Ve bu bir güç sembolü, bu fantastik yaratığa bakan insanların aklını karıştıracak türden figürler.Vrei sa spui ca acest simbol al puterii inseamna o creatura fantastica ce uimeste privitorul?
Ve bu bir güç sembolü, bu fantastik yaratığa bakan insanların aklını karıştıracak türden figürler.То, це не тільки символ сили, а ще й загадки для людей, що на них дивляться?
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Dan ini adalah tantangan yang kita coba untuk pahami.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Dat is de uitdaging die we proberen te begrijpen.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Det är den sortens utmaning som vi försöker förstå.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Ed è questo il tipo di sfida che stiamo cercando di comprendere.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Et c'est le genre de défi que nous essayons de comprendre.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Ez az a kihívás, melyet meg szeretnénk érteni.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.In to je izziv, ki ga poskušamo razumeti.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.그것이 우리가 이해하려는 일종의 도전성입니다.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Og det er den udfordring som vi forsøger at forstå.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Şi acesta este tipul de provocare pe care încercăm să o înţelegem.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.To je výzva, které se snažíme porozumět.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.To właśnie staramy się zrozumieć.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Und das ist die Herausforderung, die wir zu verstehen versuchen.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Và đó là điều khá thử thách mà chúng tôi đang cố gắng tìm hiểu.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.Y esto es el tipo de desafío que estamos tratando de entender.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.И това е предизвикателството, което се опитваме да разберем.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.И это та интересная задача, которую мы пытаемся решить.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.וזהו סוג האתגר שאנו מנסים להבין.
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.وهذا هو التحدي الذي نحاول فهمه
Ve bu bizim anlamaya çalıştığımız türden bir mesele.皆さんの中にはアドバイスがなくても 自分でやり方を分かっている方もいるでしょう
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.A práve toto je to - investovanie do mladých - čo nás robí veľkými, dovoľuje nám pomáhať.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.A to je to, oč tu běží - investice do mladých - to nás činí velkými.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.E esse é o tipo de coisa o investir nos jovens que nos faz grandes, nos permite contribuir.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.젊은이들에 대한 투자는 우리를 위대하도록 만들고, 우리가 기여하도록 만드는 일입니다.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.Og det er den slags ting -- investering i de unge -- det gør os fantastiske, tillader os at bidrage.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.Și acesta e genul de lucru -- investițiile în tineri -- care ne face grozavi, care ne permite să contribuim.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.Y ese es el tipo de cosas -la inversión en los jóvenes- que nos hace grandes y nos permite contribuir.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.И това е нещото -- инвестицията в младите -- което ни прави велики, което ни позволява да дадем своя принос.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.Саме інвестиції у молодь звеличують нас, дають нам змогу зробити внесок.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.Это — инвестиции в молодых — то, что делает нас великими и позволяет вносить свой вклад.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.וזה סוג הדברים -- ההשקעה בצעירים -- שעושים אותנו גדולים, מאפשרים לנו לתרום.
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.وذلك نوع آخر من الأشياء -- الإستثمار في الشباب -- الذي يجعلنا أمة عظيمة، يتيح لنا بالمساهمة
Ve bu - gençlere yatırım yapılması - bizi büyük yapan, katkıda bulunmamızı sağlayan türden bir şey.若者に投資することが 素晴らしい社会を作り 貢献を可能にします 芸術に取り組んだり
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.A beleza do que lá se passa é que o tom da conversa é o tom que eu aprecio.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.A krása toho, co se tam děje je v tom, že tón diskuse, která tam probíhá, je mi velmi blízký.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.Het mooie van dit blog is dat de toon van het gesprek me zo aanspreekt.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.Jego urok leży w tonie konwersacji - to jest ton, który jest mi bardzo bliski.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.그리고 이 블로그의 묘미는 바로 제가 좋아하는 대화의 톤을 갖고 있다는 겁니다.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.La belleza de lo que está pasando allí es que el tono de la conversación es el tono que me gusta.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.Și frumusețea a ceea ce se întâmplă acolo este că tonul conversației este unul care-mi place.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.Und das Schöne an dem Blog ist der Gesprächston, es ist einer, der mir sehr zusagt.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.И мне в нём особенно нравится удачно выбранный тон изложения.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.Красотата на това, което става там, е, че тонът на разговора е тонът, който ми харесва.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.וזה היופי של מה שמתחולל שם הוא שהטון של השיחה היא הטון שאני מחבב.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.وجمال ما يحدث هناك هو ان لهجة الحديث هو النغمة التي أحب.
Ve burada olan guzel sey ise iletisimin tonu benim sevdigim turden.会話の論調が私の好きなものだということです 何をしようとしているかというと...
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.A toto je druh volania, ktoré používajú, povedzme, veľrybia matka a mláďatá, keď sa oddelia a hľadajú sa.
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.Einen solchen Ruf verwenden z.B. Glattwalmütter und Kälber, um sich nach einer Trennung wieder zu finden.
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.이 소리는 보통 참고래 어미와 새끼가 떨어져 있다가 다시 돌아올때 내는 소리입니다.
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.Tiếng kêu được sử dụng bởi cá voi mẹ và con khi chúng tách xa và quay lại với nhau.
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.W ten sposób matki przywołują oddalone dzieci. matki przywołują oddalone dzieci.
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.וזוהי סוג הקריאה שנמצאת בשימוש, נגיד, של אמהות וגורים כאשר הם פרודים בשביל לחזור חזרה שוב.
Ve bu sağ anne ve yavru balinanın geri gelmek üzere ayrılırken çıkardıkları türden bir sestir.母子がはぐれてしまったときに 互いを見つけるために用いられます そこに船の騒音があったらどうなるでしょう
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.Et la seule chose que nous connaissons en ce moment, qui peut calculer avec ce matériel, c'est le cerveau.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.Het enige ding dat daarmee overweg kan, zijn de hersenen.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.I jedyny dziś znany nam mechanizm, który potrafi prowadzić obliczenia przy użyciu takich urządzeń to mózg.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.우리가 여기서 알고 있는 정확한 단 한 가지는 이런 식으로 계산을 수행하는 장치가 바로 우리의 뇌라는 것입니다.
Ve bu türden cihazlarla hesap yapabilen, hesap yapabildiğini bildiğimiz, tek şey beyin.La sola cosa a nostra conoscenza che sappia computare con questo tipo di strumenti è il cervello.