oluyordu.Ich habe mich zwei Stunden mit einigen herumgezankt.
Şehirdeki tecavüz ve yağmanın bir türlü sonu gelmiyor.Eine Belagerung und Erstürmung der Stadt fand demnach aber nicht statt.
Oysaki kargalar her türlü ekin zararlısını yiyerek zaman zaman çiftçilere faydalı da olurlar.Landwirte beklagen gelegentlich vollständige Ernteausfälle.
Bu sebeple her türlü hipotez, sürekli olarak deneylere tabii tutulabilir.Daher werden alle Verwandtschaftshypothesen immer nicht experimentell zu bestätigende Hypothesen bleiben.
Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.Alle Kulturen sind möglich, die mit den Wetterbedingungen zurechtkommen.
Her türlü takı yasaktır.Jegliche Zugabe ist verboten.
Bu bir darbedir, başka türlü ifade etmek mümkün değildir" demiştir.Das ist ein Akt des Glaubens und nicht vergleichbar mit irgend etwas anderem."
Köylü, bu üzümlerin neden olgunlaşmadığını bir türlü anlamıyormuş.Marie versteht nicht, warum die Güter so ungerecht verteilt sind.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.In einem Interview gibt er an keine Noten lesen zu können.
Oyuncak; genellikle çocuklar tarafından oyun oynarken kullanılan her türlü nesne.Als einfaches Stichspiel wird es häufig von Kindern gespielt.
Gösterişli görünümüne rağmen geçmişinden bir türlü kopamamıştır.In Anbetracht der Demütigungen erinnert sie sich an ihre glanzvolle Vergangenheit.
Bu sebeptende onlara türlü cefa çektirmekten pek zevk alırdı.Sie würde ihn gerne groß herausbringen.
Her türlü telefondan aranabilir.Es ist nun eine Verbindung zu ihr über jedes beliebige Telefon möglich.
Her türlü çatı için idealdir.Der ideale OMT ist an allen Toren angepasst.
İçeriği her türlü kategoriden yapı objelerine dair dokümantasyon ve bilgiler içermektedir.Der Inhalt umfasst Dokumentationen und Informationen zu Bauobjekten aller Kategorien.
Owen ise sürekli olarak annesini öldürmeyi hayal eder, ama bir türlü buna cesaret edemez.Und Kit beschleicht zunehmend der Verdacht, man glaube ihr nicht.
Bir türlü besleyemezler.Sie können nicht einmal kochen.
Chris olanları bir türlü sindiremez.Chris gelingt es, einen Schlüssel nachzumachen.
Üstelik bu suçluyu konuşturmak için her türlü yolu kullanın.Pour le reste, utilisez tous les moyens pour faire parler ce criminel.
Gandi Hindistan'ı iki ayrı ülkeye bölecek her türlü plana şiddetle karşı çıkıyordu.Gandhi est viscéralement opposé aux plans qui sépareraient l'Inde en deux pays différents.
Dışarı çıkmak istediğinde kapı bir türlü açılmaz.Quand ils essaient de partir, la porte ne s'ouvre pas.
Her türlü anlaşmazlık oyunlarla çözülecektir.Tout conflit doit être résolu par un jeu.
İşgalcilerden gıda ve su sağlanması da dahil olmak üzere her türlü yardım reddedildi.Toute forme d'assistance, y compris la fourniture d'eau ou de provisions, fut refusée aux envahisseurs.
Aykırı yayın yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır.Ils grimpent, sautent ou se poursuivent les uns les autres.
Oyuncak; genellikle çocuklar tarafından oyun oynarken kullanılan her türlü nesne.Il s'agit d'un jouet pour enfants, habituellement utilisé par les filles.
Anonymous geniş isimsiz bir kolektif olarak her türlü insan kavramını temsil eder.Anonymous représente largement le concept de chacun et tous comme un collectif sans nom.
Kimse neden gidemediğini bir türlü anlayamaz.Personne n’arrive à comprendre pourquoi.
Her türlü ticaret yapılmaktadır.Tous les types de commerces sont concernés.
Araç, tüm sezon boyunca olan bir türlü hızlı olamadı.Elle n’est pas praticable sur toute sa longueur en toute saison.
Diğer türlü, atak yapan kişi gizli anahtar olan x değerini ortaya çıkartabilir.Le but de l'attaquant étant de trouver x, la clé secrète.
Her türlü ahşap kullanılabilir.Sont en danger tous les bois d'œuvre.
Zaman içinde her türlü ticareti yasaklanmıştır.Toute circulation y est alors définitivement interdite.
Ben başka türlü düşünüyorum.Je vois les choses autrement.
Manastırlar yüzyıllar içerisinde halktan aldığı her türlü bağışla oldukça zenginleşmişlerdi.Le monastère fut soutenu au cours des siècles par de nombreux bienfaiteurs.
"Duchamp`tan sonra dogasi geregi yapilan her turlu sanat kavramsal sanattir.Tout l’art après Duchamp est conceptuel."
Moğol Emiri Nevruz, İslam'ı zorunlu kıldı ve her türlü diğer dini yasakladı.Nowruz rend l’Islam obligatoire, interdit toutes les autres religions.
Türlü işkencelere maruz bırakıldı.Décédé des suites de torture.
Her türlü büyüyü yapabilir.Il est contre tout forme de magie.
Bir türlü besleyemezler.Ils ne se nourrissent pas.
Bu sebeple de her türlü anlaşma imkânsız hale geldi.Dès lors, tout divorce devient impossible.
Orada Cromwell’e boyun eğmiş ve her türlü siyasal çalışmadan kaçınmıştır.Il se rallie à Cromwell et reste sans emploi à la Restauration.
Ama bir türlü gerçek karı-koca olamazlar.Mais ils semblent incapables de former un vrai couple.
Her türlü savaş, yağma ve katliam yasaktır.Dans ce monde, tout meurtre, guerre et vol est interdit.
Ama ne yapsa boşunadır, bu unvanı bir türlü satın alamaz.Si vous possédez déjà Attitude, inutile d'acheter celui-ci.
Ovo Vejetaryenlik: Her türlü et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini tüketmeyi de redderler.En cela ils s'interdisaient toutes viandes ainsi que le lait et les autres produits dérivés.
Bir türlü iflah olmayan sınıf, Çamlıca Lisesi'nin müdür ve öğretmenlerini yeniden çileden çıkarmak üzeredir.Bêtises sur bêtises, la directrice de l'école ne peut autre que la renvoyer.
Daha sonradan ise bunun sebebini "şarkı söyleme sırasının bir türlü kendisine gelmemesi" olarak açıkladı.Il a ensuite dit qu'il chanterait quoiqu'il arrive.
Her türlü tatlı su balığı bulunur.Ce sont tous des poissons fluviatiles dulçaquicoles.
Her türlü toprak koşuluna dayanıklıdır.À ce moment-là, toute forme de vie terrestre sera impossible.
Fakat Frederic ona bir türlü ısınamaz.Frédéric ne l'honore pas.
Chris olanları bir türlü sindiremez.Jean ne sait que faire.
İlgili Sayfalar