Bununla, bu türden imal edilmiş her türlü ürünün ticareti yasaklanmıştır.Ez azt jelenti, hogy hivatalosan csak az adott fajjal mindennemű kereskedés tilos.
Yazı topunun değiştirilmesiyle değişik türde harfleri kullanmak mümkündür.Úgy tűnik az esetleges szövegvariánsok jelzésére.
Familya, 12 cinse ve yaklaşık 56-61 türden oluşur.A kölöntefélék családja 62 nemből és 256 fajból áll.
Albüm, birkaç farklı türden oluşmuştur.Az album három, különféle összeállításban jelent meg.
Toplamda 70 farklı türde uçak ile uçtu.25 különböző repülőgépen repült.
Oyun İngilizce "First-person shooter" tabir edilen türdedir.A játék műfaja First-Person Shooter.
Beş ana türde kort vardır.Most meg kell találniuk az öt másik kártyát.
Buğday biraları temel olarak üç türde üretilirler.A javak árai alapvetően háromféleképpen alakulhatnak ki a gazdaságban.
Alt tür, taksonomik hiyerarşide türden sonra gelir.Egyszer mezítlábas taxis hiénaként is szerepel.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Tässä tapauksessa, yhden lajin evoluutio aiheuttaa adaptaatioita toisessa lajissa.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Nämä jälkimmäisessä lajissa tapahtuvat muutokset taas aiheuttavat adaptaatioita ensimmäisessä lajissa.
Zaten Ned'in ortağı, bir şey kendisine ters geldi mi mutlaka belirten türde bir karakterdir.Nestori Kaasalaisen veli oli Väinö Kaasalainen.
Son 50 yılda görülen birleşmeler çoğunlukla bu türdendir.Viisikymmenluvulla tällaisia tavattiin usein.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Eri käyttötarkoituksiin on kehitetty useita erityyppisiä diodeja.
Değişik türde av kuşlarına da rastlanır.Siellä tavataan myös monenlaisia lintuja.
Matematikte bir rol hangi türde soruşturmayla oynanır Matematiksel soruşturmanın nesnesi nedir ?Minkälaista tutkimusta matematiikassa tulisi suorittaa?
Pek çok türde balık bulunmakta ve avlanmaktadır.Joitakin lajeja pyydystetään ja syödään.
Her iki türde aynı büyüklüktedir ve birbirlerine çok benzer.Molemmat sukupuolet ovat samankokoisia ja väritykseltään samanlaisia.
Öyle ki eskiden bu iki türün türdeş oldukları kabul edilmekteydi.Toisinaan näitä kahta alalajia pidetään omina lajeinaan.
Bu iki türden birinin etkisi bazı gruplarda diğerine göre daha fazla olabilmektedir.Yksilön itsetunto voi olla joillain osa-alueilla parempi kuin toisilla.
Bu türde seyirci sahneye sadece bir cephesinden bakar.Katsomoa on vain näyttämön yhdellä reunalla.
Toplamda 70 farklı türde uçak ile uçtu.Kaikkiaan hän osallistui 70 lentokoneen suunnitteluun.
Ancak bu etki ve nedenler mekanik türden şeyler değildir.Tämä erilaisuus johtuu siitä, että ihminen ei ole mekaaninen väline.
Paignton Hayvanat Bahçesi 300'ün üzerinde türden yaklaşık 2000 hayvan barındırmaktadır.Sedgwick County Zoo esittelee noin 400 eläinlajia.
Abseler normalde aspirasyon pnömonisinde oluşur ve çoğunlukla değişik türde bakterileri içerir.Τα αποστήματα συνήθως εμφανίζονται στην πνευμονία εξ' εισροφήσεως και συχνά περιέχουν διάφορα είδη βακτηρίων.
Farklı iklimi sayseinde bu eyalet geniş türde fauna ve floraya sahiptir.Εξαιτίας του ποικίλου κλίματός της, η πολιτεία έχει μια μεγάλη ποικιλομορφία χλωρίδας και πανίδας.
Öyle ki eskiden bu iki türün türdeş oldukları kabul edilmekteydi.Για πολύ καιρό αυτά τα δύο είδη εθεωρούντο ένα.
Resifte birçok yeni türde dahil olmak üzere 514 tür canlı bulunmaktadır.Τα βατοειδή περιλαμβάνουν 500 είδη σε 13 οικογένειες.
İyonlar lirik şiire en uzak iki türde şiir yazmışlardır.Ηχογράφησε δύο δίσκους με μελοποιημένα ποιήματα δύο εκ των σημαντικότερων Ελλήνων ποιητών.
Öykülerde ve romanlardaki dedektifler genellikle bu türden özel görevlilerdir.Οι ήρωες των διηγημάτων και των μυθιστορημάτων τους τείνουν να έχουν κοινότυπους χαρακτήρες.
