türlü ile cümle

türlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece yaşlı cadı ve peri Matuya başka türlü imkansız olanı elde etmeye yardımcı olabilir.[1]Only the old hag and Matuya, the fairy, can help achieve what is otherwise impossible.[1]
Kısa parkur etrafında yarışılan turlu yarıştır.Consists of a lap racing around a short circuit.
Gazetecilere "her türlü karmaşık çatışma durumunu çözdüm" dedi.[1]“I have resolved all kinds of complicated conflict situations,” he told journalists.[1]
Kendilerine açıkça saklı tutulmayan her türlü hak ve yetkiyi temsilcilerine verdiler.They gave their representatives every right and authority not explicitly reserved to themselves.
Kadınların radyoda, televizyonda veya her türlü halka açık toplantıda bulunmasının yasaklanması.Ban on women's presence on radio, television or at public gatherings of any kind.[14]
Başka türlü nasıl olabilir diye spekülasyon yapmanın bir anlamı yok.There is no point in speculating how it could be otherwise.
Böylece gerçeği çarpıtarak bireyi her türlü stres ve kaygıdan korumak için tepki verir.It thus reacts to protect the individual from any stressors and anxiety by distorting reality.
Libya Devlet Başkanı, beş yıllık bir dönem için iki turlu sistemle seçiliyor.The President of Libya is elected through two-round system for a five-year term.
Kanun, kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için kapsamlı tedbirler sunmaktadır.[2]The law provides comprehensive measures to prevent all forms of violence against women.[17]
Şoku bir türlü atlatamadı ve toplum hayatından çekildi.She never recovered from that shock, and withdrew from public life.
Menderes ailesi ve meslektaşları ile her türlü zorluğu yaşadı.Menderes faced all kinds of difficulties with his family and colleagues.
Beklenen desteği bir türlü gelmedi. [8] [9]His expected support never arrived.[8][9]
Ayrıca beklendiği gibi verilen her türlü cezanın olduğu ayrıntılı bir iddianameydi.It was also an elaborate indictment, with all kinds of unspecified penalties given to be expected.
Artık doktor olmaya karar vermiştim ama bunun nasıl olacağını bir türlü düşünemiyordum." [1]I was now resolved to be a doctor, but I could not think how it was to come to pass."[1]
İki turlu patlama moduna geçiş, farklı bir kol çalıştırılarak yapıldı. [2] [1]Switching to the two-round burst mode was done by operating a different lever.[4][3]
Başka türlü davranamazlar.Sie konnten nicht anders handeln.
Verebileceğiniz her türlü yardıma çok memnun olurum.Ich würde jede Hilfe eurerseits begrüßen.
"Gökte gördüm bir köprü, Rengi var yedi türlü." "Gökkuşağı."„Am Himmel sah ich eine Brücke, ihre Farben waren siebenerlei.“ – „Ein Regenbogen.“
Her türlü spordan hoşlanmıyorum.Ich mag überhaupt keine Sportart.
Üstelik bu suçluyu konuşturmak için her türlü yolu kullanın.Im übrigen wenden Sie alle Mittel an, um diesen Verbrecher zum Reden zu bringen.
Her türlü anlaşmazlık oyunlarla çözülecektir.Alle Konflikte müssen durch Spiele gelöst werden.
Jack Kim'e aşık olduğunu bir türlü söyleyemez.Maggie gibt jedoch nicht zu, dass sie Kim liebt.
Bu sebeple de her türlü anlaşma imkânsız hale geldi.Auf diese Weise wurde jeglicher Handel unmöglich.
Can Manay, ikilinin arasını bozmak için her türlü yönteme başvuracaktır artık.Schu erhebt nun Nut in die Höhe, um beide zu trennen.
Her türlü yeme-içme ve ihtiyaçlar yayladan karşılanabilir.Speisen und Getränke können auf allen Plätzen mit in den Saal genommen werden.
Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi; her türlü malın sürülmesi fırsatını doğurur.Die eine trägt kostbare Gewänder und verspricht ihm ein Leben voll Genuss und Reichtum.
Zaman içinde her türlü ticareti yasaklanmıştır.Jeglicher Handel ist daher verboten.
Bana mezar olan bu lahiti açma, bu türlü hareket Astarte’ye karşı büyük bir hakarettir.Du sollst ja nicht öffnen über mir und mich stören, denn diese Tat ist der Astarte ein Tabu.
