Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Wyodrębniliśmy chromosom z jednego gatunku mikroba.
Ben, geri dönen türden biriyimSoy de los que vuelve.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Acesta este tipul de putere pe care îl simt în această încăpere.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.C'est le genre de pouvoir que je ressens dans cette pièce.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Das ist die Art von Macht, die ich in diesem Raum spüre.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Dat is het soort macht dat ik in deze ruimte voel.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Đó là thứ sức mạnh tôi cảm nhận được trong căn phòng này
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.É o tipo de poder que sinto nesta sala.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Ez az az erő, amit ebben a helységben is érzékelek.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Itulah yang kurasakan di ruangan ini.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.그건 제가 이 장소에서 느끼는 것과 같은 종류의 권력입니다.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.La clase de potencia que siento en esta sala.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Questo è il tipo di potenza che percepisco in questa sala.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.To je ten druh moci, který cítím v téhle místnosti.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Właśnie ten rodzaj władzy czuję w tej sali.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Είναι αυτό το είδος της δύναμης που αισθάνομαι σ΄αυτό το δωμάτιο.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Това е този вид сила, който чувствам в тази стая.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.Эта та мощь, которую я ощущаю в этой комнате.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.זו העוצמה שאני מרגיש באולם זה.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.تلك هي القوة التي أشعر بها في هذه القاعة.
Benim bu salonda hissettiğim türden güç.私たちの手に入れたデータに由来する力は
Ben o 'deli zenci' dedikleri türdendim. [yarı kız kardeş]글쎄, 당신이 미친 흑인을 무엇 이라고 부르는 지는, 나는.
Ben o 'deli zenci' dedikleri türdendim. [yarı kız kardeş]Nun, ich war was man einen "Verrückten Negro" nannte.
Ben o 'deli zenci' dedikleri türdendim. [yarı kız kardeş]Ήμουν, θα έλεγες, ένας τρελός νέγρος, αυτό ήμουν.
Ben o 'deli zenci' dedikleri türdendim. [yarı kız kardeş]حسناً، كنت كما تستطيعون أن تقولوا زنجي مجنون، كنت واحداً
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Amikor én vitákról beszélek, valószínűleg erre gondolnak, a szemben álló modellre.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Când spun dezbatere, probabil v-aţi gândit la modelul adversarial.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Cuando hablo de argumentaciones, probablemente es el modelo bélico en el que pensaron.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Když mluvím o hádkách, je to tak jak si pravděpodobně myslíte, ten konfliktní model.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Ketika saya berbicara mengenai perdebatan, itu mungkin apa yang kamu pikirkan, model permusuhan.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Khi tôi nói về lập luận, mà có lẽ những gì bạn nghĩ về, mô hình đối nghịch.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Kiedy mówię o kłótniach, przychodzi wam na myśl pewnie taki model.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.제가 논쟁에 대해 말할 때, 아마도 여러분이 생각하고 계시듯이 대립적인 모델일 경우가 많습니다.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Quand je parle des débats, c'est probablement ce à quoi vous pensiez, le modèle accusatoire.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Wenn ich über Streit rede, ist es wahrscheinlich das, was Sie sich vorgestellt haben, das gegnerische Modell.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Όταν μιλάω για επιχειρήματα, πιθανόν να σκεφτήκατε αυτό το μοντέλο, της αντιπαλότητας.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Во время моего разговора о спорах, вероятно, вы подумали об оппозиционной модели.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.І коли я говорю про суперечку, можливо, ви також думаєте про сутичку.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.Когато говоря за спор, вероятно става въпрос за това, което и вие помислихте - конфликтния модел.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.כשאני מדבר על ויכוחים, זה ודאי מה שעלה בדעתכם. מודל ההתנצחות.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.عندما أتكلم عن الجدال، هذا على الأغلب ما تفكر فيه، النموذج العدائي.
Ben tartışmalar hakkında konuştuğum da, bu muhtemelen, düşündüğünüz gibi, düşmanca türden.このような敵対モデルでしょう でも戦争の比喩 すなわち 議論を戦争に喩え
Bir aile içinde ratlayabileceğimiz türde bir düşünce yapısı, örneğin --dominance(支配)は 「私の邪魔をするな」が原則であり
Bir aile içinde ratlayabileceğimiz türde bir düşünce yapısı, örneğin --가족들 사이에서 작용하는 마음상태의 종류, 예를들어
Bir aile içinde ratlayabileceğimiz türde bir düşünce yapısı, örneğin --le genre de mentalité qui opère au sein d'une famille, par exemple --
Bir aile içinde ratlayabileceğimiz türde bir düşünce yapısı, örneğin --הלך הרוח שפועל במסגרת משפחה, לדוגמה -
Bir aile içinde ratlayabileceğimiz türde bir düşünce yapısı, örneğin --نمط العقلية التي تنشاء داخل فصيلة (عائلة) ما، مثلاَ...
Birbirine yakın adalar da bile farklı türde Alaycı kuş vardırCác hòn đảo có cảnh vật khác nhau thì có các loại chim nhại khác nhau
Birbirine yakın adalar da bile farklı türde Alaycı kuş vardırOstrovy, vzdálené na dohled od sebe, obývali rozdílní drozdi.
Birbirine yakın adalar da bile farklı türde Alaycı kuş vardır,באיים שונים ,עם תצפית אחד לשני
Birbirine yakın adalar da bile farklı türde Alaycı kuş vardırجزر مختلفة على مرمى البصر من بعضهم البعض عندها الطير الهازئ المختلف
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Anh ta có thể nhớ tất cả mọi thứ tuyệt vời để giúp mọi tạo vật.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Ar putea memora multe lucruri fantastice pentru a ajuta mulţi oameni.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Dia dapat menghapal semua hal luar biasa untuk menolong orang banyak.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Ele podia memorizar todo o tipo de coisas fantásticas, para ajudar muitos seres.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Er könnte sich alle möglichen fantastischen Dinge merken, um vielen zu helfen.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Han kunde minnas en massa fantastiska saker för att hjälpa många varelser.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Hij zou allerlei goeds kunnen onthouden om vele mensen te helpen.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.Il pourrait mémoriser toutes sortes de choses fantastiques pour aider beaucoup d'êtres.
Birçok varlığa yardımcı olacak her türden olağanüstü şeyi ezberleyebilir.많은 이들에게 굉장히 유익한 갖가지 정보들을 기억할 수도 있고요.