Farklı türde bulaşık deterjanı, farklı bileşen kombinasyonları içerir.Μία άλλη σχετική διαφωνία αφορά την ομαδοποίηση διάφορων ειδών ερημοποιήσεως.
Bu türde olanların maliyet yüksekliği sebebiyle üretimi az yapılmaktadır.Επίσης, υπάρχει η κατηγορία πως για την παραγωγή του ξοδεύονται πολύ μικρά χρηματικά ποσά.
Bir süre bu müzikten utanmıştık fakat aslında bu türde keşfedilecek çok şey varmış.I lang tid var vi flove over musikken, men der var faktisk en del at opdage.
Diş sayıları türden türe değişmekle birlikte 28 ile 38 arasındadır.Altså 28 til 38 tænder.
Öyle ki eskiden bu iki türün türdeş oldukları kabul edilmekteydi.Indtil for nylig blev de to arter anset for at være identiske.
Bu familya sadece iki ayrı cinse ayrılan iki türden oluşmaktadır: Zürafa ve okapi.Den indeholder kun to arter; giraffen og okapien.
The Fall of Every Season'da bu türden sayılabilir.Sæsonen er forskellig på hver af disse sektioner.
Altı türden sadece ikisi güney yarıkürede yaşamakta.Der findes blot tre arter, der alle lever på den nordlige halvkugle.
Familya, 12 cinse ve yaklaşık 56-61 türden oluşur.Familien består af omkring 230 arter i 12-13 slægter.
Gen akışı, genlerin ya da alellerin bir türden diğerine transferidir.Genflow er overførsel af allel eller gener fra en population til en anden.
Familya, 6 cins ve buna bağlı yaşayan 19 türden oluşur.Familien indeholder 6 slægter med 19 arter.
Altı farklı türde şövalye oyunda kiralanabilir.Der seks forskellige monstre man skal kæmpe mod.
Çoğu biyolojik türde genomdaki dizilerin ancak ufak bir bölümü protein kodlar.I mange arter er det kun en lille fraktion af den samlede genomsekvens der koder protein.
Diğer dişsiz memelilerden farklı olarak tek bir türden oluşan dişleri vardır.Et andet særtilfælde findes hos tandhvalerne, der kun har tænder af en slags.
Melanizme (komple siyahlık) bu türde sık rastlanır.Helt mørke (melanistiske) eksemplarer forekommer nokså ofte.
Bilindiği üzere Pisagor, sadece bu türden ürünler kullanırdı.Det er også kalt Pythagoras, som er velkjent, kun benytter slike produkter.
Bu maçın kuralı ise aynı türde Pokémon'ların maç yapmasıdır.Spillet går ut på å utkjempe Pokémon-kamper.
Europeana farklı kültürel ve tarihsel miras enstitülerinden farklı türde içeriğe erişim imkanı sağlamaktadır.Europeana gir tilgang til ulike typer innhold fra ulike typer kulturminneinstitusjoner.
İşte bu türden sesler birer sesbirimdir.Det er ikke kjent om disse lydene er en form for kommunikasjon.
Ayrılık Savaşı’nda kullanılan General adlı ünlü lokomotif de bu türdendi.I «Det forsvunnede lokomotivet Duke» er det et lokomotiv som blir funnet.
Dr. Dolittle 1998 yapımlı ailecek izlenebilecek türden bir komedi filmi.Dr. Dolittle 2 er en amerikansk komediefilm fra 2001, og oppfølger til filmen Dr. Dolittle fra 1998.
Türdeşleri arasında en sert olanıdır.Typen er blant de sterkeste.
Alüminyum kaplı olan konnektörler 20 ", 23" ve 30 " olarak üç türde üretiliyordu.Skjermene leveres i tre størrelser: 20", 23" og 30".
Bu gruplar da kendi içlerinde çeşitli türden silahları içermektedir.I alle disse våpnene er det også andre våpenfigurer.
Ancak iddia ettikleri türden eylemler yapılmamıştır.Mereka merasa hal itu tidak sebanding dengan usaha yang telah mereka lakukan.
Genel olarak sağlıklı bireyler hayatları boyunca farklı türde savunmalar kullanır.Orang yang sehat biasa menggunakan berbagai mekanisme pertahanan selama hidupnya.
Bu türdeki ilk programı Loft Story idi ve çok fazla izlendi.Program dalam genre pertamanya adalah Loft Story, dan sering ditonton.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Perubahan pada spesies ke-dua kemudian menyebabkan kembali adaptasi spesies pertama.
Matematikte bir rol hangi türde soruşturmayla oynanır Matematiksel soruşturmanın nesnesi nedir ?Jenis penyelidikan apakah yang memainkan peran penting di dalam matematika?
Abseler normalde aspirasyon pnömonisinde oluşur ve çoğunlukla değişik türde bakterileri içerir.Abses biasanya terjadi pada pneumonia aspirasi, dan seringkali mengandung beberapa jenis bakteri.