Yara, larva tedavisi uygulamasından yararlanabilecek türde olmalıdır.The wound must be of a type which can benefit from the application of maggot therapy.
Ayrıca areoller, ihtiyaçlarına uygun birçok farklı türde diken üretebilir.In addition, areoles can produce spines of many different types to suit their needs.
Bu türden geniş alanları seven 4. George, bunların örtülmesine izin vermezdi." [1]George the 4th, who liked ample expanses of that kind, would not let them be covered."[23]
1550'den türden fazlası tanımlanmıştır.More than 1550 species have been described.
Miacis, masif perissodactylid'den yaralanmayı önlemek için bu türden tamamen kaçınırdı.Miacis would have avoided this species completely to avoid injury from massive perissodactylid.
Bu türde boyut, renk ve desen görünümünde eşeysel dimorfizm vardır.In this species there is sexual dimorphism in size, color, and pattern appearance.
Önümüzde en acıklı türden bir imtihan var.We have before us an ordeal of the most grievous kind.
Kız ve erkek çocuklar için yazılmış farklı türde kitap ve dergiler bulunuyordu.There were different types of books and magazines written for boys and girls.
Üç türden biri olan Pinus longaeva, Dünya'daki en uzun ömürlü yaşam formları arasındadır.One of the three species, Pinus longaeva, is among the longest-lived life forms on Earth.
Yaygın olarak lupara olarak bilinen türde bir av tüfeğidirA sawn-off break-open shotgun of the type commonly known as a lupara
Aeromys cinsindeki iki türden biridir.It is one of two species in the genus Aeromys.
Bu beste, bu türdeki en iyi Azerbaycan bestelerinden biri olarak kabul edilir.This composition is considered to be one of the best Azerbaijani compositions in this genre.
Seçkin şahsiyetler veya daha düşük rütbeli kişiler arasında bu türden hiçbir şey dolaşıma girmedi.Nothing of the sort had been circulated among their distinguished figures or those of lower ranks.
İslam mitolojisi genellikle üç farklı türde ruhsal varlığı kabul eder: [1]Islamic mythology commonly acknowledges three different types of spiritual entities:[42]
1974'te savaş sona erdiğinde Mozambik'te de aynı türden bir birim yaratılıyordu.A unit of the same type was being created in Mozambique when the war ended in 1974.
88 nominal türden 25'i önceki yazarlar tarafından zaten adlandırılmıştı ve 63'ü yeniydi.Of the 88 nominal genera, 25 had already been named by previous authors and 63 were new.
Farklı türdeki yörüngeleri birbirinden ayırt etmek için kullanılmaktadır.It is used to distinguish different kinds of orbits.
Bu ağrılar ne türden?Um welche Art von Schmerzen handelt es sich?
Lefèvre-Utile, Fransa'da o zaman bu türden ilk kurabiye bisküvilerini üretti.Lefèvre-Utile stellte in dieser Zeit in Frankreich den ersten Butterkeks dieser Art her.
Her iki türde aynı büyüklüktedir ve birbirlerine çok benzer.Sie sind gleich groß und stehen einander gegenüber.
Pater Chrestien Leclerc, 1657’de 5000’den fazla işaretle hiyeroglif türde bir yazı geliştirdi.So entwickelte Pater Chrestien Leclerc 1657 eine Hieroglyphenschrift mit mehr als 5.000 Zeichen.
Haro, bu türdeki bütün cisimlerin kızılötesi ışığı olduğunu buldu.Haro fand heraus, dass alle Objekte dieses Typs im infraroten Licht unsichtbar waren.
Bu türde ana karakter ve yardımcı karakterin her ikisi de kadındır.Sowohl die Stimme als auch der Name derartiger Assistenzsysteme sind überwiegend weiblich.
Kese (Marsupium) çoğu türde mevcut olsa da her keseli türünde yoktur.Ein Beutel (Marsupium) ist bei etlichen, aber bei weitem nicht bei allen Arten vorhanden.
Bu türde Hüseyni makamı sıkça kullanılmıştır.Diese Art von Reithalfter ist oft in Gebrauch.
Aynı türden sebeplerin aynı türden etkileri vardır.Gleichförmige Ursachen haben gleichförmige Wirkungen.
Melanizme (komple siyahlık) bu türde sık rastlanır.Häufig kommt es zu Melanismus (Schwärzlinge).
Günümüz içinde Singapur, Vatikan ve Monako bu türden devletlere birer örnektir.In Monza und Singapur werden wir in diesem Prozess die nächsten Schritte sehen.
Beş ana türde kort vardır.Es gab fünf verschiedene Karten.
Bu türden bir uyuşmazlık topluluğun bir kısmı göç ettiğinde oluşur. "Diese wird durch die Anzahl der Tore in dieser Art bestimmt.
Bu türde akvaryumlara ise resif akvaryumu denilir.In der Aquaristik heißt ein solches Becken Aquarium.