Bu türlü soylu kadınların tehlikeli kişiler olduklarını bildirir.Solche Wiedergängerinnen galten als gefährlich.
Yılın her döneminde ve her türlü hava şartında görülüyor.Ihre Aufgabe erfüllen sie in jeder Jahreszeit und bei jedem Wetter.
Bundan böyle her türlü radikal fikir ticari düşüncelerle yumuşatıldı."Dabei bewegten sich die „hochdramatischen Songs … gänzlich unabhängig von kommerziellem Denken und Kalkül“.
Sulh ve sükûnu sağlayıp, memleketinde her türlü zulme mâni oldu.Ein Bösewicht hat ihn und sein gesamtes Volk in Raben verwandelt.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Alle Pflanzenteile sind zur Herstellung von Lebensmitteln geeignet.
Ama bir türlü cesaret edip de gidemez.Ihm fehlt jedoch der Mut dazu.
İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır.Das Stadtzentrum ist mit jeder Art von Geschäften gut versorgt.
Ben başka türlü düşünüyorum.So überlegen sie sich etwas anderes.
Ama New Line başka türlü bir son istedi.Neuere Funde führten jedoch zu einem anderen Schluss.
Vücudunu her türlü şekle getirebilme gücü vardır.Ihre Körper können jede physische Form annehmen.
Her türlü savaş, yağma ve katliam yasaktır.Jegliche Art von Blutvergießen, Krieg und Plünderung sind verboten.
Her türlü kaba söze ve şakaya yer verilir.Über Schlagfertigkeit und Witz soll er ebenfalls verfügt haben.
Allah'a hamdolsun ki ona iki türlü saltanat verilmiştir.Beide werden von Gott erwählt, Großes zu vollbringen.
Ömrünün geri kalanında bir türlü gerçekleşmeyecek olan bu proje için çabaladı durdu.Er beschäftigte sich bis Lebensende mit diesem Projekt, das er nicht fertigstellen konnte.
Apartmandan dışarı çıkınca sağa mı yoksa sola mı sapacağına bir türlü karar veremez.Dabei ist nicht festgelegt, ob sie nach rechts oder links ausweichen sollen.
Her türlü görkemli unvanı reddetti.Jede Art von Privilegien lehnte er ab.
Eşitlik her türlü özgürlüğün ön koşuludur.Es sei in gewissem Sinn die Grundlage jeder Freiheit überhaupt.
Mustafa Ural, karısının davranışlarına bir türlü anlam veremez.Monsieur Frenel kann das Verhalten seiner Ehefrau nicht begreifen.
Esnek olmayan çarpışma ise iki türlü olabilir.Es können auch zwei unbetonte Formen nebeneinander stehen.
Annesi ise ona türlü bahaneler üreterek bu isteğini geri çevirmektedir.Seine Mutter hat ihm verboten, sich selbst zu befriedigen.
Bilginin bulunduğu her türlü bilgi kaynağını tarayarak bilgiye ulaşabiliriz.Es sollte alle verfügbaren Informationsquellen erschließen.
Filistin otoritesi her türlü şiddete karşıdır.”Die Menschenrechte der Palästinenser werden komplett verletzt“.
Kıyıda her türlü su sporlarının yapılabildiği işletmeler vardır.Alle Arten von Wassersport sind hier möglich.
O kemeri zamanın mimarları bir türlü tutturamamışlar.Diese These war von den Archäologen seiner Zeit nicht ohne Zweifel angenommen worden.
Jason Bourne (Matt Damon) geçmişindeki sırları bir türlü öğrenememektedir.Jason Bourne will seine Vergangenheit als Geheimagent endgültig aufklären.
Onu çok yüksek bir aileden zanneder, türlü türlü hülyalara kapılır.Sie versucht in ihrer Großfamilie als jemand Besonderes herauszustechen.
Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.Anarchisten dagegen lehnen jede Art der Machtausübung in der Form von staatlicher Herrschaft ab.
Buonafede aydaki bu türlü yaşayışı çok beğenmiştir.Das Leben in der Stadt gefiel ihr sehr gut.
Kantinde öğrencilerimiz her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilirler.Es können sich Schüler aller Schulformen bewerben.
Ancak bir türlü anlaşamazlar.Sie konnten sich nicht einigen.
Emevî saltanatı her türlü yozluğun merkeziydi.Die Mine ist offenbar der Schlüssel allen Übels.
Her türlü yalandan nefret eder.Alle Menschen lügen...
İlgili Sayfalar