Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.Và thứ duy nhất mà chúng ta biết ngay bây giờ có thể tính toán với các thiết bị kiểu như bộ não
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.И единственото нещо, което знаем в момента, което може да изчислява с тези устройства е мозъка.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.והסוג היחיד, הדבר שאנחנו מכירים כרגע, שיודע לחשב בעזרת כלים כאלה, הוא המוח.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.والشيء الوحيد الذي نعرفه الى حد الآن ، و الذي يمكنه أن يشتغل مع هذا النوع من الأجهزة ، هو الدماغ.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.これらのデバイスで計算処理を行えるのは脳である、ということだけです。 コンピュータはメモリーからあるデータを取り出し、
Ve o "Hayır" dedi. "Herhangi başka bir türden daha fazla değil."Ő meg azt mondta, nem, nem jobban, mint más fajoknak.
Ve o "Hayır" dedi. "Herhangi başka bir türden daha fazla değil."Y él respondió, "No". no tenemos más responsabilidad que cualquier otra especie".
Ve ondan sonra her türden şeyi yapabilirsin.E allora puoi tutto cio' che vuoi.
Ve ondan sonra her türden şeyi yapabilirsin.Et puis, vous pouvez faire toutes sortes de choses.
Ve ondan sonra her türden şeyi yapabilirsin. Sokağa işeyebilirsin ve daha ne varsa.És így mindenfélét megtehetsz, pisilhetsz az utcán, meg minden, az emberek meg legyintenek:
Ve ondan sonra her türden şeyi yapabilirsin.Y luego puedes hacer todo tipo de cosas.
Ve sonra daha da kötü anlarım oldu: Bu türden bir aptallığı niçin yaptım?Co najgorsze, dlaczego popełniłem tak głupi błąd?
Ve sonra daha da kötü anlarım oldu: Bu türden bir aptallığı niçin yaptım?Et dans mes pires moments : " Pourquoi ai-je fait une erreur aussi stupide ?
Ve sonra daha da kötü anlarım oldu: Bu türden bir aptallığı niçin yaptım?Și în cele mai negre momente: de ce am făcut o asemenea tâmpenie?
Ve sonra daha da kötü anlarım oldu: Bu türden bir aptallığı niçin yaptım?Wie konnte ich so einen dummen Fehler machen?
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Acelea sunt acele obiecte de fontă pe care le vedeţi în magazinele cu antichităţi.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.A tu są te żeliwne rzeczy jakie się widzi w sklepach z antykami.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Das sind diese gusseisernen Dinge, die man in Antiquitäten-Läden sieht.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Dit zijn van die gietijzeren dingen die je in antiekwinkels ziet.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Emezek meg ilyen öntöttvas darabok, amiket az antik boltokban lehet látni.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.E quelli sono quei pezzi di ferro che si vedono nei negozi di antiquariato.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.É uma daquelas coisas de ferro fundido que há em lojas de antiguidades.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.골동품상에서 보시는 무쇠 조형물 들입니다.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Tyhle věci seženete ve starožitnictví.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Un de ces machins en fonte que tu vois chez les antiquaires.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Và bạn có thể tìm mua những thứ này ở các cửa hàng bán đồ cũ.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.Y esas, piezas de hierro fundido de las que hay en los anticuarios.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.А това са от онези неща от ковано желязо, които се намират в антиквариатите.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.И несколько чугунных предметов, которые бывают антикварных магазинах.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.І кілька чавунних предметів, які бувають в антикварних магазинах.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.ואלה הם הדברים המחושלים האלה שאתה רואה בחנויות עתיקות.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.وهذه الأشياء من الحديد الزهر هناك يمكن أن تراها فقط فى محلات التحف القديمة.
Ve şuradakiler bir antikacıda göreceğiniz türden dökme demirler.うちにあったので
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Ak máte obmedzené množstvo niečoho, a začnete to využívať, nakoniec to spotrebujete.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Dacă ai o cantitate finită de orice, dacă începi să o folosești, în cele din urmă o vei epuiza.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Jos sinulla on rajallinen määrä mitä tahansa - ja alat käyttämään sitä, käytät sen väistämättä loppuun.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- 한정된 무언가를 가지고 있다고 생각해 봅시다. 무언가를 쓰기 시작한다면 언젠가는 다 쓰게 됩니다.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Om du har nĂĽgonting som är begränsat, och du bĂśrjar använda det, till slut sĂĽ har du fĂśrbrukat det.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Se hai un ammontare finito di qualcosa, e cominci ad usarlo, capiterà che lo usi tutto.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Si tenés una cantidad finita de cualquier cosa, y lo empezás a usar, eventualmente lo usarás todo.
ve sürekli yükselen oranlarda her türden kaynađa gereksinimi vardýr.- Wenn du eine endliche Menge von etwas hast und wenn du sie gebrauchst hast du sie mit der Zeit aufgebraucht.
Yani bu, videoyu görebildiğiniz türden.Por lo tanto, ese es el tipo de cosas donde se ve el video.
Yani insanları dirilten türden şey.Cioè, quella che riporta la gente in vita?
Yani insanları dirilten türden şey.Czyli przywracanie zmarłych do życia?
Yani insanları dirilten türden şey.Daquela que faz as pessoas voltar à vida.
Yani insanları dirilten türden şey.For at bringe mennesker tilbage til livet?
Yani insanları dirilten türden şey.För att återföra människor till livet?
Yani insanları dirilten türden şey.Tarkoitatko sellaista, jolla ihmisiä herätetään henkiin?
Yani insanları dirilten türden şey.¿Te refieres a la que es capaz de resucitar a los muertos?
Yani insanları dirilten türden şey.Δηλαδή για την ανάσταση ανθρώπων;
Yani insanları dirilten türden şey.Ты имеешь в виду то, что возвращает людей к жизни?
Yaptığımız ilk örnek bu türdendi.To był właściwie pierwszy taki przypadek.
Yaptığımız ilk örnek bu türdendi.في الواقع كان هذا اول مثال واجهناه
Yaptığım şey, her türden bilim insanı ve sanatçıyı bir araya getirmek.저는 과학자들과 여러 분야의 예술가들을 한 곳에 모아
Yaptığım şey, her türden bilim insanı ve sanatçıyı bir araya getirmek.אני מפגישה מדענים ואמנים מכל התחומים,
Yaptığım şey, her türden bilim insanı ve sanatçıyı bir araya getirmek.ما أقوم به هو أنني أجمع العلماء والفنانين من جميع التخصصات،
Yaptığım şey, her türden bilim insanı ve sanatçıyı bir araya getirmek.私達は1週間、森の中で過ごし
Yine de bu çocukluğumdan beri yapmak istediğim türden bir film, gerçekten.Ale właśnie o czymś takim marzyłem od dzieciństwa.
Yine de bu çocukluğumdan beri yapmak istediğim türden bir film, gerçekten.어쨌든 저는 이런 종류의 영화를 만들고 싶었습니다. 제가 아주 어렸을 때 부터 말이죠,
Yine de bu çocukluğumdan beri yapmak istediğim türden bir film, gerçekten.Mais c'est le genre de film que je voulais faire depuis mon enfance,