Bu tür mutfak ürünleri İsviçre'nin batısında oldukça fazla türde bulunur.Von diesen Sorten gibt es recht alte Exemplare im Südwesten.
Çok yönlü bir besteciydı ve hemen hemen her türde müzik yazardı.Es war vielseitig und komponierte in nahezu allen musikalischen Stilen.
Altı türden sadece ikisi güney yarıkürede yaşamakta.Sie enthält nur zwei Arten, die nur auf der Südhalbkugel vorkommen.
Diş sayıları türden türe değişmekle birlikte 28 ile 38 arasındadır.Die Zahnreihen des Unterkiefers besitzen zwischen 28 und 38 Zähnen.
Bu gruplar da kendi içlerinde çeşitli türden silahları içermektedir.Dies beinhaltet natürlich auch verschiedene Formen mit Waffen.
Çok yükseklerde süzülerek, hayvan ölüsü ya da böyle bir keşifte bulunmuş türdeşlerini ararlar.In großer Höhe segelnd, halten sie Ausschau nach Kadavern oder nach Artgenossen, die solche erspäht haben.
Çayönü yerleşmesinin geç tabakalarındaki bu türden buluntularla benzerlik gösterdiği belirtilmektedir.Es ist jedoch ungewöhnlich, menschliche Überreste in dieser Weise zu einem so späten Zeitpunkt zu finden.
Bu türdeki çalışmalar, ekolojinin çalışma alanındadır.Das Institut ist in dem Bereich Angewandte Ökologie tätig.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Für unterschiedliche Zwecke müssen verschiedene Warenkörbe definiert werden.
Kıvrıkkuyruklu keseligiller familyası altı cinse ayrılan 16 türden oluşmaktadır.Die Familie der Ringbeutler umfasst sechs Gattungen mit 20 Arten.
Psikolojinin hem temel hem de uygulamalı alanlarında bu her iki türde de araştırma yöntemi kullanılmaktadır.In beiden Fachbereichen werden grundlagen- und anwendungsbezogene Fragestellungen bearbeitet.
Dr. Dolittle 1998 yapımlı ailecek izlenebilecek türden bir komedi filmi.Sie ist eine Fortsetzung der Komödie Dr. Dolittle aus dem Jahr 1998.
Kendini duygusallığa kaptıracak türden bir adam değil.Ce n'est pas le genre d'homme à se laisser aller au sentimentalisme.
Duygusallığa kapılacak türden bir adam değil.Ce n'est pas le genre d'homme à se laisser aller au sentimentalisme.
Matematikte bir rol hangi türde soruşturmayla oynanır Matematiksel soruşturmanın nesnesi nedir ?Quels types d'études jouent un rôle dans les mathématiques ?
Toplamda 70 farklı türde uçak ile uçtu.Il a piloté 172 types d'avions différents.
Familya 2 cins ve 10 türden oluşur.Cette famille est constituée de 3 genres et 10 espèces.
Bu türdeki kaya balıkları, bu nedenden dolayı bazen bekçi veya karides balığı olarak bilinirler.Ces motifs, à Banpo, sont caractérisés par des visages ou des poissons.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.Chez la plupart des espèces, seule une petite fraction du génome encode des protéines.
Normanlar türdeş bir halk değildir.Les Romains ne sont pas un peuple cavalier.
Bu türdeki hikâyeler büyükbaba paradoksu gibi mantıksal sorunlar yüzünden oldukça komplikedir.Ce type de situation est appelé paradoxe du grand-père.
Öyle ki eskiden bu iki türün türdeş oldukları kabul edilmekteydi.Ces deux espèces étaient autrefois considérées comme une seule espèce.
Onun felsefesinde dasein belirli bir türden var oluştur.Fil définit une forme réalisée dans un certain matériau.
Bu vadiler çeşitli türdeki bitki örtüsü ve kuşları ile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ceci est lié à la symbiose évolutive entre certaines plantes et ces oiseaux.
Bu türde akvaryumlara ise resif akvaryumu denilir.Les aquariums sont regroupés sous la dénomination Aqua Resorts.
Ayrıca yayımladığı çeşitli türde kitapları da mevcuttur.Il rédigea également d'autres ouvrages spécialisés qui furent édités.
Günümüzde bu türden yararlanarak çağdaş ve yerli bir tiyatro yaratma çabaları da sürüp gitmektedir.Il se voit participer à la création d'un Tibet nouveau et moderne.
Ancak Meloksikam'ın (başka bir NSAİİ) bu türde hastalığa neden olmadığı saptanmıştır.Il s'interroge sur la raison pour laquelle il n'en est pas de même pour la Métaphysique.
Bu özelliği sayesinde farklı açılardan ateşlenen 13 farklı türde mermiyi atabiliyordu.Il pouvait emporter trente trois obus avec différentes charges propulsives.