Aynı türden iki nesne birbirini daima iterken, farklı türden olanlar, birbirini daima çekiyordu.Bất cứ 2 vật trong cùng một nhóm sẽ luôn đẩy nhau, trong khi 2 vật thuộc 2 nhóm khác nhau luôn hút lẫn nhau.
Aynı türden iki nesne birbirini daima iterken, farklı türden olanlar, birbirini daima çekiyordu.Dos objetos del mismo grupo siempre se repelerán mientras que dos de distinto grupo siempre se atraerán.
Aynı türden iki nesne birbirini daima iterken, farklı türden olanlar, birbirini daima çekiyordu.Două corpuri cu aceeași sarcină, întotdeauna se vor respinge, iar cele cu sarcini diferite se vor atrage.
Aynı türden iki nesne birbirini daima iterken, farklı türden olanlar, birbirini daima çekiyordu.같은 무리에서 나온 두 물체는 늘 밀어낼 것이고 각 무리에서 나온 한 물체로 짝을 지으면
Aynı türden iki nesne birbirini daima iterken, farklı türden olanlar, birbirini daima çekiyordu.כל זוג עצמים מאותה קבוצה תמיד ידחו זה את זה, בעוד שזוג עצמים משתי הקבוצות
Aynı türden iki nesne birbirini daima iterken, farklı türden olanlar, birbirini daima çekiyordu.أيُّ جسمين من المجموعة نفسها سيتنافران دائماً، في حين أنّ زوجًا من كُلِّ مجموعةٍ
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Các cháu đúng là cùng một loại.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Ihr scheint gleich zu sein.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Jullie twee moeten vast van dezelfde soort zijn.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Kalian pasti sejenis.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Musicie byc jedyni w swoim rodzaju
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Ni måste vara av samma sort.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Očitno sta si enaka.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Voi doi sunteti unici.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Voi siete veramente unici.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Vous devez être du même genre, tous les deux.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Εσείς πρέπει να είναι μοναδικοί στο είδος σας.
Aynı türden kişiliklersiniz belli.Должно быть, вы просто уникумы.
Aynı türden kişiliklersiniz belli..אתם בטח יוצאי דופן
Aynı türden kişiliklersiniz belli.يحب ان تكونوا من نفس النوع يا شباب
Aynı türden kişiliklersiniz belli.ペク・スンジョって利口に見えるでしょ?
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (25 lande, for hvilke der foreligger oplysninger, angav 13 en
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı ((26 %) e Regno Unito (30 %) (
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (50), för ospecificerad typ eller importerad, föll också mellan 10 % och 20 % (55).
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (A meghatározatlan típusú vagy importált közötti tartományba eső életprevalencia-rátát közölt (
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Cannabisharz sind im Zeitraum von 1999 bis 2004
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Les prix moyens de les vingt-cinq pays pour lesquels des informations sont
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Myös määrittelemättömän kannabisruohon tai maahantuodun kannabisruohon inflaatiokorjatut keskihinnat (50
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Ocene razširjenosti v zadnjem mesecu natančneje predstavljajo redno uživanje droge.
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Pre†urile medii ale plantelor de canabis, corectate în func†ie parcursul vie†ii în intervalul 10–20 % (
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Z 25 zemí, z nichž jsou údaje k dispozici, jich 13 uvádí celoživotní prevalenci 10–20 % (55).
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Οι µέσες τιµές της τη ζωή της τάξης του 10– 20 % (
Belirtilmemiş türden veya ithal edilmiş bitkisel kenevirin koymaktaydı (Само две са страните, които отчитат средна цена на растителен канабис местно
Ben, bizim kaldırımda durup da, kavgadan kaçtığımız türden bir, hayali idealizmden de bahsetmiyorum.Je ne parle pas d'une idéalisme rêveuse qui nous permet de s'assoir loin de l'action ou d'éviter la battaile.
Ben, bizim kaldırımda durup da, kavgadan kaçtığımız türden bir, hayali idealizmden de bahsetmiyorum.No hablo del idealismo que nos permite que nos mantengamos marginados o huyamos del combate.
Ben, bizim kaldırımda durup da, kavgadan kaçtığımız türden bir, hayali idealizmden de bahsetmiyorum.Nu vorbesc despre idealismul evazionist care ne permite doar sa stam pe tusa sau sa ne eschivam de la o lupta.
Ben, bizim kaldırımda durup da, kavgadan kaçtığımız türden bir, hayali idealizmden de bahsetmiyorum.Wunschdenken Idealismus, das können wir nur an der Seitenlinie sitzen oder von einem Kampf zu entziehen.
Ben, bizim kaldırımda durup da, kavgadan kaçtığımız türden bir, hayali idealizmden de bahsetmiyorum.Δεν πρόκειται για ευσεβή ιδεαλισμό που μας καθιστά άπραγους και φυγόπονους.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Nous avons d'abord purifié un chromosome d'une espèce microbienne.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Para ello purificamos un cromosoma de una especie microbiana.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Purificámos um cromossoma de uma espécie microbiana.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.We hebben een chromosoom gezuiverd van een microbensoort.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Wir reinigten das Chromosom einer Mikrobenspezies.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Wyodrębniliśmy chromosom z jednego gatunku mikroba.
Ben, geri dönen türden biriyimSoy de los que vuelve.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Acesta este tipul de putere pe care îl simt în această încăpere.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.C'est le genre de pouvoir que je ressens dans cette pièce.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Das ist die Art von Macht, die ich in diesem Raum spüre.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Dat is het soort macht dat ik in deze ruimte voel.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Đó là thứ sức mạnh tôi cảm nhận được trong căn phòng này
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.É o tipo de poder que sinto nesta sala.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Ez az az erő, amit ebben a helységben is érzékelek.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Itulah yang kurasakan di ruangan ini.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.그건 제가 이 장소에서 느끼는 것과 같은 종류의 권력입니다.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.La clase de potencia que siento en esta sala.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Questo è il tipo di potenza che percepisco in questa sala.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.To je ten druh moci, který cítím v téhle místnosti.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Właśnie ten rodzaj władzy czuję w tej sali.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Είναι αυτό το είδος της δύναμης που αισθάνομαι σ΄αυτό το δωμάτιο.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Това е този вид сила, който чувствам в тази стая.